Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, dershanelere olan ihtiyacı ortadan kaldıracak eğitim sisteminin kurulmasına ağırlık vereceklerini bildirdi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Dinçer, 18. Milli Eğitim Şurası'nda, 'Andımız'ın kaldırılmasının gündeme konulmadığını söyledi. Dinçer, bir üye tarafından Genel Kurula, 'Andımızın' kaldırılması yönünde önerge verildiğini, ancak bu önergenin de reddedildiğini belirtti.
Dinçer, başka bir soruyu yanıtlarken, şu anda 47 bin 234 İngilizce öğretmeninin görev yaptığını, 8 bin 465 öğretmene ihtiyaç duyulduğunu, ancak dışarıdan İngilizce öğretmeni getirmek gibi bir planlarının olmadığını bildirdi.
Dershanelerle ilgili konuya değinen Dinçer, bir yerde talep varsa arzın da ortaya çıkacağını, bu nedenle konuyu tartışırken dershanelerin varlığı üzerinden tartışma yapılmasını doğru görmediğini ifade etti. Dinçer, ''Böyle bir talebi yaratmayacak yapının kurulması gerekiyor. Bundan sonraki süreçte dershanelere olan ihtiyacı ortadan kaldıracak eğitim sisteminin kurulmasına ağırlık verilecek'' dedi.
Bakan Dinçer, daha önce bu yönde alınmış tedbirlerin sonucu olarak, Türkiye'de 2009-2010 yıllarında 4 bin 193 olan dershane sayısının, 2010-2011 yıllarında 3 bin 972'ye düştüğünü belirtti.
Dinçer, Milli Eğitim Bakanlığının bütçesinin aslında Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden daha az olduğu, savunmaya örtülü ödenekten de kaynak aktarıldığına ilişkin eleştiri üzerine, Milli Savunma Bakanlığına, demirbaş sayılacak türden hiçbir alımın örtülü ödenekten karşılanmaması yönünde daha önce düzenleme yapıldığını anımsattı.
Milli Savunma Bakanlığı bütçesini oransal olarak etkileyecek örtülü ödenek aktarımı olmadığını belirten Dinçer, savunma-güvenlik bütçesinin tamamının 38.6 milyar lira olduğunu kaydetti. Dinçer, Milli Eğitim Bakanlığının, YÖK, üniversiteler, Yurt-Kur, ÖSYM de dahil toplam bütçesinin 56.5 milyar lira olduğunu, bunların içinde yerel yönetimlerin eğitim için ayırdığı kaynağın bulunmadığını söyledi.
-''Kayıtta bağışa karşıyım''-
Okullarda bağış toplanmasına ilişkin eleştirilere de yanıt veren Dinçer, ''Bakan olarak, sadece kayıt dönemlerinde öğrencilerden bağış alınmasını yasaklayan genelge yayınladım. Gönüllü katkı konusunda yasak yoktur. Okul yöneticilerinin kayıt zamanında, kayıt yapıp yapmama gücünü kullanarak öğrenci velilerinden bağış almalarına itiraz ettim. Kayıt yapıldıktan sonra öğrenci velilerinden gönüllü olarak bağış yapılabilir, buna itirazım yok. Kayıt olmayı hak etmiş öğrenciye, 'siz bağış yapacaksınız' demeyi ahlaken doğru bulmuyorum. Okula kayıt sırasındaki bağışlara ben karşıyım'' dedi.
Dinçer, Türkiyede 42 binden fazla okul bulunduğunu, bağış alan okul sayısının ise 3 bin civarında olduğunu bildirdi.
İstanbul'daki okulların depreme dayanıklılık konusuna değinen Dinçer, 1090 okulun tamamının gözden geçirildiğini, 175 okulun yıkılıp yenisinin yapıldığını, 375 okulun güçlendirildiğini geri kalan okullar için çalışmaların devam ettiğini söyledi.
Bakan Dinçer, hiperaktif, dikkat eksiği olan ve üstün zekalı çocukların tespiti için çalışmalar yapıldığını, toplum düzeyi geliştikçe, öğretmenlerin eğitimi arttıkça bu çocukların tespiti konusunda daha bilimsel temele dayanan çalışmalar yapabileceklerini kaydetti.
