Başbuğ’a ‘Ergenekon’un amaçları doğrultusunda faaliyet yürütme’ suçlaması yöneltildi.
Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmayla sonuçlanan yargı sürecinin perde arkasında önemli hukuki adımların atıldığı ortaya çıktı.
Davayı yürüten mahkemenin 30 Aralık 2011’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmasıyla birlikte Ergenekon savcısının Başbuğ’la ilgili mütalaa hazırladığı öğrenildi.
Bugün Gazetesi’nin haberine göre, mütalaada Başbuğ’a Ergenekon soruşturmasını engelleyecek, zaafa uğratacak, delillerin yok edilmesine neden olacak faaliyetlerde bulunduğu suçlaması yöneltildiği öğrenildi.
DELİLLERİ ÇÜRÜTMEYE ÇALIŞMAK
Savcılık Başbuğ’un tartışmalı tavırlarıyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ergenekon’un amaçlarından olacak şekilde yapılan Ergenekon soruşturmalarını engelleyecek, zaafa uğratacak, delillerin yok edilmesine neden olacak faaliyetlerde bulunmuştur. Ergenekon’un deşifre edilmeyen kanadının bu amaçlarla halen faaliyetlerine devam ettiği Ergenekon iddianamelerinde ayrıntılı olarak anlatılmıştı. Kamuoyuna; önüne, arkasına bütün generalleri de alarak korkutucu bir hava oluşturmak suretiyle çıkıp örgütsel belge niteliğinde olan ve Ergenekon’unn amaçları doğrultusunda hazırlanıp faaliyete geçirilen İrticayla Mücadele Eylem Planı hakkında, ‘Kağıt parçası’ demesi, Poyrazköy’de ele geçen LAW silahlarına ‘Boru’ diyerek delil olma özelliklerini zayıflatmaya hatta çürütmeye çalışması, sık sık kamuoyu önüne çıkıp tehdit dolu mesajlar vermesi, İrticayla Mücadele Eylem Planı Taraf gazetesinde yayınlanınca Genelkurmay Karargâhı’nda delillerin yok edilmesine zemin hazırlaması, uzun süre Dursun Çiçek’i koruması hep örgütsel faaliyettir.”
Ergenekon’un Amacı İçin Çalışıyor
Savcılık değerlendirmesinde Başbuğ’la ilgili şu tespite yer verildi: “İnternet Andıcı soruşturması kapsamında hakkında dava açılan diğer 22 sanıkla birlikte İlker Başbuğ da resmen TSK içinde görev yapıyor olmakla birlikte Ergenekon terör örgütü amaçlarına ulaşmak için görev aldığı, bu amaçla TSK içinde kurulan ancak yayınlarını TSK tarafından kurumsal olarak desteklenmediği Genelkurmay’ın 30 Aralık 2010 tarihli ve 3050-605-10/O.Ç Ad. Müş sayılı yazısıyla da ifade edilen internet sitelerinde kara propaganda yaptıkları ortaya çıkmıştır.”