ÜNİTE- 12 CUMHURİYETİN İLANI-HALİFELİĞİN KALDIRILMASI VE BU DEVRİM ADIMLARINA TEPKİLER CUMHURİYETİN İLANI Büyük Zaferden Sonra Siyasal Gelişmeler: Gizli içeriği görüntülüyorsunuzBaşkomutan ve yakın çevresi, kazanılan büyük zaferin siyasal alandaki ürünlerini almak için var güçleriyle çalışırlarken, savaş bittiği için rahatlamış olan TBMM'de güçlü bir muhalefet belirmeye başlamıştı.
Gazi'ye karşı olan pek çok ikinci grup milletvekili, özellikle Halife ve saltanat yanlısı önemli bazı İstanbul gazetelerinin desteği ile mücadeleye girişmişlerdi.
TBMM Seçimlerinin Yenilenmesi: Milletvekilleri bu dönemde, ister birinci gruba, ister ikinci gruba ait olsunlar yaşamsal konularda nasıl bir araya geldikleri, buna karşılık düşünce ve söz özgürlüğüne neredeyse sınırsız derecede sahip oldukları görülür. Gazi M. Kemal Paşa'nın Siyasal Çalışmaları: 1923 günü "İkinci Dönem TBMM" açıldı. Gazi. kendisine bağlı milletvekillerini artık bir siyasal parti grubu içinde toplamanın zamanının neredeyse geçtiğini düşünüyordu. Yapılan hazırlıklar tamamlandı ve ikinci Meclis'in açılmasından tam bir ay sonra 11 eylül 1923'te Gazi M. Kemal Paşa ve arkadaşları "Halk Fırkası" adındaki partiyi yaşama geçirdiler. Böylece, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin temeli üzerinde yeni bir Türk Devleti'nin ilk siyasal partisi de doğmuş oldu.
Cumhuriyetin İlanı: Lozan Barış Antlaşmasının imzalanması, Halk Fırkası'nın kurulması gibi olaylar milletekilleri arasında çok çeşitli görüşlerin ortaya atılmasına yol açtı.
Meclis iyice parçalandı. 1923 yılı Ekim ayı sonlarına doğru bir hükümet bunalımı ortaya çıktı. Bazı siyasal nedenler dolayısı ile Bakanlar kurulu görevinden ayrılmıştı. Ama Meclis, yeni hükümeti bir türlü oluşturamıyordu. 1923 yılı Ekim sonlarına doğru, hükümet bunalımı giderilemez bir boyuta ulaşınca Gazi M. Kemal Paşa 28 Ekim akşamı yakın arkadaşlarına cumhuriyeti ilan edeceğini söylemiştir. Kabul edilen anayasa değişikliği ile devletin adı "Türkiye Cumhuriyeti" oldu. Cumhurbaşkanlığına M. Kemal Paşa, Başbakanlığa İsmet Paşa getirilmiştir. Cumhuriyetin kurulmasına yol açan Anayasa değişikliği TBMM'nin üstünlüğü ilkesine hiçbir gölge düşürmemektedir.
Cumhurbaşkanını Meclis doğrudan doğruya kendi üyeleri içinden seçmektedir. Başbakan ile bakanlar da milletvekilidirler. Başbakanın hazırladığı hükümet listesine kabul edip etmemek de sadece TBMM'nin yetkisi içindedir. Daha açıkçası.güçler birliği ilkesi geçerliliğini aynen korumaktadır.
Halifeliğin Kaldırılması: Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa 1924 yılı ocak ayı başında İzmir'de ordu komutanlarıyla biraraya geldi.Cumhuriyetin ilanından sonra ilk öneli olaydır.
Halifenin günden güne aşırı bir durum alan davranışları üzerinde duruldu. M. Kemal, 1 Mart 1924 günü TBMM'yi açış konuşmasında "Cumhuriyet yönetiminin sağlamlaştırılması için gerekenlerin yapılmasını" istedi.
Bu konuşmanın hemen ardından 3 Mart 1924 günü verilen bir yasa önerisi ilk önce Halk Fırkası grubunda.sonra TBMM'nde kabul edildi. Halifeliğin kaldırılmasını ve Osmanlı aiie mensuplarının yurt dışına çıkarılmalarını öngören bu yasa.Türk devrimi için çok önemli bir adımdır.
Cumhuriyet'in İlanına ve Halifeliğin Kaldırılmasına Karşı Tepkiler Cumhuriyet'in ilanına ve Halifeliğin kaldırılmasını benimsemeyenleri şu gruplar altına toplayabiliriz:
- Cumhuriyet'e halifeliğin kaldırılmasına kesinlikle karşı kişiler. Bunlar için yurdun kurtuluşu yeterliydi. Bundan sonra yine eskiye dönülmeliydi, - Cumhuriyeti kabul etmekle birlikte "halifesiz" bir toplum düşünemeyenler. Bunlar dinsel esaslara ve eski düzene dayalı bir cumhuriyet istiyorlardı. - Halifesiz bir Cumhuriyeti kabullenmekle birlikte, daha ileriye gidilmemesi düşüncesinde olanlar.
