ÜNİTE- 10 KURTULUŞ SAVAŞI Sakarya Savaşı'na Kadar Batı Cephesi Dışındaki Cephelerde Durum Gizli içeriği görüntülüyorsunuz
FRANSIZLARLA ÇARPIŞMALAR Fırat Irmağı'nın batısında Fransızlara bırakılan bölgelerde daha 1919 yılı başlarında Kuvay-ı Milliye etkinliğinin görüldüğünü biliyoruz. Düzenli bir orduyla saldıran Fransızlara karşı yöre halkının kurduğu Kuvay-ı Milliye'nin bu başarısı gerçekten övülmeye değerdi.
Çukurova'da düzenli ordumuza mensup ufak güçler ile Kuvay-ı Milliye birlikleri Fransızlara karşı öylesine başarılı savaşlar vermiş, onları öylesine korkunç zararlara uğratmışlardır ki, Sakarya Savaşı sırasında o cephe durgunlaşmış, birkaç ay sonra da kapanmıştır.
İTALYANLAR'IN DURUMU Birinci Dünya Savaşı sürerken bütün Ege Bölge-si'nin İtalyanlar'a verilmesi kararlaştırılmıştı. Asıl Ege Bölgesi Yunanlılar'a verilince, İtalyanlar da İngiliz siyasetine karşı büyük tepki doğdu. Bu nedenle Yunanlılara karşı direnen Kuvay-ı Milliye, İtalyanlardan ilgi görmüştür. Bazen, Yunanlıların önünden geri çekilmek zorunda kalan Kuvay-ı Milliye birliklerinin İtalyan bölgesine sığındıkları söylenir.
İtalyanlar kendilerine bırakılan bölgede bir işgal gücü gibi davranmayıp, sempati toplamak ve bu yolla ekonomik nüfuz kurmak istiyorlardı. Bu nedenle Kurtuluş Savaşı tarihimizde İtalyanlar'a kaşı kurulan bir cephe yoktur. Batı Cephesinde Savaşın Gelişimi ve Siyasal Olaylar
ÇERKEZ ETHEM OLAYI Çerkez Ethem'in ayaklanmaların bastırılmasında önemli hizmetleri görüldü. Ama düzenli ordu kurulmaya başlanınca, bundan hoşlanmadı. Çerkez Ethem'e göre kendisinin komuta ettiği gibi oynak, hareketli birlikler geniş yetkilerle donatılmalı, hem savaşmalı, hem de bulundukları yerlerde siyasal otorite sahibi olup oraları yönetmekte idi.
Ulusal ordununkuruluşu tamamlandıkça Ethem, kendisinin üstü durumunda bulunan komutanları dinlememe, onları saymama yoluna saptı. 24 Aralık 1920 günü Kütahya yöresinde TBMM'ye karşı ayaklanma bayrağını açtı.
BİRİNCİ İNÖNÜ SAVAŞI Yunanlılar Sevr Barışı ile kendilerine bırakılan bölge ile yetinemeyeceklerini ileri sürüyorlardı, ingilizler ise Sevr Barışı'nın uygulanması için yeniden baskı yöntemine dönmeyi arzu ediyorlardı.
Bunun sağlanması için de Yunanlılar'ı tekrar bir saldırıya kışkırtmayı hedefliyordu. çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe ayaklanmaları ile uğraşılırken Yunanlılar'ın ilerlemeleri, yeni kurulmakta olan ordumuza çok sıkıntılı anlar yaşatmıştır.
6 Ocak'tan 11 Ocak'a kadar merkezi inönü kasabası olmak üzere, Bilecik yörelerinde şiddetli çarpışmalar oldu. İnönü'de durdurulan Yunanlılar artık daha ileri gidemeyeceklerini anladıklarından çekilmeye başladılar. Bunun üzerine serbest kalan birliklerimiz Ethem'in üzerine yüklendi, düzenli ordunun saldırısına dayanamayan Ethem kuvvetleri dağıldı.
Yunan saldırısının İnönü'de durdurulması TBMM Hükümetinin otoritesini ve saygınlığını artırdı. Bu zafer üzerine Anlaşma Devletleri arasındaki çekişmeler de.
İyice su üstüne çıkmıştı, özellikle Fransızlarla İtalyanlar yeni Türk Devletini artık görüşülmesi gerekli bir siyasal varlık olarak kabul etmeye başlamışlardı.
Sevr Barışı uygulanmak isteniyorsa TBMM ile anlaşmak, pazarlık etmek gerekti, ingiliz kamuoyunda böyle bir eğilim kendini göstermeye başlıyordu.