-Derslik başına düşen öğrenci sayısı-
Bakan Dinçer, Türkiyede özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Mersin, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Van ve Ağrı'daki eğitim sorunlarının, ağır olduğunu söyledi. Dinçer, bu illerde derslik başına düşen öğrenci sayısının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu belirtti.
Ömer Dinçer, İstanbul'da ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısının 45, orta öğretimde 41 olduğunu, Türkiye ortalamasında ise bu rakamların ilköğretim için 31, orta öğretim için 34 olduğunu bildirdi.
İstanbul, İzmir, Ankara gibi illerde okul yapmak için arsa bulma konusunda da sıkıntı yaşadıklarını belirten Dinçer, arsa bedellerinin çok yüksek olduğunu söyledi. Dinçer, her şeye rağmen sorunları aşarak derslik başına düşen öğrenci sayısını 30'a indirmeyi planladıklarını dile getirdi.
Yurt ve pansiyon ihtiyacına değinen Dinçer, özellikle Doğu, Güneydoğu ve Orta Anadolu'da bu ihtiyacın karşılanmasına daha fazla önem verdiklerini söyledi. Bu konuda kampanya düzenlenmesi yönündeki önerileri de dikkate aldıklarını ifade eden Dinçer, ''Aynı bölgelerde dersliğe olan ihtiyacımız da çok yüksek. Denge kurmalıyız. Ancak dersliğe daha fazla önem vermemiz gerektiğini düşünüyorum'' dedi.
-Sivas'taki konuşma-
Dinçer, daha önce Sivas'ta yaptığı bir konuşma ve intihal iddiasına ilişkin yöneltilen soruya şu yanıtı verdi:
''Sivas konuşmamda ben Cumhuriyete karşı başka sistem önerisinde bulunmadım. Yine bir cumhuriyet önerisinde bulundum. Halk için, halka rağmen ve halk adına yönetmek yerine, demokrasisi gelişmiş cumhuriyeti önerdim. Oradaki temel şey, cumhuriyetin sürdürülebilir yönetim sistemi olarak bu ülkede yerleşmesi ile alakalıydı. Ama bu ülkede maalesef belirli konuları cumhuriyetçilik, devletçilik, laiklik gibi konuları tabu olarak gören, hele hele İslam ile ilgili konuyu gündeme getirdiğinizde tüyleri diken diken olan bazı insanlar, maalesef oradakilerin muhteva olarak neyi demek istediğine bakmaksızın, yapılan değerlendirmeleri cumhuriyetin kendisine yapılmış bir eleştiri gibi algılar. Ben doğrusu bunları ayrıntılı tartışmaya gerek de görmüyorum. Ben bilim adamı olarak o zaman düşüncelerimi ifade ettim. Daha sonra bunlar gündeme geldiğinde de kanaatimi yeniden belirttim.
İntihal meselesi bütünüyle uydurmadır. O bir projedir. Daha önce söylemiştim. Bir YÖK karar verdi cezalandırdı, bir YÖK karar verdi cezamı kaldırdı. Ben de umursamadım. Ben biliyorum, Allah biliyor. O kadar net.
Eğer siz buna bakacak olursanız, birisini yok et, yok etme konusunda eğer gücün yetmiyorsa önce yok edecek zemini hazırla ve yok etmeyi meşrulaştır ve sonra yok et uygulamasıdır, o uygulama.''
Dinçer, terör örgütü PKK yanlısı öğretmenlerin okullara girdiği yönündeki soru üzerine, büyük bir camia olan Milli Eğitimin, geniş bir alanda farklı kesimlerle muhatap olduğunu söyledi. Bu nedenle arzu etmedikleri durumların ortaya çıkabildiğini belirten Dinçer, ''Burada önemli olan, böyle bir olayın varlığı değil. Tekil hadiselerin genelleştirilmemesi, tüm camiaya yansıtılmamasıdır. Ama biz tabii ki tekil de olsa bu tip hadiselere asla izin vermeyiz, bundan sonra da vermeyeceğiz'' dedi.
Komisyonda, Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSYM, YÖK ve üniversitelerin 2012 yılı bütçeleri kabul edildi.