ÜNİTE - 1 İNKILAP (DEVRİM) KAVRAMI TOPLUMLARIN EVRÝMÝ İlk toplumlar kabile şeklinde kurulmuştur. Bir topluluk içindeki bütün insanlar eşdeğer sayılıyordu. Bütün işler kollektif olarak yapılıyordu.
Gizli içeriği görüntülüyorsunuzErkekler hep birlikte ava çıkıyor, elde ettiklerini aralarında paylaşıyorlardı. Ben duygusu değil biz duygusu egemendi. "Aile" henüz oluşmamıştı. Bu insanların kullandıkları mallar üzerinde herkesin hakkı vardı. Yani "mülkiyet" kavramı da henüz bilinmiyordu. İlk devletler hep din temeline dayanıyordu.
"DEVLET" DÜZENİNE GEÇİŞ "Aile" kavramının ortaya çıkmasıyla aile içinde kendiliğinden bir işbölümü meydana geldi. Anne çocuklara bakma, baba ise bu küçük topluluğu geçindirme görevini üstlendi.
Daha önceki dönemde kadın ile erkek arasında önemli bir fark yok iken şimdi bu iki tür arasında kendiliğinden bir görev ayrımı doğdu. Aile ile kişisel mülkiyet duygusu gelişti. Reisi kuvvetli olan aile diğer aileler üzerinde üstünlük kurdu ve böylece "boy" veya "kabile" dediğimiz ilk siyasal birlik belirmiş oldu.
Giderek bazı kabileler aynı inanca sahip olduklarını, aynı dili konuştuklarını, aynı düşmanların tehtidi altında bulunduklarını ve ekonomik çıkarların birbirlerini bağladığının farkına vardılar. Böylece kabileler birleştiler. İçlerinden en güçlü olanı başkan seçtiler O kişi artık kabileler arasındaki düzeni sağlamaktadır. Buyrukları kabilenin ortak inancına uygun ise yasa durumunu alır.
Yasalara uymak zorunludur. Uymayan cezalandırılır.Böylece dünyanın çeşitli yerlerinde siyasal nitelikte birlikler belirdi. Kısaca "devlet" kavramı ortaya çıktf.
"Tarih boyunca bu gelişme içine bütün insanların girdiğini söylemek mümkün değildir. Bugün bile dev-letleşme aşamasına gelememiş topluluklar az da olsa vardır.
O halde devlet kurabilmek insanın eriştiği çok önemli bir gelişme aşamasıdır.
DEVLETİN GELİŞİMİ Toplumların gelişmesinin geçirdiği süreç onların devlet aşamasına gelmeleriyle ilk sonucu vermiştir. Devlet kuramayan toplumlar ilerleyememişler; ya ilkel koşullar altında yaşamlarını sürdürmüşler, bir üst kültüre geçememişler veya çevrelerinde devlet kurmuş başka toplulukların tutsağı olmuşlardır. Kültür; bir insan topluluğunun belli bir zaman içinde her alanda ürettiği maddi ve manevi bütün değerlerin toplamıdır.
Öyle ise devlet belli bir kültür düzeyine erişmiş toplumların ortaya çıkardıkları önemli bir kurum oluyor. Değerlerin üretilmesi için gerekli düzen devlet gücü tarafından sağlanır. Devleti geçerli kılmak için onun sahip olduğu gücü toplum bireylerinde geçerli kılacak bazı temellere ihtiyaç duyar. Devlet ancak bu yolla varlığını his-settirebilir.
Bu temellerden birisi din'dir. Din toplum içinde yaşayanlar arasında birleştirici rol oynuyordu. Siyasal güce sahip olmaya başlayan şefler dini kullanıyorlardı, ilk devleti kuran Sürrierlerin siyasal şefleri dinlerinin baş rahipleriydi. Hatta Mısır'da olduğu gibi, hükümdar doğrudan doğruya kendini tanrı dahi sayabilmiş ve toplum da bunu kabullenmişti, ilkçağda demokrat adıyla niteleyebilceğimiz toplumlara bile devlet gücü dolaylı da olsa dine dayanıyordu.
Dine dayansa da devletler kültür düzeyleri yükselterek varlıklarını sağlamlaştırmışlardır. Devletin en önemli işlevlerinden biri ise insanlar arasındaki ve toplum içindeki düzeni sağlamak için hukuk kuralları ortaya koymak ve bunların uygulanmasını sağlamaktır.
