Nokia’nın Intel ile birlikte geliştirip daha sonra vazgeçtiği MeeGo işletim sistemini taşıyan ilk ve son telefonu Nokia N9‘un yalın tasarımındainsanı çarpan bir şeyler var…

Basitlik… Yani bir tasarımdan fonksiyonu etkilemeyecek tüm detayları çıkardığınızda ortaya çıkan yalın, öz. Çok da sevdiğim bir tanım vardır basitliğe dair: “Basitlik, yapmayacağınız işleri maksimize etme sanatıdır” der.
İşin ironik tarafı, basitliğe ulaşmak karmaşık bir yapı koymaktan her zaman için çok daha zordur. Her neyse uğraşıyorsanız uğraşın, uğraştığınız şeyi çok iyi özümsemenizi gerektirir. Çünkü neyin gerekli olmadığına kadar vermek için önce neyin gerekli olduğunu bilmek gerekir. Einstein’in söylediği gibi: “Bir şeyi basitçe anlatamıyorsanız yeterince anlamamışsınız demektir.”
Nokia, N9 ile bunu nihayet anlamış görünüyor. 2007′de piyasaya çıkan ilk iPhone’dan neredeyse 15 yıl önce bile cep telefonu üreten bir dünya deviolmasına rağmen, tecrübesini üst uç akıllı telefon piyasasında rekabet edebilecek bir tasarım diline yansıtabilmesi 2011′in sonlarına kadar sürdü.

Ama neticede sonuç inanılmaz. Gerçekten inanılmaz. Telefonda neredeyse hiçbir tuş yok ama tüm fonksiyonlar yerli yerinde. Dokunmatik yüzey üzerindeki kavisli kaplama, sanki sahildeki bir çakıl taşına dokunuyormuşsunuzcasına doğal. Arka ışıklandırmaya ihtiyaç duymayan ve tam siyah görüntü verebilen OLED ekran dinlenirken kendini mutlak karanlığa teslim ediyor, ortasında geceleri de parlayan küçük bir saat hariç…
Telefonu açtığınızdaysa sizi göz alıcı parlaklıkta bir renk cümbüşü bekliyor. Ustaca tasarlanmış simgeler, biri tamamen sosyal akışların takibine odaklı 3 adet ana ekran dizilimi ve sanki mermerden yapılmış bir misketi pürüzsüz bir masanın üzerinde kaydırırcasına dokunuşlarınıza cevap veren bir uygulama arayüzü… HP’nin WebOS’u geliştirmeye son vermesinin ardından, MeeGo gibi bir mobil işletim sisteminin sahipsiz kalmasına insanın isyan edesi geliyor.
Burada size ürüne dair diğer birçok sitede yer alan 8 megapiksel kamera, 480×854 piksel ekran çözünürlüğü gibi detaylardan bahsetmemin bir anlamı yok. Çünkü tüm bunların birleşimiyle ortaya çıkan şey sanki elinizin bir uzantısı gibi. Bu hissi tarif etmek gerçekten güç, ve böyle bir hissi oluşturmanın ancak böyle bir sadelikle mümkün olabileceğini hissediyorsunuz.
Teknik özelliklerden gayet iyi anlayanlar Android ve benzeri platformların peşinde koşarken, hayatın içinden milyonlarca kişinin gidip iPhone almasının arkasında yatan en önemli sebeplerden biri de işte bu adını koyamadıklarınız.
Belki de burada sözü GSM Arena’nın incelemesinin sonunda yer alan ifadelere bırakmak daha anlamlı olacak:
Güzel. Yalın. Göz alıcı. Sadece ekrandan ibaret bir deneyimi, basitlik kavramının olabilecek en uç noktasına taşıyan muhteşem bir tasarım. Zamanın ve mekanın kesinlikle çok ötesinde.
Ama geç kalmış. Tıpkı gece yarısından önce eve yetişmeye çalışan bir kül kedisi gibi. Kendi yaratıcısının bile onu terk ettiği dünyada elinden tutacakbirilerini arıyor. Ne kadar güzel olduğuna baktıkça yanlış zamanda, yanlış yerde karşılaşmanın hüznü çöküyor parmaklarınıza.
Ama bu işin sonunda pişmanlık yok. Yaşayacağınız bu masal belki mutlu sonla bitmeyecek, ama yine de birlikte geçireceğiniz her dakikadan büyük keyif alacaksınız. Çünkü güzelliğinin bedelini ödemeye hazırsanız, başka hiçbir telefona benzemeyen bir telefona sahip olacaksınız.”
Eğer satın alacağınız telefonda uygulama zenginliği ve genişleme özelliği mutlaka beklediğiniz bir şeyse MeeGo platformunun beklentilerinizi karşılamakta zorlanacağını kabul etmek lazım.
Ama bir akıllı telefondan beklentiniz e-posta iletişimi, sosyal hesapların takibi, uydu navigasyon, ses ve video gibi fonksiyonlara odaklanıyorsa tüm bu özelliklerin Nokia N9′da doğuştan yer aldığını belirtmekte fayda var.

Nokia’nın Microsoft ile ortaklığının ürünü olan Windows Phone 7 işletim sistemiyle çalışacak Lumia 800 modelinin aynı tasarımı paylaşacak olması işin sevindirici bir tarafı.
Aklımdaki tek soru, acaba Windows Phone 7 ile gelen butonlar bu yalınlığa yakışacak mı?