LONDRA KONFERANSI Anlaşma Devletlerince varlığı hiçbir biçimde tanınmayan TBMM Hükümetinin Londra'ya çağrılması çok önemli aşamadır. Fakat dikkat edilirse, Osmanlı Devleti de bu toplantıya çağrılmıştır. Anlaşma grubu her iki siyasal varlığı birbirine düşürmek ve bu arada kendileri için en elverişli kararlara varmak düşüncesini taşımaktadır. 23 Mart 1921 tarihinde başlayan görüşmelerde, ilksöz Osmanlı Sadrazamı Tevfik Paşa'ya verildi. Paşa hiç kimsenin beklemediği bir jest yaptı ve "Söz, ulusumun asıl temsilcilerine aittir" dedi.
Bu tutumu ile Tevfik Paşa, Anadolu hareketinin karşısıda değil, yanında olduğunu ve TBMM'nin ulusu temsil edebilecek tek makam olduğunu kabul ediyordu. Başarısız
lığa rağmen, Londra Konferansı önemli bir siyasal aşamayı oluşturuyordu. Zira, Anlaşma Devietleri'nin Sevr Barışının bazı hükümlerinin artık tartışma konusu edilebileceğini ve bu gibi konularda TBMM Hkümeti ile görüşmeyi kabullenmeleri, bir diplomatik başarı olarak değerlendirilebilir.
MOSKOVA ANTLAŞMASI Ermeniler'e karşı sağlanan zaferden sonra, Birinci inönü Savaşı'nın da kazanılması Ruslar'daki son duraklamaları ortadan kaldırmıştı.
Onlar, daha önceden tanıdıkları TBMM hükümeti ile sıkı bir işbirliği içine girmeyi kararlaştırdılar. Bu anlaşmaya göre; sovyet Rusya, Sevr Barışını kesinlikle tanımıyor ve TBMM Hükümeti'ne her türlü maddi ve siyasal desteği vermeyi yükümleniyordu.
İKİNCİ İNÖNÜ SAVAŞI Londra Konferansı'nda reddedilen barış tasarısının kabulünü sağlamak için Yunanlılar'ın bu kez daha geniş çaplı bir saldırı yapıp, bunda başarı kazanmaları gerekiyordu, inönü yöresine doğru 23 Mart'ta saldın başladı.
İsmet Paşa komutasındaki birlikler, İnönü merkezinde kanlı direnme savaşları yaptılar. 31 Mart'a kadar süren Yunan saldırısını göğüsleyen birliklerimiz sonunda onları Afyon-Bozüyük çizgisi gerisine çekilmeye zorladılar. Türk ordusunun bu yeni başarısı her yanda duyuldu; ulusa moral verdi. Yurtta büyük bir umut rüzgârı esmeye başladı.
KÜTAHYA-ESKİŞEHİR SAVAŞLARI Türkleri saldırı gücünden kesinlikle yoksun kılmak, ardından savunma işlevini de yerine getiremez bir duruma sokmak için, Ege Bölgesi'nden çıkıp iç Anadolu'ya yayılmak gerekliydi.
Böylece Yunan egemenliği tartışmasız biçimde kurulabilirdi. Bu planı uygulamak için ingilizler de Yunanlılar'ı kışkırtıyordu. Sonunda 10 Temmuz 1921'de büyük Yunan saldırısı başladı. Saldırı cephesi çok genişti; Afyon'a değin uzanıyordu.
Türk ordusu bu kadar geniş bir alanda savunma savaşı yürütemezdi. Bu nedenle zorlanıp büyük yitikler vermektense, oyalayıcı ufak çarpışmalarla güvenli bir stratejik noktaya geri çekilmek en iyi çözümdü.
TBMM Başkanı Mustafa Kemal Pa-şa'nın "askerlik sanatının gereği" olarak verdiği bu geri çekiliş kararının uygulanışı düzgün bir biçimde 24 Temmuz'a kadar tamamlandı.
Ordumuz bu tarihte, büyük yitikler vermeden Sakarya Irmağı'nın doğusuna alındı. Bunun sonucunda Kütahya, Eskişehir ve Afyon Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir.
YUNAN SALDIRISININ İÇ SİYASETE YANSIMASI Yunanlılar büyük bir hırsla hazırlandıkları son saldırıları ile Ankara'ya kadar gelmeyi, TBMM'yi dağıtıp Türk siyasal varlığına son vermeyi düşünüyorlardı.
TBMM üyeleri yaklaşan bu felaket dolayısıyla son derece huzursuz ve hırçın duruma gelmişlerdi. TBMM'nin Kayseri'ye nakledilmesi, ordunun dağıtılıp tekrar Kuvay-ı Milliye esasına dönülmesi gibi akıl dışı öneriler yapılıyordu. Mustafa Kemal Paşa, eğer kedisine sorumluluk verilmesi isteniyorsa, bunun belli yetkilere bağlı olarak sağlanması gerektiğini ileri sürüyordu. Eğer olağanüstü yetkilerle donatılırsa, verdiği kararlar hemen uygulanır, işler daha çabuk yürürdü.
