HaberGO.Com - Habere Giden Yolunuz - Son Durum Haberler
Önceki Önceki
Sakın! KEŞKE demeyin! Çünkü

Sakın! KEŞKE demeyin! Çünkü

  Bu Haber 25 Ocak 2011, Salı 01:29:59 Eklenmiştir. 533 Kez Okunmuştur.
Sakın! KEŞKE demeyin! Çünkü Peygamberimiz (a.s.m) insanları uyarıyor: Sakın! Keşke demeyin! Neden mi? İşte cevabı:

  



Doç.Dr.Niyazi Beki’nin yazısı

Peygamber Efendimiz (a.s.m) Uyarıyor; “Keşke” Demeyin!                                 

İmtihana tabi bir varlık olarak insanlar, Allah’la olan münasebetlerinde her zaman dikkatli olmak zorundadır. İnsanın zihninde taşıdığı fikirlerin, davranışlarına yansıttığı fiillerin, ağzından çıkardığı sözlerin hepsi değerlendirmeye tabidir. Küfür-iman tablosunun, günah-sevap cetvelinin kaynağı bu üç mekanizmadır. Bunların -imtihan malzemesi olarak- önemi, aşağıda takdim edilen ilahî-nebevî olan şu değerlendirmelerde açıkça görülmektedir:

“Ey insanlar! Siz içinizdeki şeyleri açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onlardan dolayı hesaba çeker” (Bakara, 2/284) Bu âyetten, zihin-fikir planındaki düşüncelerimizden de imtihana tabi olduğumuz anlaşılmaktadır. Buna göre, küfrünü açığa vuran kâfir gibi, küfrünü gizleyen münafık da hesaba çekilecektir.

“Bugün mühür vuracağız ağızlarına, elleri Bize söyler, ayakları şahitlik eder, kendi yaptıklarına” (Yasin, 36/65) mealindeki âyetten ise, yaptığımız bütün fiillerimizden hesaba çekileceğimizi, organlarımızın aleyhimizde konuşup şahitlik edeceklerini öğreniyoruz.

“O sırada siz o iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor, işin aslına dair hiç bilginiz olmayan sözleri ağızlarınızda geveleyip duruyordunuz ve bunu basit, önemsiz bir şey sanıyordunuz. Halbuki o, Allah’ın nazarında pek büyük bir vebaldi!”(Nur, 24/15)
“Gün gelecek, dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları bütün kötülükleri tek tek bildirerek, aleyhlerinde şahitlik edecektir”(Nur, 24/24) meallerindeki âyetlerde dillerimizden de, sözlerimizden de hesaba çekileceğimizi göstermektedir.
Bu konuda şu hadis-i şerifi de hatırlamakta fayda vardır:
Hz. Muaz anlatıyor: “Ben; ‘Ey Allah’ın Resulü! Biz konuştuklarımızdan da sorguya çekilecek miyiz?’ dediğimde, ‘Muaz! Annen hasretine yansın, insanları yüzüstü cehenneme atan, dillerinin biçtiğinden başka bir şey midir?’diye buyurdu” (Kenzu’l-Ummal, hadis No: 43579).

İnsanlar ince elekten geçiyor

İnsanlar ince elekten geçiyor ki; adalet yerini bulsun, herkes hak ettiğini bulsun, zalim ile mazlum arasında fark olsun. İnsanlık tarihi açıkça göstermiştir ki, cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değildir. Özellikle çağımızda bozulmamış her vicdan günde belki bin kere; “mazlumlar için yaşasın cennet!”,  “zalimler için de yaşasın cehennem!” diye feryat ediyor. Bu vicdanî duygular gösteriyor ki, Rabbimiz cennet ve cehennemin varlığını sadece indirdiği semavî kitaplar ve gönderdiği peygamberler vasıtasıyla bildirmekle yetinmemiş, aynı zamanda konuyla en yakın ilişkisi olan insanların vicdanına da bunu kazımıştır.
 
“Eğer-Şayet-Keşke” de, elenen sözcüklerdir

İmtihana tabi olan insan, öyle bir ince elekten geçiyor ki, insanın “keşke” demesi bile başlı başına bir sorun teşkil ediyor.
Nitekim, Peygamberimiz (a.s.m) insanları uyarıyor: “Sakın! ‘Keşke’ demeyin!”
Hz. Ebu Hüreyre anlatıyor: Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurdu: “Kuvvetli (iman, azim, teşebbüs kabiliyeti bakımından güçlü) mümin, zayıf müminden Allah’a daha sevimlidir. Her birinde hayır vardır. Senin için (her iki dünyada) faydalı olan şeylere rağbet et; Allah’tan yardım iste, âcizlik/tembellik gösterme!  Şayet başına bir musibet gelirse; ‘Eğer şöyle yapsaydım, şöyle şöyle olurdu’ veya; ‘Keşke şöyle yapsaydım, o zaman şöyle şöyle olurdu’ şeklinde bir şey söyleme! Bilakis şöyle de; ‘Bu Allah’ın takdiridir, o neyi isterse onu yapar’. Çünkü, “LEV” (eğer, şayet, keşke) kelimesi şeytanın işine yarar/iş yapmasına kapı açar.”(Müslim, Kader, 34; İbn Mace, Mukaddime, 10; Ahmed b. Hanbel, 2/366, 370).