- Devrim adımlarını benimseyen, ama bunların çerçevesini çizemeyen ve her ne pahasına olursa olsun iktidara geçmeye alışanlar. Bu grupta eski ittihatçılardan bazıları da bulunmaktadır. TERAKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI'NIN KURULMASI Ulusal mücadelede hizmetleri geçen bazı kişiler, 1924 yılı kasım ayı başında "Cumhuriyet Halk Fırkası" adını almış olan partilerinden ayrıldılar.
Yanlarına katılan başka kişilerle 17 Kasım 1924'te devletimizin ikinci siyasal partisini kurdular. "Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası' partinin kurucuları Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile sonradan onun yerine geçen Halk Fırkası'nm önde gelen adlarıydı. Bunlar; Ali Fuat 'Cebesoy) Kazım Karabekir, Refet (Bele) Paşalar, Rauf (Orbay) ve Adnan (Adıvar) beylerdir.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nm Etkinlikleri: Bu partide; cumhuriyete, halifeliğin kaldırılmasına karış olan herkes bulunuyordu. Ayrıca partinin kurucuları, toplumun bir an önce kavuşması gereken yeniliklere birdenbire değil, kendiliğinden, zamanla oluşması gerektiği görüşündeydiler.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurucuları bununla da kalmamışlar, programlarına şu ünlü maddeyi koymuşlardı: "Parti dinsel düşüncelere ve inançlara saygılıdır."
Bir siyasal partinin "dinsel inançlara saygılı" olması hiçbir biçimde kınanamaz. Ama o günün koşulları içinde böyle bir hükme ihtiyaç yoktu. Anayasa'ya göre devletin dini islâmdı. Öyle ise zaten bir dinsel yapı içinde bulunuyordu. Ama, iktidar partisi programında "dinsel inançlara saygılı olma" hükmü bulunmadığı için, böyle bir ibare, yeni kurulan partinin çok işine yarayacaktı.
Bu siyasal düşünceler 1924-1925 yılları Türkiyesi için son derece büyük gerilimler yaratacak ve önderin düşündüğü çağdaşlaşmayı önleyebilecek nitelikte idi.
Şeyh Sait Ayaklanması: Ayaklanmanın Nedenleri: Özellikle Ortadoğu'nun petrol açısından zengin olması sonucu, Musul-kerkük çevresinde de ucuz petrol elde edeceğini anlayan emperyalist devletler başta İngiltere olmak üzere bu bölgeyi ele geçirme çabası içindeydiler.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası bu dönemde doğuda, progpaganda faaliyetleri yürütüyordu. Cumhuriyet hükümetinin halifeliği kaldırdığı ve dinin elden gitmesine neden olduğu bu propagandalarından bazılarıydı.
Asıl amaç ise, Anadolu'nun Kerkük-Musul bölgesinin kuzeyinde bulunan bölümlerini Türkiye'den kopartmaktı. Bu amaca ulaşmak için yapılan gizli çalışmalar sonunda ürününü verdi. 13 Şubat 1925'te Şeyh Sait adlı kişi ayaklanma başlattı. Kısa sürede etrafına taraftar toplayan Şeyh Sait, "Din elden gidiyor" gerekçesi ile halkı etkilemiştir. Ayaklanma, Erzurum, Elazığ, Varto, Diyarbakır'ı içine alan geniş bir bölgede yayılmıştı.
Ayaklanmanın Bastırılması: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nm kurulmasından birkaç gün sonra cumhuriyetin ilk başbakanı İsmet Paşa görevinden ayrılmıştı. (21 Kasım 1924) Yerine Fethi (Okyar) Bey atandı. Fethi Bey ayaklanmayı tam anlamıyla bastıra-madığı için 2 Martta görevden ayrılmış ve yerine i-kinci kez ismet Paşa getirilmişti.
Askeri hazırlıklar hızla yapılırken, TBMM bir yasa kabul etti. ünlü "Takrir-i Sükun Kanunu" bu dönemde kabul edilmiştir (4 Mart 1925). Bu kanun ile hükümete geniş yetkiler veriliyordu.
Gericilik hareketleri, ayaklanma, ülkenin toplumsal düzenini, dirliğini, güvenliğini bozma yolundaki bütün örgütler, kuruluşlar, basın organları kapatılabilecek veya etkinlikleri yasaklanabilecek. İsmet Paşa o günün koşulları altında böyle bir siyasal yetkiye muhtaçtı. 15 Nisan'da ayaklanma tamamen bastırılmıştı. Şeyh Sait ile diğer elebaşıları yakalanıp bölgeye gönderilen İstiklâl Mahkemesi önüne çıkartıldılar. Mayıs sonunda sorun tamamen kapanmıştır.
