Ben ahiretlik değil de, dünyalık bir eşle mutlu olabilir miyim? İnsan, aklını kullandığı takdirde bunu başaramaz mı? (Rumuz: Mehtap)
Mutluluk manevi bir hal, kalbi bir olay... Dünyalık dediğiniz şey para mı, ev mi, araba mı, makam mevkii mi? Boy bos mu, yakışıklılığı mı, çevresi mi?
Bu özellikler mutluluk için yeterli midir? Yeterli olsa bile ne kadar süreli olur?
Karın doyuran, göz dolduran, cebinizi şişiren, çantanızı kabartan şeyler ne derece huzur verir, verse bile ömrü ne kadardır?
Bu birinci husus. Asıl önemli olan nokta ahiretle, dinle, maneviyatla ilgisi, alakası olmayan veya zayıf olan, her şeyi maddede, parada ve dünyalıkta gören bir insanla nasıl bir paylaşım içinde bulunacaksınız, başarı oranınız ne seviyede olacaktır?
Ha, şu olabilir: Evleneceğiniz kişinin maddi durumu iyidir, imkânları yerindedir, makam/rütbe sahibidir ama dini bilgileri, ibadet hayatı yetersiz ve eksiktir.
Derse ki, "Ben dini konuda yeterli bilgiye sahip değilim, bana bunları anlatırsan ben de uygulamaya başlarım, sana iştirak ederim, birlikte bir bütünlük sağlarız."
Bu sözler bir ihtiyaç belirtisidir, bir iyi niyet gösterisidir ve güzel bir itiraftır.
***
Geçtiğimiz gün yurtdışında uzunca bir süre kalmış bir dostumla konuşuyordum. Türkiye'ye dönmüş, evlenmek istiyordu. Sohbet esnasında dedi ki: "Evleneceğim kız manevi eksiklerimi tamamlamalı, imanımı kuvvetlendirmeye yardım etmeli."
Ben de, "Niyetinizde samimi iseniz, Allah karşınıza böyle birisini çıkarır" demiştim.
Fakat "İşi baştan sıkı tutayım, şansa bırakmayayım, en iyisi inancıma göre birisi olsun" derseniz, işte o zaman Peygamberimizin şu tavsiyesi karşımıza çıkar:
"Kadınlar ile dört özellik için evlenilir: Malı, hasebi (şerefi), güzelliği, dindarlığı için. Sen dindar olanını seç, bereket görürsün."
Bir erkek evleneceği kadında bu şartları arayabileceği gibi, bir kadın da evleneceği erkekte bu özellikleri bekleyebilir.
Demek ki, bereket, huzur ve mutluluk, Peygamberimizin tavsiye ettiği gibi dindarlıkta, yani manevi ve ahlaki zenginliktedir.
Her şey geçer, biter ama bu manevi özellikler kalıcı olur.
Sizi ebedi hayat arkadaşı olarak gören, süreyi Cennet'e kadar uzatan bir düşünce ile sadece bu hayatı esas olan bir düşünce aynı olur mu?
Aramızdaki maneviyatı nasıl güçlendirebilirim?
Ben 8 yıllık evliyim. Eşimi ibadete yöneltmek için çaba gösteriyorum ama pek başarılı olamıyorum. Aramızdaki maneviyatı nasıl güçlendirebilirim? (Rumuz: Ayla)
Bir üstteki soru ile bu soru arasında ilginç bir bağlantı var. Üstteki soruda anlatılan mesele, bu soruda karşımıza çözümünde zorlanan bir problem olarak çıkıyor.
Demek ki, bir insan manevi hayatında ve ibadetlerinde yeterli değilse, evlendikten sonra arzu edilen bir seviyeye ulaşamıyor. Ne kadar çaba sarf edilirse edilsin istenen sonuç elde edilemiyor.
Eşinizi ibadete yöneltmeniz için öncelikle o manevi paylaşıma açık olmalı, ibadet açlığı çekmeli, dini açığını fark etmeli; açlığını gidermek, açığını doldurmak için psikolojik bir ihtiyaç içinde bulunmalıdır.
Kendini tok kabul eden bir insanın önüne ne kadar lezzetli bir yemek getirirseniz getirin, ona bir şey yediremediğiniz gibi, "ibadet tokluğu" yaşayan insana da ibadeti sevdirmeniz zaman alır.
Burada sizin yapacağınız tek bir şey varsa, o da akıl verir gibi, ders anlatır gibi, hatta suçlamaya ve kusur bulmaya çalışır gibi davranmamaktır.
Yemek saatinde sofrayı kurduktan sonra, şayet açsa sizin davet etmenize gerek kalmadan, yemeğin kokusu onu sofraya çeker. Siz sadece görevinizi yapın, tesiri ve yaptırmayı Allah'a bırakın.
Sohbet esnasında konu açılacak olsa bile bir teşvik şeklinde paylaşın, bir sevdirme tarzında konuşun. Çünkü sizin kul olarak "yaptırım" gibi bir göreviniz yoktur. Peygamberler bile, sadece "tebliğ" ile anlatmakla görevliler.
Bugün gazetesi