Bu hadisin ifadesinden de anlaşılacağı gibi,  şeytana iş yapma imkânı veren “LEV: Eğer, şayet, keşke” kelimesinin ifade ettiği hususun, kaderle yakın ilişkisi vardır. Geçmişe ait olaylar birer vukuattır. Vukuat ise birer mukadderattır, kaderin birer yansımasıdır. Bu gerçeğe rağmen, şayet kişi “Eğer şöyle yapılsaydı, böyle olmazdı” veya “Keşke şöyle yapılsaydı, o zaman bunlar başımıza gelmezdi” diye bir zihinsel hayıflanmaya başlarsa, şeytan zihnini bütün bütün karıştırır, içine vesvese verir. Adam, mutezile gibi –kaderi inkâr edercesine- işin vukuunu tamamen sebeplere bağlar. Bu husus, itikadî yönden zararlı olduğu gibi, işin sonucunu değiştirebilecek bir fırsatı kaçırmanın teessüfünden, bir moral çöküntüsü de yaşar. Zaten şeytanın yapmak istediği de budur.

Şüphesiz, Allah’ın takdirine inanıp boyun eğen, sadece kendi cüzî iradesiyle yaptığı yanlışlığa işaret etmek isteyen kişinin durumu bundan farklıdır (Nevevî, ilgili hadisin şerhi).
Şeytana iş yapma imkânı sağlayan “keşke”lerden kurtulmanın tek yolu, sebepler dairesinde gereken tedbirleri aldıktan sonra, Allah’ın âdil ve hikmetli olan kaderine teslim olmaktır. Teslimiyet ve tevekkül ise, şüphesiz güçlü bir imanın yansıması olacaktır. Aşağıdaki hadis-i şerifte bu ders verilmiştir:
“Bir kul, hayrıyla, şerriyle kadere iman etmedikçe; kendisine (hayır veya şerden) isabet eden bir şeyin yanlışlıkla onu atlamasının mümkün olmadığını ve kendisini atlamış olan bir şeyin de yanlışlıkla ona isabet etmesinin imkânsız olduğunu  bilmedikçe, iman etmiş olmaz" (Tirmizî, Kader, 10).

Şeytana iş kapısını açan “Eğer/Keşke” den bir misal

Uhud savaşında Müslümanlar 70 şehit vermişti. Savaşa katılmayan münafıklar, yakınlarının üzüntülerini arttırmak için, onlar da kendileri gibi savaşa katılmasalardı kesinlikle ölmeyeceklerini söylemişlerdi. Allah, bunların –şeytanın vekili gibi- telkin ettikleri vesveselerinin yanlışlığını ortaya koyarak, onların iddialarını reddetmiştir. Konuyu Kur’an’dan izleyelim:
     “…Bir kısmınız ise can derdine düşmüş, Allah hakkında cahiliye devrindekine benzer, gerçek dışı şeyler düşünüyorlar: ‘Bu işin kararlaştırılmasında bizim yetkimiz mi var? Ne gezer!’ diye söyleniyorlardı. De ki: ‘Bütün yetki ve karar Allah’ındır’ Onlar aslında içlerinde, sana karşı açığa vuramadıkları bir şeyler saklıyor ve kendi aralarında: ‘(Eğer/Keşke)Bu emir ve komuta işinde bir payımız olsaydı, şimdi burada olmaz, öldürülmezdik’ diyorlardı. De ki: ‘Siz evlerinizde dahi olsaydınız, haklarında ölüm takdir edilenler, mutlaka düşüp ölecekleri yerlere doğru çıkacaklardı. Allah, sizin içinizde olanı sınamak  ve kalplerinizi her türlü vesvese ve kirden arındırıp pırıl pırıl yapmak içindir ki, bunu başınıza getirdi. Allah sinelerin özünü dahi bilir.’
Ey iman edenler! Dini inkâr edip de Allah için seferde ölen veya gazalarda öldürülen arkadaşları hakkında: ‘(Eğer/Keşke)Bizim yanımızda olsalardı, ne ölürler ne de öldürülürlerdi’ diyenler gibi olmayın! Allah bunu, onların gönüllerinde bir hasret, bir yürek yarası olarak bıraksın diye yaptı. Hayatı veren de, alan da Allah’tır. Allah bütün yaptıklarınızı görür.
Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz,  Bilin ki, Allah tarafından mağfiret ve rahmet, insanların topladıkları bütün mallardan daha hayırlıdır.”  (Âl-i İmran, 3/154, 156-157)..