Bir devletin gelişmişlik derecesi hukuk kurallarının açık ve herkese eşit derecede olması ve adaletle uygulanması ile ölçülür. Devletler çok uzun bir süre insanoğlunu ekonomik ve siyasal bakımdan ileriye götürmek yerine onların mevcut düzenlerini korumakla yetinmişlerdir. Bundan dolayı pek çok devletle yurttaşlar arasında hukuk kurallarının, uygulanmasında farklar gözetilmiştir.
Bazılarında hukuk adil uygulanmamış adil uygulananlarda ise kadm-erkek arasında fark görülmüştür. Günümüzde bile pek çok toplumda kadm-erkek eşitsizliği sürüp gidiyor. Bazı insanlar ise tam bir eşya gözüyle görülmüştür. Onlara "köle" denilirdi. Kölelik düzeni son iki yüz yıl öncesine kadar varlığını sürdürdü. Tarih boyunca devletlerin gelişimi Avrupa'da "Aydınlanma Çağı" başlayıncaya kadar inişli çıkışlı bir grafik izlemiştir.
İNKILÂP (DEVRİM) KAVRAMI Bir devleti yönetenler onun içinden çıktığı toplumun yapısına, kültürüne uygun davranmak zorundadır. Devlet gücünü elinde tutanlar, bu gücü toplumun gelişmesi için de kullanmalıdır. Bunu kullanmayanların devletleri bir süre sonra çökmüştür.
Düşünce özgürlüğü bulunmamasından dolayı kendine söylenenleri üzerinde derinlemesine düşünme olanığını bulmamıştır. Ortaçağın sonuna doğru bir uyanış başladı. Bu uyanışta coğrafi keşiflerin önemi büyüktür.
Aydınlanma çağının yaşanmasıyla bazı düşünürler "devlet" kavramı üzerinde durmaya başladılar. Yavaş bir evrimle gelişen devletler artık ihtiyacı karşılaya-mıyorlardı. Toplumda çeşitli sorular meydana geliyordu, insanlar arasındaki eşitsizlik nereden geliyordu. Böylece zihinlerde önemli bir aydınlanma oluşuyordu.
İHTİLÂL ve İNKILÂP İhtilal, inkılabın ön aşamasıdır. İlkçağdaş Çin'de, Ortaçağda islam ve Hıristiyan dünyasında bazı düşünürler, hükümdarların adaletli hareket etmedikleri durumlarda değiştirilmelerini haklı görmüşlerdi.
Bu bir ihtilâl sayılmaz zorbalığa karşı bir direnme denilebilir. Aydınlanma çağında ise hükümdarın devlet gücünü Tanrıdan alma görüşü saçma olarak kabul edilmiş ve bütün yurttaşların devlet gücü üzerinde hakkı olduğu yolunda görüşmeler belirmeye başlamıştı.
Eğer bir hükümdar Tanrı'dan aldığı gücü halkın zararına kullanırsa insanlar arasındaki eşitsizliği gidermezse onu devirmek hakti. Buna ilk büyük tepki bir İngiliz kolonisi olan Kuzey Amerika'dan geldi. Tarihin ilk bağımsızlık savaşını verdiler ve yepyeni bir devlet kurdular. Dünyanın ilk anayasasını oluşturdular. Böylece Amerikalılar, İngiliz yönetimine karşı bir ihtilâl yapmışlardır. İhtilâl mevcut siyasal düzeni bazı güçlerin önderlerin öncülüğünde halkın zorla başından atması demekti.
Amerikalılar ihtilâl ile ortadan kaldırdıkları düzenden doğan boşluğu yeni esaslara dayanan bir devlet kurdular. İşte bu ikinci aşamaya "İnkılâp" (devrim) denir. Bu olay Fransa'ya örnek oldu. Fransa'da halk, soylular, burjuvazi ve yarı köle gibi yaşayan yoksullardan oluşuyordu.