Ayaklanmanın Sonuçları: Dış siyaset açısından bu ayaklanma özellikle ingilizlerin işine yaramıştır. Kendi kışkırtmaları ile çıkan bu ayaklanma ile Kurtuluş Savaşı'nı yeni bitiren ordumuz yıpranmıştır.
Böylece Musul-Kerkük üzerine bir askeri hareket yapılması olasılığı kalmamıştı, ingilizlerle yapılan görüşmeler sonunda Türk Hükümeti bazı maddi çıkarlar karşılığında uluslararası kurulun kararını kabul etti.
5 Haziran 1926'da Türkiye, ingiltere ve onun mandası altında bulunan Irak arasında bir anlaşma imzalanarak sorun ortadan kalktı.
iç siyaseti değerlendirirsek; 1924 yılında başlayan çok partili siyasal yaşam genç Türkiye Cumhuri-yeti'nin o günkü koşullarına uymamıştır. Bu nedenle bir süre için çok partili yaşama durdurmak gerekiyordu. Bu nedenle. Takrir-i Sükun Yasası'na dayanılarak Şeyh Sait olayına karıştığı gerekçesiyle 5 Hazi-ran'da Terakkiperver Cumhuriyeti Fırkası kapatıldı. 4 Mart 1929'da, "Takrir-i Sükun Yasası" kaldırılmıştır.
ÖNDER'E SUİKAST GİRİŞİMİ Aralarında milletvekilleri ve eski İttihatçılardan bazı kişilerin de bulunduğu kişiler, Gazi M. Kemal Paşa'yı ortadan kaldırma amacındaydılar.
Bu amaçla Ankara'da cinayet planlamışlar, ama bunu uygulayamamışlardır. Bunun ardından Gazi'nin 7 Mayıs 1926'da geniş kapsamlı bir yurt gezisine çıkarak 15 Haziran'da İzmir'e gideceği dönemden faydalanmayı amaç edindiler. Fakat M. Kemal'in bir gün geciikmeyle 16 Haziran'da İzmir'e gelmesi nedeniyle suikastçiler başarılı olamadılar. Suikast girişiminde bulunanlar, izmir ve Ankara'da kurulan İstiklâl Mahkemelerinde yargılanıp gerekli cezaya çarptırılmıştır. Ünite 12 Degerlendirme Sorulari
1- Halifeliğin kaldırılması ne zaman mümkün oldu?
Şeyh Sait Ayaklanmasının çıkması
Cumhuriyet ilânından sonra
Menemen olayı
TBMM kurulunca
Lozan Barışı'nın imzalanması üzerine
2- Aşağıdakilerden hangisi Takrir-i Sükun Döneminde gerçekleşmemiştir?
Şeyh Sait ayaklanması bastırılmıştır.
Menemen olayı çıkmıştır.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılmıştır.
Belli başlı birçok devrim gerçekleştirilmiştir.
Çok partili yaşam kesintiye uğramıştır.
3- Saltanatın kaldırılmasıyla ortaya çıkan rejimin devlet başkanlığı sorunu aşağıdakilerden hangisiyle giderilmiştir?
Cumhuriyetin ilan edilmesiyle
TBMM 'nin açılmasıyla
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'yla
1924 Anayasası'nın yürürlüğe girmesiyle
Halk Fırkası'mn kurulmasıyla
4- Aşağıdakilerden hangisi Cumhuriyet Türkiyesi'nin anayasalarından biri değildir?
1921 Anayasası 1876 Anayasası
1961 Anayasası 1982 Anayasası
1924 Anayasası
5- Bir ülkede demokrasinin gerçekleştirilmesi öncelikle aşağıdakilerden hangisi bağlıdır?
Bağımsızlık ve milli egemenliğe Bilimsellik ve milliyetçiliğe
Cumhuriyetçilik ve inkılapçılığa Halkçılık ve medeniyetçiliğe
Laiklik ve devletçiliğe
6- Her hukuk kuralı, daha üstündeki bir hukuk kuralından kaynaklanır. Kaynaktaki hukuk kuralında bulunmayan bir yetkiyi, daha alt kural içeremez. Böylece hukuk kuralları arasında bir hiyerarşi ilişkisi vardır. Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde hiyerarşik ilişki doğru olarak verilmiştir?
Yönerge-Kanun-Kararname-Yönetmelik- Tüzük
Kararname-Kanun-Tüzük-Yönetmelik- Yönerge
Kararname-Kanun-Tüzük-Yönetmelik- Yönerge
Kanun-Kararname-Yönetmelik-Tüzük- Yönerge
Kararname-Kanun-Yönetmelik-Tüzük- Yönerge
7- Aşağıdaki anayasalardan hangileri askeri ihtilâl sonrasıdır?
1921-1982 1961-1982 1924-1961 1921-1982 1924-1982
8- Türkiye, Şeyh Sait Ayaklanması yüzünden hangi dış sorunda başarılı olamamıştır?