5 Ağustos 1921 günü TBMM çıkardığı yasa ile kendi yetkilerini Mustafa Kemal Paşa'ya üç ay süre için devretti. Mustafa Kemal Paşa bu yasa ile "Başkumandan" atandı.
Mustafa Kemal Paşa'nın karşısında olanlar da bu yasaya oy verdiler. Çünkü O, böylesine ağır bir işin nasılsa altından kalkamayacaktı. Böylece Mustafa Kemal Paşa'nın saygınlığı bir anda sönüp gidecekti.
SAKARYA SAVAŞI Savaşa Hazırlık: 7-8 Ağustos'ta Tekâlif-i Milliye emirleri yayınlandı. Bu kararlar ile; Halkın ve tacirlerin elinde bulunan yiyecek ve giyecek maddelerinin yüzde kırkı, bedelleri sonradan ödenmek üzere, orduya verilecekti.
Öküz ve at arabalarının, binek ve taşıt hayvanlarının yüzde yirmisi teslim edilecekti. Halkın elinde ne kadar silâh ve cephane varsa üç gün içinde orduya verilecekti.
Yurttaki bütün teknik araç ve gereçlerin de yüzde kırkına el konulmuştu. Teknik elemanlarımızın hepsi ordunun buyruğuna alınmıştı. Her aile birtakım çamaşır ile birer çift çorap ve çarık hazırlayıp orduya verecekti. Başkomutan'ın bu buyruklarını yerine getirmek üzere her ilçede birer "Tekalif-i Milliye Komisyonu" kurulmuştu. Komisyonların çabuk çalışmasını sağlamak için de çeşitli yerlere "İstiklâl Mahkemeleri" gönderildi.
SAKARYA SAVAŞI Sakarya Savaşı Başkomutan'ıri Türk ordusuna verdiği taktiğin bir zaferidir. Bu taktik şu cümlelerle açıklanmıştı: "Savunma bir çizgi üzerinde değil, bir yüzey üzerinde yapılacaktır. O yüzey de bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı yurttaş kanı ile sulanmadıkça bırakılamaz. Büyük, küçük herbirlik, ilk durabildiği noktada tekrar düşmana karşı cephe kurarak savaşı sürdürür.
Yanlarındaki birliklerin çekilmek zorunda olduğunu görenbirlikler onlara bağlı olmaz. Bulunduğu yerde sonuna kadar direnmeye mecburdur." Başkomutan'ın bu taktiği dünya savaş tarihinde de bir çığır açmış, "topyekün savaş" kavramını muharebe tekniğine sokmuştur. 23 Ağustos'tan 13 Eylül'e kadar 22 gün süren, ama asıl başlangıcı ve bitişi bakımından bir buçuk aylık bir zamanı kapsayan Sakarya'deki büyük mücadele, çok parlak bir başarı ile sona erdi.
Bu büyük zafer ulusun temsilcisi olan TBMM'nin saygınlığını cokarttırdı.Şimdi herkes TBMM ile kurulan düzenin sağlam ve kalıcı olduğunu, bu yolla yurdu tam anlamıyla kurtarmanın artık olanak içine girdiğini kabul ediyordu.
TBMM'nin saygınlığı arttığı o-randa istanbul Hükümeti'nin varlığı iyice tartışma konusu edilmeye başlandı. Ayrıca, bu savaşı yürütüp kazanan kadro siyasal bakımdan da büyük güç kazandı. Başkomutan ve arkadaşları erişilmez bir sevgi ve saygıya ulaştılar. Mustafa Kemal Paşa'ya "Gazilik ve Mareşallik" rütbesini verdili.
Sakarya Zaferinin dış siyasette ise sonuçları şunlardır;
13 Ekim 1921'de Kafkas Cumhuriyetleri ile TBM Hükümeti Kars Antlaşması'nı imzaladılar. Bu antlaşma daha önce Sovyet Rusya ile yapılan Moskova Antlaşmasının tekrarı niteliğindedir. Böylece Türkiye'nin Doğu sınırı tam anlamıyla güvenlik altına alındı.
Fransızlar artık TBMM'nin başarısına ve kalıcılığına inandıklarından hemen görüşmelere başladılar, ingilizler de bütün direnmelerine rağmen 20 E-kim 1921'de TBMM Hükümeti ile Fransa arasında "Ankara Antlaşması" imzalandı. Hatay-iskenderun dışındaki bugünkü güney sınırımız, yani günümüzdeki Suriye sınırı, Fransızlarca kabul edildi. Bu sınırın kuzeyini Fransızlar boşaltacaklardı. Şimdilik sınır dışında kalan Hatay'da ise Fransızlar Türklerin her türlü haklarını tanıyacaklarını belirtiyorlardı.
