NÂZIM Hikmet’le ilgili kimi bilgilerin neden gizlendiği, kimi mısraların neden sansürlendiği bugüne kadar tam olarak anlaşılmamıştır bir türlü. Söz gelişi, Mehmet Âkif hakkında söylediği, “Âkif inanmış adam, büyük şair” mısralarının neden kimi kitaplarından çıkartıldığı çok fazla sorgulanmamıştır nedense. Bu açıdan bakılınca, Nâzım Hikmet’in ilk şiir kitabının belki bilinçli olarak, belki tesadüfen gözden uzak tutulması da tuhaf gelmiyor insana. Tuhaf olan, bu tür bilgilerin yeterince değerlendirilmemesi.
NTV Tarih Dergisi’nin temmuz sayısında, imzalı kitap koleksiyoncusu Haluk Oral, bu türden bir açığı daha kapatıyor ve Nâzım Hikmet’in bugüne kadar bilinmeyen ilk kitabını getiriyor gündeme. Kitabın ismi: ‘Dağların Havası.’ Doğal olarak eski yazı yani Osmanlıca. Akbaba Neşriyat’ın bir numaralı kitabı olarak 1925 yılında çıkmış piyasaya. Zaten içindeki şiir de Akbaba’da tefrika edilen uzun bir şiir.
Kitapla ilgili bilgi veren Haluk Oral, “Pek çok kaynakta Nâzım Hikmet’in ilk şiir kitabının, 1928’de Bakü’de basılan ‘Güneşi İçenlerin Türküsü’ olduğu belirtilir” dedikten sonra bu yanlışı şu sözlerle düzeltiyor: “Halbuki gerçek farklı. 1925’te Akbaba Neşriyat’tan çıkan ‘Dağların Havası’ adlı kitabın kapağında veya içinde ünlü şairin ismi geçmez. Aynı yılın başında Akbaba Dergisi’nde yayımlanmaya başlayan şiir ise ‘Kartal’ mahlasını taşır. Bu ‘Kartal’ Nâzım Hikmet’tir ve şiirde ismi geçen Leman ise Şevket Süreyya Aydemir ve eşi Leman Hanım’dan başkası değildir.”
Dergide, yine Haluk Oral koleksiyonundan Nâzım Hikmet’in kitaplarının birinci baskıları ve hikâyeleri de yer alıyor.
P Dergisi’nden Matisse dosyası
On beşinci yılına ulaşan P Dünya Sanatı Dergisi Erkal Yavi tarafından yenilenen yüzüyle yayın hayatına devam ediyor. Derginin yeni sayısının dosya konusu, Matisse. Başka bir deyişle, “Rengin Zaferi”. Resim sanatının bu çok “bilinen” adı bilinmeyen yanlarıyla okura sunuluyor. Gerçeküstücülüğün birkaç önderinden biri olan Aragon’un Matisse yorumu, John Golding, Albert Kostenoviç, Diane Apostolos-Cappodane gibi günümüzün saygın sanat uzmanlarının Matisse’e değişik açılardan bakışları, Matisse’in kendi sözlerinden sanata yaklaşımı, sanatçının yakın dostu Bonnard’la yazışmaları, benzersiz bir “Matisse portresi” çıkarıyor ortaya.
Dergide ayrıca Ahu Antmen’in Sarkis’le yaptığı bir söyleşi de er alıyor.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde eserleri sergilenen Botero, yine Latin Amerikalı bir yazar, pek çok yapıtı dilimize de çevrilmiş olan Mario Vargas Llosa’nın kaleme aldığı bir yazıyla tanıtılıyor dergide.
Dünyadan ve Türkiye’den sergiler, uluslararası sanat pazarlarında rekor kıran eserler, yeni yayımlanan sanat kitapları da geniş yer buluyor P’nin sayfalarında.
‘Gözyaşı şişeleri’ vatanına döndü
IRAK’ta savaş sırasında kaçırılan 4 tarihi “gözyaşı şişesi” ana vatanına döndü. Habur Sınır Kapısı’nda gümrük kontrolleri sırasında yakalanarak Mardin Müzesi’nde muhafaza edilen şişeler, Irak’tan gelen heyete teslim edildi. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne gelen Irak Müzeler Müdürü Amira Edan başkanlığındaki heyet, 4 parça eseri Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü’den teslim aldı. Süslü, “Eserlerin bazıları, ülkeye kaçak sokulurken tahribata uğramış durumda. Emanet olduğu için biz konservasyon ve restorasyonunu tamamlamadan onlara iletiyoruz. Arzu ettikleri takdirde burada konservasyon ve restorasyon işlemleri de gerçekleştirilebilir” dedi.
Hakkâri’de ‘Kürt Dili ve Edebiyatı Günleri’
Behçet DALMAZ/DHA
HAKKÂRİ Üniversitesi’nce 16-18 Temmuz tarihleri arasında ‘21’inci Yüzyıl’da Kürt Dili ve Edebiyatı Günleri’ konulu bir konferans düzenlenecek. Fransa, İngiltere, İsveç ve Irak’tan 20’yi aşkın akademisyen ve uzmanın Kürt Dili ve Edebiyatı üzerine sunumlar yapacağı belirtildi. Etkinliğin tüm oturumlarında Kürtçe konuşulacağı, Kürtçe bilmeyen katılımcı için çeşitli dillerde çeviri yapılacağı belirtildi. Hakkâri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Belenli, değişik etnik kimliklerin birbirlerini sevmesi, anlaması ve kabullenmesi için bu tür etkinliklere ihtiyaç olduğunu söyledi. Prof. Dr. Belenli, “Hakkâri, Kürtler’in büyük çoğunluğunun yaşadığı yerlerden biri. O yüzden Hakkâri Kürt kültürünün en sağlam bir şekilde hiç bozulmadan yaşadığı ve kendi kültürüne sadık olan en iyi yerlerden birisi” dedi.