Kralların bu adaletsiz yönetimi sonucu burjuvaziler ayaklandı. 1789 yılında müthiş bir ihtilâl patlak verdi. Fransa'da krallık ve soyluluk kalktı. Kilisenin ayrıcalıkları sona erdi ve laiklik ilkesi devlete temel oldu Böylece yepyeni esaslara dayanan bir toplum yapısı ortaya çıktı. Bu olaylarla dünyada ihtilâl ve inkılâp kavramları da gelişmiş oldu. Fransız inkılâbı modeline göre pek çok ülkede ihtilâller görülmüştür. Bu iki tür olay hem 19yy.'da hem de 20.yy.'da çeşitli toplumlarda görüldü. Bugünkü Türk toplumunun temelleri de bu iki olayın ortaya koyduğu zemin üzerinde atılmıştır.
İNKILÂP MODELLERİ Tarihte gözümüze çarpan birkaç devrim modeli vardır. Türk devriminin hangi model içinde yer aldığını bulacağız. Bütün devrimlerin iki ortak özelliği vardır.
Birincisi "zorlama"dır. Toplumda yüzlerce yıl yerleşmiş olan kurumları, o toplumun büyük bir bölümünün rızası da olsa, kolayca değiştirmek mümkün değildir.
Devrimin ikinci özelliği ise, toplumdaki belli başlı bütün siyasal, hukuksal, eğitsel, bilimsel kurumları kapsamına almasıdır. Sadece belirli, tek kurumun değiştirilmesi "devrim" sayılmaz. Ancak, devrim dışı kalması gerekli bazı toplumsal kurumlar da vardır. Bunlar o toplumun manevi değerleridir. Din ve ahlâk gibi insanın iç dünyasını düzenleyen kurumlar da "zorlayıcı" değişiklikler yapılamaz.
Amerikan Devrimi; Avrupa'da gelişen çok önemli siyasal ve hukuksal düşüncelerin Amerikan aydın-larınca benimsenmesi sonucu mümkün olmuştur. Yani Amerikan Devrimi bir düşünsel hazırlık evresinden geçmiştir. Daha güzel örneği Fransız Devriminde görürüz. Fransız Devrimi Avrupa kıtasını derinden etkilemiş ve bütün 19. yy. bu devrimin getirdiği yeniliklerin Avrupa toplumlarının büyük bir bölümü tarafından benimsenmesiyle gelmiştir.
Başka bazı devrimler ise böyle uzun bir hazırlık evresine ihtiyaç göstermez. Bazı toplumlar, başlarına geçen bir önderin veya önder kadronun yönetiminde bir ihtilâle sürüklenirler; ihtilâl başarılı geçerse devrim aşaması gelir ve yani bir düzen kurulur.
Bu tür devrimleri de ikiye ayırabiliriz. Önder kadro, başka ülkelerde daha önce doğmuş kimi ideolojileri kendilerine örnek alabilir. En güzel örneği 1917 yılında Rusya'da çıkan sosyalist ihtilâl oluşturur.
Bazı devrimlerde ise önder kadro toplum içindeki huzursuzlukları hiçbir model benimsemeden kendi bildiği gibi çözmek ister. Bu tür devrimler genellikle başarısızlıkla sonuçlanırlar. Türk Devrimini yukarıdaki modellerden hangisine koymalı sorusunun yanıtı pek kolay değil. Türk devriminde "karmaşık" bir özellik vardır. 19. yy. ortalarında özellikle Fransız devriminin özgürlükçü modeli bir hayli gözde idi.
Diğer yandan, belli ölçüde A-merikan modelini andırır biçimde bir Kurtuluş Savaşı Türk devriminin başlangıç evresinde yer alır; fark şudur; Amerikalılar bağımsızlıklarını ilk kez kazanmak için harekete geçtiler, biz ise, binlerce yıl bağımsız yaşayan bir ulus olarak bu niteliğimizi yitirdiğimiz için yeni bir savaş sonu işgale ve parçalanmaya uğradığımız için Kurtuluş Savaşını yürüttük.
Savaş sırasında yepyeni esaslara dayanan bir devlet kuruldu. Yeni ile eski devlet arasında bir uyumsuzluk vardı. Bu aşamada hem eskiye karşı bir ihtilâl vardır, hem de devrim yoluyla kurulan yeni bir düzen.
Böylece Türk Devriminde diğer inkılâp hareketlerinde görülen özelliklerin hemen hepsi bir ölçüde bulunmaktadır. Ama, bütün bu olgular "ulusal" bir kalıba dökülmesi kendine özgü bir model oluşmuştur.
İNKILÂP İLE KARIŞTIRILMAMASI GEREKLİ OLAN KAVRAMLAR Devrim ile inkılâp aynı şeydir. Ama ihtilâl ile inkılâp aynı değildir İhtilâl, inkılâbın ön aşamasıdır.
