Sezaryen mi, normal doğum mu?
Bu soruyu son günlerde sık sık kendimize sorar olduk. Cevap ise genellikle aynı! Doğum yapan annelerin çoğu; "Sezaryen yaptırmam gerekti" ya da "Sezaryeni kendim tercih ettim" cevabını veriyorlar.
Günümüzde bebeğini normal doğumla dünyaya getiren annelerin sayısında geçmişe oranla ciddi bir düşüş yaşanıyor. Özellikle büyük şehirlerde normal doğumu tercih eden anneler artık parmakla gösterilecek kadar azalmaya başladı. Bazı kadınlar çabuk ve acısız bir doğum gerçekleştirmek için; bazıları da vücutlarının daha az deforme olmasını istediği için hamilelik sürecinin en başından sezaryen yaptırmaya karar veriyor. Doktorunun önerisiyle ya da fizyolojik problemlerle karşılaştığı için sezaryen yaptırmaya mecbur kalanlar da mevcut.
Sezaryenin normal doğumla karşılaştırıldığında daha sakıncalı olduğu; hem fiziksel hem de psikolojik olarak normal doğumun yerini tutamayacağı da tartışılan konular arasında.
Sağlık Bakanlığı da artan sezaryen oranının en kısa zamanda düşürülmesi yönünde uyarılarda bulunuyor. Sezaryen üzerine yapılan başlıca eleştirilerden biri de doktor ile hastanelerin zamandan kazanmak ve daha çok gelir sağlamak için önerdikleri bir yöntem olması... Peki, sezaryenle ilgili söylenenlerin hangileri doğru hangileri yanlış? Sezaryen masum bir operasyon mu? Annenin fizyolojik bir engeli olmadığı halde normal doğum yerine sezaryenle doğum yapmasının sakıncaları var mı? Bebek açısından sezaryenin olumlu ve olumsuz yönleri neler? Bütün bu sorulara; uzmanların görüşleri ve bilimsel araştırmalardan yararlanarak cevap aradık...
SEZARYEN MASUM BİR YÖNTEM MÎ?
Tabii ki bütün kadınlar; kendi doğumlarının en iyi şekilde önceden planlanmasını, hiçbir problem yaşanmadan geçmesini ve bebeklerinin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesini ister. Hiç kimse doğum
TÜRKİYE'DE SEZERYAN ORANLARI
Sağlık Bakanlığının yap tığı araştırmada 2008in ilk yedi ayındaki sezaryen doğum oranları: İstanbul %37.8 İzmir %45.3 Ankara % 36.3 Akdeniz B. %46.1 Karadeniz B. % 48.1 İç Anadolu B. %33.9 Güneydoğu Anadolu B. %26.1 Doğu Anadolu B. %23.9
Normal doğum ya da sezaryen yaptırmadan önce çiftlerin ve özellikle kadınların üzerilerine düşen en önemli şey; her iki doğum yöntemi ile ilgili bilgilenmeleri ve en doğru adımı atmaları...
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Seyfettin Uludağ; "Sezaryen, normal doğum şekli değildir. Dolayısıyla doğum için ilk tercih edilecek yöntem, eğer tıbbi bir engel yoksa normal doğumdur. Sezaryen ile doğum, mutlaka gerektiği durumlarda yapılmalıdır.
Çünkü anestezi teknikleri her ne kadar ilerlemiş olsa da sonuçta yapılan bir ameliyattır ve belirli endikasyonları vardır" diyor. Dünya Sağlık Örgütü de sezaryenle doğum vakalarında anne ölüm oranlarının normal doğuma oranla yüzde 15 daha fazla olduğunu onaylıyor. Uludağ; hem anne hem de bebeğin daha az problemle karşı karşıya kalması için gerekmediği takdirde sezaryenin tercih edilmemesi gerektiğini söylüyor.
SEZARYANIN RİSKLERİ Sezaryenin her operasyon gibi belirli riskleri olduğunu söyleyen Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bülent Urman ise "Her ne kadar bugünkü tekniklerle sezaryen son derece güvenli bir operasyon olsa da zaman zaman kanama, enfeksiyon ve cerrahi müdahalelerin getirebileceği riskler ortaya çıkabilir" diyor.
Uzmanlara göre kanama ve yara iyileşme problemleri sezaryende normal doğuma oranla beş, altı kat daha fazla.
