Bu Haber 01 Ağustos 2010, Pazar 22:30:09
Eklenmiştir. 1036 Kez Okunmuştur.
Kıskançlık, temelde güvensizlikten kaynaklanan içgüdüsel bir duygudur. Çocuk zamanla bu duygusunu kontrol ederek dengeli yaşamayı öğrenir. Fakat bazı çocuklarsevdikleri kişilerin başkalarına ilgi göstermesinden rahatsız olurlar.
Kıskançlık, çocukların kendisi ve çevresindeki insanlarla olumlu ve dengeli ilişkiler kurmasına engel olan, çocuğu yaşanılması zor, mutsuz duruma düşüren bir durumdur.
Kıskançlığı çok yoğun yaşayan çocuklar, kendisine olan ilgi ve sevginin başkasına yönelmesi sonucunda kendini terkedilmiş, güvensiz hissederler. İstediği ilgiyi elinden alan kişiye karşı öfke, nefret, öç alma duygularıyla dolar. İlgiyi yeniden üzerine çekmek için kurallara uymaz, söz dinlemez, okulunda başarısız olur. Tek isteği kaybettiği sevgiyi ve ilgiyi yeniden kazanmaktır.
Yeni bir kardeşin dünyaya gelmesi genellikle kıskançlık başlangıcı olabilir. O güne kadar tüm sevgi ve ilgiyi tek başına yaşarken yeni bir kardeş ona göre sevgiyi parçalamıştır.
Yeni doğanın anneye bağımlı oluşu da kıskançlık duygusunu iyice arttırır.
Kardeşini kıskanan çocukta, mızmızlanma, bebek gibi konuşma, meme emmek isteme, altını ıslatma gibi gerileme davranışları görülebilir. Yine çocuk sürekli “Uykum geldi”, “Karnım acıktı”, “Çişim var” gibi sözlerle anne-babayı rahatsız edip ilgiyi kendineçekmeye çalışır. Devamlı olarak huzursuzluk duyar ve çevresindekileri de huzursuz eder.
Basit nedenlerle öfkelenir, eşyalarına zarar verir, nedensiz ağlar.
Anne- babanın kardeşler arasında karşılaştırmalar yapması da kıskançlığı pekiştirir.
“ Kardeşin senden küçük olduğu halde her şeyi senden daha iyi yapıyor”,. “Kardeşine bir kere söyleyince hemen anlıyor, sana defalarca
söyledim hala anlamıyorsun” gibi sözler çocuğun kardeşine karşı olan kızgınlığını ve öfkesini artırır.
Çevredeki kişilerin de bilinçsizce yeni kardeşi olan çocuğa, “senin pabucun dama atıldı”,
“Bak o küçük artık onu seveceğiz.”gibi sözleri kıskançlık duygusunu besler.
Resim 15: Çocuk kardeşini kıskandığı için zarar verebilir.
Kıskançlık, kardeşine ya da onun eşyalarına zarar verme şeklinde de görülebilir. Bu durumda çocuğun zorlanması, cezalandırılması işi daha kötüye götürür. Çocuk, büyüklerinin yanında yalancı sevgi gösterilerinde bulunsa bile, fırsatını bulduğunda kardeşini gizlice hırpalar, ağlatır.
Kıskançlık tepkileri, zamanında tanınıp değerlendirilmelidir. Çocuğun ihtiyacı olan sevgi ve ilgi zamanında ve yeterli verilmelidir. Anne-babalar, yeni bir çocuk doğacağı zaman diğer çocuğu buna alıştırmalıdır. Yeni kardeşin bakıma gereksinimi olduğu için anne babasının onunla da vakit geçirmesi gerektiği anlatılmalıdır. Yeni doğanın bakımında diğer çocuktan yardım da istenmelidir. “Kardeşinin bezini getirir misin, kardeşini birlikte yıkarız.”gibi. Çocuğa ait olan eşyalar izinsiz olarak kimseye verilmemelidir. Bu durum çocukta mülkiyet duygusu için çok önemlidir.
Anne-babalar çocukları arasında kesinlikle kıyaslama yapmamalıdır. Her çocuğun farklı özellikleri olduğu unutulmadan o yönde gelişmelerine yardımcı olunmalıdır.
Çocuk bir okul öncesi eğitim kurumuna verilecekse bu doğumdan önce yapılmalı, onda evden uzaklaştırıldığı düşüncesi yaratmamalıdır. Yine yeni bir kardeşin doğumundan hemen sonra anneyi rahatlatmak için ilk çocuk anneanne, babaanne gibi bir yakına gönderilmemelidir.
Kıskançlığın şiddeti anne-baba tarafından fark edilip önlenemezse, bu çocuklar hayatlarının her aşamasında, kıskançlık duyguları ile yaşarlar. Okulda arkadaşlarını ve onların başarılarını kıskanırlar. Öğretmenlerinin gözüne girmek için yalan söyler, kıskandıkları arkadaşlarının üstüne suç atarlar.