Evrim ile devrim arasında çok büyük fark vardır. Bütün bilim dünyasının üzerinde birleştiği üzere, evrim, toplumsal kurumların kendiliğinden hissedilmeden zamanın koşullarına uyarak değişmesidir.
Bazı toplumlarda, devlet yapısının çeşitli alanlarda işlerliğini yitirmesi sonucu "düzeltimlere" ıslahata gidilebilir. Bu tür değişikliklere "reform" adı verilir. Islahat girişimlerinde "zorla değiştirme" yoktur. Mevcut devlet bazı alanlarda yenilik yapmakta, o alanlara işlerlik kazandırmak istemektedir. Örneğin; Osmanlı Devleti'nde zaman zaman "Islahata" gidilmiş, yani reformlar yapılmıştır. Ama bir "Osmanlı Devrimi" yoktur. Kimi toplumlarda ise devletin yönetim kadroları çeşitli nedenlerle iş göremez hale gelirler.
Bu durumda özellikle askeri gücü elinde bulunduranlar, mevcutyönetimi zorla değiştirip, yeni bir kadroyu işbaşına geçirebilirler. Bu tür olaylara hükümet darbesi denir. Darbelerde bir zorlama vardır. Ünite 1 Degerlendirme Sorulari
1- Avrupa kıtasını derinden etkileyen ve bütün 19. yüzyılda getirdiği yenilikler Avrupa toplumları tarafından benimsenen devrim aşagıdakilerden hangisidir?
Amerikan Devrimi İngiliz Devrimi
Rus Devrimi Fransız Devrimi
Türk Devrimi
2- Bilim ve sanayide inkılâbın başladığı yüzyıllar kronolojik sıraya göre, aşağıdakilerden hangisidir?
16. yy -18. yy 14. yy-16. yy
13. yy-16. yy 18. yy -19. yy
17. yy -18. yy
3- Türk Devrimi'nin sosyolojik ve hukuksal açıdan tarihte eşi görülmemiş bir devrim olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Doğu toplumlarına önderlik etmesi
Diğer devrimlerde görülen özelliklerin ulusal kalıba dökülüp, kendine özgü bir model oluşturması
Şiddet öğesinin bulunmaması
Oldukça uzun sayılabilecek bir hazırlık dönemi geçirmesi
Bütün dış etkilere kapalı olması
4- Toplumsal yapıları gelişme ve yenileşmeye açık olan toplumlarda, ihtiyaç duyulduğunda yenileşmenin daha kolay sağlandığı bilinmektedir. Aşağıdakilerden hangisi bu uluslara bir örnektir?
Ruslar İskandinav Ulusları Amerikalılar Fransızlar Almanlar
5- Batı'da Ortaçağ'ın sonlarına doğru bir uyanış başlamış ve bu uyanış sonucunda Aydınlanma Çağı açılmıştı. Aşagıdakilerden hangisi bu uyanışın nedenlerinden biri değildir?
Roma İmparatorluğu'nun eski gücünü yitirmesi
Aklın giderek özgürleşmesi
ilkçağ'ın büyük düşünürlerinin yapıtlarının yeniden değerlendirilmesi
Coğrafi keşiflerin etkisi
Kapalı ve içine dönük ekonomik yaşamın kırılması
6- Aşağıdakilerden hangisi toplum ve devlet hayatında inkılâpları hızlandıran bir neden değildjr?
Toplumu oluşturan katmanlar arasında anlaşmazlık
İnkılâpları başlatacak önderlerin bulunması
Kurulu düzenin yeterli olmaması
Yeni akımların toplum üzerinde etkisi
Özgürlüğün amaçlanması
7- Bütün yurttaşların devlet gücü üzerinde hakkı olduğu yolundaki görüşlerin belirlemeye başladığı dönem aşagıdakilerden hangisidir?
Aydınlanma Çağı Ortaçağ İlkçağ Maden Devri Feodal dönem
8- Devlet kurma aşamasına gelemeyen insan topluluklarının özelliği nedir?
Av teknikleri gelişmemiştir.
Savaş konusunda yeteneklidirler.
İnsan birey olarak gerçek yerini henüz bulamamıştır.
Bu insanların konuşma ve düşünme yetenekleri yoktur.