Karın içi iltihaplanmaları, idrar yolları ve bağırsak yaralanmaları da sezaryenin riskleri arasında yer alıyor. İyileşme süreci açısından bakıldığında ise normal doğum gerçekleştiren bir anne kısa sürede ayağa kalkıp; bebeğini emzirebiliyor DOĞUM KOÇU AYŞE ÖNER;
SEZARYEN İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİ ANLATIYOR...Her doğum, kişiye özel bireysel bir deneyimdir.
Hazırlanmak ve bilinç seviyesini yükseltecek çalışmalar yapmak, korkulara bakmak ve nedenlerini bulup çözüm getirmek, nefes alışverişinizi iyileştirecek çalışmalara yoğunlaşıp zihin karışıklığını gidermek, bedeninizin gücünü arttıracak ve denetimi kolaylaştıran egzersizler yapmakla dönüşümü başlatabiliriz... Her ne kadar vajinal doğum, en doğal olan doğum şekli olsa da anne adayı her duruma hazır olmalı. Bazen beklenmedik değişiklikler ve tıbbi nedenler, sezaryen gerektirebiliyor. Eğer hamile kadın, normal doğum yapmaya çokşartlandırılmışsa, mahcubiyet, büyük hayal kırıklığı ve küskünlük yaşıyor. Bizim kurslarımızda yaptığımız nefes çalışmalarında tekrarladığımız bir morto var; o da şu: "Her şey olması gerektiği şekilde, tam ve mükemmel..." Bebek, dünyaya gelmek üzere hangi yolu seçmiş ise, bu seçime saygı göstermeliyiz."
haline daha çabuk dönebiliyor. Sezaryen yaptıran bir annenin iyileşme süreci ise daha uzun zaman alıyor.
Peki, bebek için sezaryenin sakıncaları neler? Uludağ; "Doğum, daha önce hiç doğurmamış bir kadında 8-18 saat, ikinci doğumunu yapan bir kadında ise 8-12 saat arası bir zaman alıyor. Bu zaman sürecinde bebek de dışarı çıkma hazırlıklarını tamamlıyor. Sezaryen sırasında bebekler kısa sürede dış ortama çıktıkları için bu bebeklerde geçici sık solunum sıkıntısı görülebiliyor" diyor. Bebeklerin zaman zaman yoğun bakıma girmesine neden olan bu problemin; doğumlarda otuz dokuz haftanın üzerinde planlanan doğru zamanlama ile önüne geçilebiliyor.
TEMEL NEDEN: ACI ÇEKME KORKUSU VE YANLIŞ YÖNLENDİRME
Normal doğum ile karşılaştırıldığında daha fazla risk faktörü içermesine rağmen
sezaryen oranlan günümüzde gittikçe artmaya devam ediyor. Bu artış sadece Türkiye için geçerli değil; Amerika'da sezaryen oranları yüzde 16'dan yüzde 28'lere ulaşmak üzere. Sezaryen oranının en düşük olduğuyla övünen İrlanda'da bile bir zamanlar yüzde 8 olan sezaryen oranı yüzde 16'ya çıktı. Brezilya, Arjantin, İtalya gibi ülkelerde de sezaryen oranının kabul edilebilenin çok üzerinde olduğu dikkat çekiyor. Sadece Türkiye'de değil; bütün dünyada gözlenen bu artışın ardında çeşidi sebepler yer alıyor.
Hamile olan anneleri doğum sırasında acı çekme ve vücutlarının deforme olacağı korkusu; sezaryene yönlendirebiliyor.
Bazı doktorlar için ise 8-18 saatlik uzun bir doğum sürecini takip etmek yerine önceden planlanan bir saatlik bir operasyona girmek; daha az zaman ve daha az emek harcamak açısından avantajlı oluyor. Doc. Dr. Bülent Urman; "Özel hastanelerde yüzde 80 ve 90'lara kadar yükselen sezaryen oranını kontrol altına almak için doktorlara önemli bir görev düşüyor. Sezaryen isteyen bir kadına; normal doğumun avantajlarını sunmak ve doğru karar vermesini sağlamak doktorun elinde. Ancak ne yazık ki sezaryen yapmak bazı doktorların işine geliyor. Gece kalkıp doğuma gelmek yerine önceden planlanmış bir doğuma girerek kolaya kaçmayı tercih ediyorlar. Doktorun iş yoğunluğu, değişik hastanelerde çalışıyor olması gibi nedenlerden dolayı anne adayları zaman zaman gereksiz yere sezaryene önlendirilebiliyorlar" diyor.
EKONOMİK BOYUTU Sezaryen ile ilgili eleştirilen bir diğer konu ise doktorların ve hastanelerin kâr gütme amacıyla böyle bir yöntemi önermesi...
