Oruç bu manada bizim için tam bir kalkandır. Kalkan nasıl ki bir savaşçıyı düşmanın kılıç ve mızrak darbelerinden korur, aynen öyle oruç Da kalbimize saplanıp orada derin izler bırakacak günahların zehirli oklarından bizleri korur.
Hakkıyla oruç tutan insan, devamlı teyakkuz halindedir. Orucu hakkıyla tutmak için sadece midemizin isteklerine set çekmek yeterli olmaz. Orucun günahlarla aramızda perde olabilmesi için kötü söz sarf etmemeye, bağırıp çağırmamaya, gıybet etmemeye özen göstermeliyiz. Kısacası bütün azalarımıza oruç tutturmalıyız. Çünkü Rabb’imizin ne aç kalmamıza ne de susuz kalmamıza ihtiyacı vardır.
Hakkını vere vere oruç tutan bir insan, nefsanî arzu ve isteklere kapalı olduğu için günahlar onun semtinin yakınından bile geçemez. Rasulullah (aleyhissalatu vesselam), "Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.'' buyuruyor. Yani, günahlar bir vadide, oruçlu insan ayrı bir vadidedir.
Ayrıca oruç, kişinin, cismanî arzulara karşı koyma melekesini de geliştirir. İnsan oruçlu olduğu anlarda her türlü negatif istek ve meyillere engel olmaya güç yetirdiği gibi, kazandığı bu dirençle, oruçlu olmadığı zamanlarda da, bu tür istek ve meyillere engel olmaya güç yetirebilir.