[HAFTANIN FiLMLERi] Tehlikeli bir aşk hikâyesi
Michael Moore, sokaktaki sıradan Amerikalı için 'çalar saat' işlevi görmeye devam ediyor. Sistemin uyuttuğu, uyuşturduğu, hasıraltı ettiği her türlü dalavere ve ihmal, onun son yıllardaki belgesellerinin temel çekirdeğini teşkil ediyor.
11 Eylül saldırılarının ardından Bush yönetiminin gösterdiği basiretsizlikleri sergilediği 'Fahrenheit 9/11' ve şu sıralar Obama'nın başa geçer geçmez ilk iş olarak hale, yola sokmaya çalıştığı çökmüş sağlık sistemini yerden yere vurduğu 'Sicko'nun akabinde bu kez kapitalizmin köküne kibrit suyu dökmeye niyetleniyor. Yeni filmi 'Kapilatizm: Bir Aşk Hikâyesi' "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" kuralını onlarca yıldır şiar edinmiş bir ülkeyi ve milleti uyarmaya çalışıyor.
Kimileri onu palyaço olarak görse de, Moore'un filmleri, sadece Amerikalılar için değil, tüm insanlık için bir vicdan muhasebesine vesile oluyor aslında. ("Kapitalizm"in bir sahnesinde Wall Street'ten çıkan bir çalışana "Bana bir tavsiyede bulunur musunuz?" diye sorduğunda, "Daha fazla film çekme!" cevabını alıyor; onun hakkında böyle düşünen Amerikalıların sayısı az değil) 2004'te "Bowling for Columbine/Benim Cici Silahım"la en iyi belgesel Oscar'ını havaya kaldırmadan evvel Bush'a hitaben "Utan, utan!" diyecek denli vicdan ve cesaret sahibi...
"Kapitalizm: Bir Aşk Hikâyesi" ortalama bir Amerikalının tek kaşını kaldırmaya yetecek bir soru soruyor. Her Michael Moore belgeseli gibi basit ve sarih bir soru: Yalnız ve yalnız kâr amacı güden bir ekonomik düzen adil midir? Son yaşanan ve tüm dünyayı kasıp kavuran mali kriz bu soruyu sormayı artık kaçınılmaz kılmışken... Sonra da yine en az altı yaşındaki bir çocuğun aklına sahip her Amerikalının anlayabileceği bir üslupta da buna cevaplar arıyor. Rahiplerin, piskoposların kapısını çalıyor, onlara "Hz. İsa bugün yaşasaydı kapitalizmi onaylar mıydı?" diye soruyor. ABD Hazine'sinin denetçisini karşısına alıyor ve "Paralarımız nerede?" diye hesap soruyor. Demokrat Kongre üyelerinin karşısına dikiliyor ve nerede yanlış yaptıklarını ağızlarından almaya çalışıyor. Bağımsızlık Bildirgesi'ni ziyaret edip neresinde ABD'nin kuruluşunun temelinde 'kapitalizm'in yattığını araştırıyor (ve bulamıyor). General Motors'tan Wal-Mart'a, Wall Street'ten hedge fonlara dek 'Amerikan kapitalizminin simgesi' ne varsa, hepsini hallaç pamuğu gibi atıyor.
Bugünkü açgözlülük derecesinde vahşi sistemin temellerini dönüp 80'lerin başında Wall Street'in piyonu olarak direksiyonun başına geçen Reagan'ın icraatlarında arıyor Moore. Oğul Bush'la 2000'lerde son şeklini alan icraatların... Ve nihayet bundan 65 yıl önce Roosevelt'in ölmeden bir yıl evvel kurmaya niyetlendiği daha adil bir ekonomik sistemin peşinde koşturmak gerektiğinden dem vuruyor. Filmin sonunda "Böyle bir ülkede yaşamayı reddediyorum. Ama burayı terk etmiyorum da." diyor ve Amerikalı yurttaşlarına bir çağrı yapıyor: "Gelin ve bana katılın. Lütfen elinizi çabuk tutun!"
Tipik Moore numaraları "Kapitalizm"de de var: Eski siyah-beyaz filmlerden veya çizgi filmlerden alıntılar, Moore'un dışsesinden kulağımıza süzülen zaman zaman alaycı zaman zaman ironik ifadeler, zat-ı muhteremin Wall Street'in kodamanlarına ulaşabilmek için plazalara kapıdan kovulsa bacadan sızma çabaları...
Filmde evlerine bankalar tarafından el konulan ve yıllardır oturdukları yuvalarından kapı dışarı edilen pek çok Amerikalı vatandaş göreceksiniz. İçlerinden canına tak etmiş birinin ağzından dökülen şu cümleler çok manidar: "Artık insanların yapacak hiçbir şeyleri kalmadığında neden kendilerini havaya uçuracak kadar ileri gittiklerini iyi anlıyorum." Bu adamın ve ailesinin sıradan bir muhafazakâr Amerikan ailesi portresi çizmesi ve muhtemelen yıllardır sağ kanat politikalara destek vermesi meselenin en ironik yanı...
KApitalizm: Bir Aşk Hikâyesi
Yönetmen: Michael Moore
[Gecenin Kanatları] Savaşma, sev!
Televizyona meraklı gözler nicedir bu kızın üzerinde. Ve Beren Saat geçen sene fena da bir performans sergilemediği Tomris Giritlioğlu filmi 'Güz Sancısı'nın ardından yine Türk sinemasının önemli bir yönetmeniyle yan yana 'Gecenin Kanatları'nda. Kaldı ki, filmin senaristi olarak da Mahsun Kırmızıgül'ün adı geçiyor. Hal böyleyken bir sinemaseverin beklentisinin yüksekten seyretmemesi mümkün mü? Beren Saat'in yanı sıra Murat Ünalmış, Erkan Petekkaya, Yavuz Bingöl, Teoman Kumbaracıbaşı ve Cezmi Baskın gibi simaların rol aldığı filmin yönetmeni ise 'Gemide', 'Dar Alanda Kısa Paslaşmalar' gibi iki filmin ardından 'Kurtlar Vadisi: Irak' ve 'Barda'yla bu şöhreti alaşağı eden Serdar Akar. Film, 12 Eylül darbesinin ardından bir polis baskınında anne ve babasının katline tanıklık eden Gece'nin dramını anlatıyor. Bir genç kadının intihar bombacısına dönüşme sürecinin acılı yolculuğu.
[Testere VI] Testerenin kerameti
| Testere' serisinden artık gına geldi! Her yıl çekilen bir filmle, sinema tarihinde kısa zamanda böylesi palazlanan bir seri de bugüne dek olmamıştı. İlerleyen yıllarda sinema yazarları ve tarihçileri, seriyi bu denli popüler kılanın ne olduğu konusunda ortaklaşa dirsek çürütmeliler. Söylentiye göre Jigsaw'un tüm kerameti 'Testere VI'da ortaya çıkıyor. Eğer geride bıraktığımız beş filmden herhangi birinde sizin için 'film hâlâ kopmadıysa', yeni filmin konusuna göz atmanızda fayda var. Özel Ajan Strahm çoktan ölmüştür. Dedektif Hoffman ise Jigsaw'un mirasını devralan yeni kişidir. Ancak FBI ona yaklaştıkça Hoffman yepyeni oyunlarla insanları tuzağa düşürmeye devam ediyor.
|