“Eğer/Keşke” sözcüğünün kullanılmasının uygun olup olmaması, bunu kullanan kimsenin akidesiyle yakından ilişkilidir. “Keşke/eğer şöyle olsaydı.. böyle olurdu/veya böyle olmazdı” ifadesini kullanan kimse, olmasını istediği şeyin vukuu durumunda mevcut durumun –Allah’ın meşietini, iradesini, dilemesini göz önünde bulundurmadan- kesinlikle değişiyor olacağına inanıyorsa, bu yanlış bir düşünce olur ve şeytana yanlış telkin kapılarını açar. Yukarıda –meal olarak-sunduğumuz ilgili hadiste yer alan ve insanlardan söylenmesi istenen “Bu Allah’ın takdiridir, o neyi isterse onu yapar” ifadesi, insanları sebeplere fazla yer veren düşüncenin yanlışlığından kurtarmaya yöneliktir.

“Keşke/eğer şöyle olsaydı.. böyle olurdu/veya böyle olmazdı” ifadesini kullanan kimsenin maksadı -kesin kararın mutlaka Allah’a ait olduğunu göz önünde bulundurmakla beraber- Allah’ın kâinatta cari olan prensipleri çerçevesinde sebeplere hakkettikleri kadar bir değer vermek ise, bunda bir beis yoktur. Buna Hz. Ebu Bekir’in hicret esnasında mağaradayken söylediği; “Eğer onlardan biri ayağını kaldırsa/ayağının altına baksa, mutlaka bizi görür” şeklindeki sözlerini misal verebiliriz. Hz. Ebu Bekir, Allah’ın izni olmadan onların kendilerini göremeyeceklerine kesinlikle inanıyor olmakla beraber, bu sözleriyle normal âdetullah denilen sebepler çerçevesinde onların kendilerini görmelerinin rahatlıkla mümkün olduğuna işaret etmiştir (krş. İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi)..
Kurtubî’nin de ifade ettiği gibi, “eğer/keşke” cümlelerinin kullanılmasını uygun görmeyen hadisin verdiği ders şudur: Maziye/geçmişte olmuş hadiselere kader penceresinden bakmak, Allah’ın emrine teslim olmak, kadere rıza göstermek, vukua gelmiş olan olumsuzluklara bakıp aşırı üzgünlüğe kapılmamak gerekir. Bu teslimiyeti göstermeyip de “eğer/keşke..”lerle  olanları değerlendirmeye çalışanlara şeytan müdahale edecek ve onları imkânsız temenni ve kuruntularla hüzne boğacak ve Allah’a karşı olan teslimiyetini kırmaya çalışacaktır (a.g.y).

Bu mevzuda reçete nedir?

Mutezileler gibi sebeplere fazla perestiş etmemek, Cebriyeciler gibi sebepleri bütün bütün yok saymamak için, ehl-i sünnetin şu formülüne göre hareket etmek gerekir. Şöyle ki;

Sebepler dairesi çerçevesinde düşündüğümüz zaman, sebeplere yapışmanın zorunlu olduğuna, onların Allah’ın hikmetini yansıtan bir zincirler halkası olduğuna, Allah’ın kâinatta cari kanunlarının manzumesi olan bu sebeplere riayet etmemek, bu ilahî nizama karşı bir isyan olduğuna inanmak gerekir.

İtikat dairesinde konuyu değerlendirirken de, sebeplerin gerçekte hiçbir etkiye sahip olmadıklarına, her şeyin yaratıcısının yalnız Allah olduğuna iman etmek gerekir. Buna göre, ilaç alacağız, fakat şifayı Allah’tan bekleyeceğiz. Koruyucu hekimlik çerçevesinde gereken tedbirleri alacağız, fakat koruyanın yalnız Allah olduğuna iman edeceğiz.
Şair ne güzel söylemiş: “Allah’a dayan, saye sarıl, hikmete ram ol/Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.”