Ancak yapılan araştırmalar Türkiye'de ekonomik boyutun rol oynamadığını açıkça gösteriyor. Prof. Dr. Seyfettin Uludağ; "Normal doğum yaptırmak daha zahmetli olduğu için Tabibler Odası'nın ücret skalasında, normal doğum yaptıran doktorların ücreti sezaryen yaptıran doktorlara oranla daha fazla.
Doktorlar, maddi kaygı güderek sezaryeni önermiyorlar" diyor. Özel hastanelerde de aynı şeyin geçerli olduğunu anlatan Doç Dr. Bülent Urman, "Kendi adıma konuşmam gerekirse ben bir hastayı Amerikan Hastanesi'nde normal doğum yoluyla doğurtursam daha fazla para kazanırım. Hastane de daha çok kazanır.
Yurtdışında ise durum daha farklı...
Amerika'da normal doğumun ortalama fiyatı 10 bin dolar civarıyken sezaryen yoluyla doğumun fiyatı 14, 15 bin dolara çıkıyor. Orada bir rant kaygısı olabilir ama Türkiye'de böyle bir şey söz konusu değil" diyor.
Bütün bunların dışında normal doğumu savunanların ileri sürdüğü, normal doğumun anne için çok daha iyi olduğuna dair görüşler de var. Annenin vücudunun yenilenmesi, bebeğin anneyle olan ilişkisinin daha iyi olması, annenin sütünün daha çabuk gelmesi, hatta doğum yapmanın orgazm ile eşdeğer olduğu ve kadınların bu zevkten mahrum bırakılmaması gerektiği; bu görüşlerin arasında yer alıyor. Ancak uzmanlara göre bu görüşlerin bilimsel olarak bir kanıtı ya da geçerliliği yok. Yani bunlar sadece birer söylentiden ibaret...
ÖNEMLİ OLAN ÖNYARGILI OLMAMAK Sonuç olarak uzmanlar normal doğum ve sezaryen konusunda annelerin en doğru kararı vermesi için önyargılarından arınmalarını şart koşuyor. Sezaryen yaptırma konusunda da önyargılı olan annelerin olduğunu ve sezaryenin gerekli olduğu durumlarda normal doğumda ısrar ederek bunun bebek hatta anne ölümlerine varacak kadar hayati yanlışlara sebep olabileceklerini söylüyorlar. Prof. Dr. Seyfettin Uludağ; "Bir anne adayının nasıl doğuracağının kararını doğum doktoru vermelidir.
Sosyal güvenlik sezaryeni ödemiyor ya da sezaryen oranlarının düşürülmesi söylendiği için sezaryen yapılması gereken durumlarda normal doğum yaptırarak anneleri ve bebekleri riske sokamayız.
Doğum yönteminin karan; tıp kuralları çerçevesinde verilmelidir. Tıpta keyfilik yoktur. Ancak hasta tercihi vardır. Bu tercihi de annelerin bilgilendirilmiş olarak yapmaları gerekir" diyor. Doç. Dr. Bülent Urman ise her iki yöntem ile ilgili objektif düşünmenin önemine değiniyor; "Biz her iki taraftaki aşırdıkları tasvip etmiyoruz.
Hem kişilerin gereksiz yere sezaryene yönlendirilmesine hem de sezaryenin bir öcü gibi gösterilmesine karşıyız." Anne adaylarının sezaryen ve normal doğum kararını; bilinçli doktorların rehberliğinde tıbbi şartları göz önünde bulundurarak vermeleri; bu anlamda atılacak en doğru adım olarak önem kazanıyor.
SEZERYAN YAPILMASI GEREKEN DURUMLAR
* Bebeğin 4000 veya 45000 gramın üzerinde olması.
• Bebek başı ile pelvis arasında uyumsuzluk olması.
* Bebeğin kordonunun sarkması.
• Kordonun bebeğin boynuna iki ya da üç kez dolanması.
• Bebeğin yan gelmesi.
• Kol-el gelişi ve makat gelişi.
• İkiz gebelikte öndeki bebeğin ters gelmesi.
• Plasentanın bebeğin önünde bulunması • Plasentanın erken ayrılması.
• Bebekte gelişme geriliği gözlenmesi.
• Bebeğin oksijen sıkıntısı içinde olması.
• Bebeğin kalp atışlarının düşmesi.
• Annenin pelvisinin dar olması.
• Annenin yüksek tansiyon sebebiyle beyin kanaması riski.
• Annenin önceki doğumunu sezaryenle gerçekleştirmesi.