İtalyanlar ise 1921 yılı sonlarında işgal ettikleri bölgeleri boşaltmışlardı.
BÜYÜK TAARRUZ Yunan ordusunun saldırma ve ilerleme gücünün büyük ölçüde yok edilmesiyle henüz yurdu kurtarma işi bitmiş değildi. Bu ordunun Anadolu içinden tamamen sökülüp atılması gerekiyordu. Gazı Mustafa Kemal Paşa'nın Başkomutanlık süresi 31 Ekim 1921 ve 4 Şubat 1922 tarihlerinde iki kez uzatılmıştı.
Bu süre içinde Başkomutan ve TBMM Hükümeti yoğun çalışmalar içindeydi. TBMM, Dışişleri Bakanı, Yusuf Kemal Bey'i Avrupa'ya göndermişti. Avrupa'ya giderken istanbul'dan geçen Yusuf Kemal Bey Padişah Vahdettin tarafından kabul edildi.
26 Mart 1922'de Anlaşma Devletlerinden "Barış Esaslarını" içeren bir öneri geldi. Anadolu'daki kurtuluş heraketinin dayanağı olan düşünce ve ülküyü kavrayamamış olan Anlaşma Devletleri bir barış için şu koşulan öneriyordu.
Dğu'da Uluslar Kurumu gözetiminde bir Ermeni yurdu kurulacak; Doğu Trakya'da Tekirdağ Türklere, Edirne Yunanlılara bırakılacak, İzmir Türklere geri verilecek, ama oradaki Rumlar yörenin yönetiminde söz sahibi olacaklar; Türk ordusunun asker mevcudu 85 bin kişiye çıkartılabilecek, kapitülasyonlar üzerinde pazarlık yapılabilecek.
26 Ağustos sabahı başlayan Büyük Taarruz sonucunda 9 Eylül'de İzmir, 11 Eylül'de Bursa kurtarıldı. 18 Eylül'de Anadolu'da Yunan askeri kalmamıştı.
Ama savaş henüz bitmemişti. Çünkü izmit ve Çanakkale bölgelerinde boğazları koruyan güçlü İngiliz birlikleri vardı, istanbul Anlaşma Devletlerinin elindeydi. Doğu Trakya ise Yunan işgali altındaydı.
Ünite 10 Degerlendirme Sorulari
1- Aşağıdakilerden hangisi l. İnönü Zaferi sonrasındaki gelişmelerdendir?
Londra Konferansı Düzenli ordunun kurulması
Gümrü Barışı Sevr Antlaşması
TBMM'nin açılması
2- Çerkeş Ethem aşağıdakilerden hangisine tepki göstererek ayaklanmıştır?
Ulusal ordunun kurulmasına
Tekalif-i Milliye Emirlerinin yayınlanmasına
TBMM'nin açılmasına
Heyet-i Temsiliye'nin kurulmasına
Sevr Barış Antlaşmasına
3- Yunan kuvvetleri, Anadolu'yu aşağıdakiler den hangisi sonucunda terk etmişlerdir?
Lozan Barış Antlaşması Mudanya Ateşkes Anlaşması
Büyük Taarruz Kütahya - Eskişehir Savaşları
II. İnönü Savaşı
4- Aşağıdakilerden hangisi, Gümrü Antlaşması'nın sonuçlarından biri değildir?
Batum'un Rusya'ya bırakılması
Doğu Cephesinin kapanması
Ermenistan'ın TBMM Hükümeti'ni tanıması
Kars ve çevresinin yeniden geri alınması
Gürcistan ile antlaşma imzalanması
5- Aşağıdakilerden hangisi TBMM Hükümeti tarafından imzalanan ilk antlaşmadır?
Kars Gümrü Moskova Gürcistan Sevr
6- Yunan ordusunun saldırma ve ilerleme gücü aşağıdakilerden hangisiyle büyük ölçüde yok edilmiştir?
II. İnönü Savaşı Dumlupınar Savaşı
l. İnönü Savaşı Sakarya Savaşı
KütahyaEskişehir Savaşları
7- Çerkeş Ethem Ayaklanması çıktığı sıralarda Düzenli Ordu, Yunanlılar'a karşı aşağıdaki zaferlerden hangisini kazanmıştır?
II. İnönü I. İnönü Sakarya Çanakkale Büyük Taarruz
8- Aşağıdakilerden hangisi Sakarya Savaşı'nın sonuçlarından biridir?
Yunanlıların Trakya'dan çekilmeleri
Mustafa Kemal Paşa'ya gazilik sıfatı ve mareşallik rütbesinin verilmesi