Zafer Dergisi



ETİKETLER : haber, din, ahlah, zafer dergisi, keşke, eğer, DoçDrNiyazi Beki, Allah, peygamber efendimiz, hadis, ayet, yasin, uyarı, şayet, cennet, cehennem, ,

DİĞER GÜL BAHÇESİ - DİNİ HABERLERİ
GÜL BAHÇESİ - DİNİ HABERLERİNİN ALT KATEGORİLERİ
 
Tek Tıkla Tüm Ulusan Gazete Manşetleri
 
Türkçe Olimpiyatları
İşte Pakistanlı Ahme
Haber Türk 1 Gün Kon
CNN Türk A.Hakan Tar
TV8 Okan Bayülgen Kr
TRT Kurt Kanunu 16.B
23 Mayıs Memur Grevi
Memur Zammını Belirl
İstanbul Kartal'da M
Başbakan Erdoğan'ın
İçişleri Bakanından
Zekeriya Öz'den Çizi
Geleceğin Karayollar
Can Bonomo Eurovisio
Milli Eğitim Bakanın
Başbakan Erdoğan'ın
6200 tonluk tarihi b
Kıbrıs Rum Kesimi’ni
[ Tümünü Göster ]
 
 
28 Şubat Soruşturmasında Reha Muhtar a Neden Bağırıyordun Diye Sorulmalı mı ?
EVET
HAYIR
GEREKSİZ BİR ANKET

Diger Anketler İçin Tıklayın...
 
Acil Satılık Uygun Fiyata Denize Sıfır Y
Reklam Ver
İl İl Namaz Vakti , Namaz Vakitleri , Ra
Xsorgula.Com Online Sorgulama Sitesi İle
Gazete Manşetleri - Günlük Gazete Manşet
Üniversite Web Adresleri
Medya Yayın Linkleri - Gazete Linkleri -
TV İzle - Radyo Dinle
Belgeseller İzle
Yabancı Müzik Dinle
Sesli Şiir Dinle
T.S.M Dinle
Türkü Dinle
İlahi Dinle
Ezgi Dinle

Şehirlerde Arama 
Sehir Seçin  Sehir Seçin  Adana  Afyonkarahisar  Aksaray  Ankara  Antalya  Aydin  Balikesir  Bolu  Bursa  Çanakkale  Çorum  Denizli  Diyarbakir  Edirne  Elazig  Erzurum  Eskisehir  Gaziantep  Hatay  Istanbul  Izmir  Kahramanmaras  Kayseri  Kocaeli  Konya  Kütahya  Malatya  Manisa  Mersin  Mugla  Nevsehir  Osmaniye  Sakarya  Samsun  Sivas  Tekirdag  Trabzon  Usak  Zonguldak
Buraya Reklam
Web Stats
Sitemizde Yayınlanan haber, Yazı, Video, Makale ve Dökümanları Sitemiz Paylaşım Amaçlı Sunar Ve Hiçbir Sorumluluk Kabul Etmez.
Buraya Reklam
 
Normal sezon sona erdi, Kerem AL Bayburt valisi 17 Ağustos 2011 nereye atandı, New York’ta Beş Minare Fragman - VİDEO İzle, baba vanga kimdir, Online Fransa Filmleri İzle, 2011 2012 yılı harç ücretleri İçin Tıklayın, İstanbul Teknik Üniversitesi Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, iş başında, sgk son prim sorgulamaları, adaylıkda son durum, 24 Haziran 2011 Tarihli ve 27974 Sayılı Resmi Gazete - 24.06.2011 -İşte 24 Haziran 2011 Gazete Manşetleri, Narlıdere ili ilçesi 12 haziran 2011 seçim sonucu, geniş özet izle, ni Christos Mylordos, Uluslararası Ticaret ve Finansman TM-12012 Yılı LYS Taban Puanı ve Başarı Sırası, 22 Ayar Altın 22 eylül Gün Sonu Fiyatı Ne Kadar Oldu ?, İşte 02 Temmuz 2011 Gazete Manşetleri - 02 Temmuz 2011 Tarihli ve 27981 Sayılı Resmi Gazete - 02.07.2011, sandıkların tamamı açılan iller ilçeler, ispanya la liga maç özetleri Lecce 3-3 Cagliari 17 Nisan 2011, 3) Şoför görevde yükselme şartları, çok konuşulacak açıklamalar yaptı. Ahmet Özal babasının ses kayıtlarını yayınlayacak. Peki kayıtlarda neler var?, TV 8 Okan Bayülgem Muhallebi Kralı Konu Çalışmak Tek Parça Full Tekrar İZLE-VİDEO 01.-02 Mayıs 2012, Liberyalı Ellen Johnson-Sirleaf, Risale-İ Nur Külliyatı Lem, İnhisar Kaymakamlığına Kim Atandı, İstanbul Erkek Lisesi son sınıf öğrencisi, tan çekilme kararını spor yazarlarına sorduk., Çubuk Bey Anadolu Lisesi ELAZIĞ , Beşıktaş Bjk- Atletıco Madrid maçı geniş özeti, Mehmet Zorlu Vakfı ,