DÜNYA İMPARATORLUĞUNUN SORUNLARI 16.-18. YÜZYILLAR ARASI KLASİK DÖNEM OSMANLI EKONMİSİ
Osmanlı imparatorluğun ’da kapitalizm öncesi hâkim üretim tarzı vergisel üretim tarzı idi. Dirlik: Has, tımar ve zeamet topraklarının genel adidir.
Has: Geliri 100 000 akçeden fazla olan genellikle üst düzey bürokratların maaşı karşılığında kendilerine tevcih edilen tımar topraklarına verilen genel isim.
Zeamet: Geliri 20 000 ile 100 000 akçe arasında olan bürokratların maaşı karşılığında kendilerine tevcih edilen tımar topraklarına verilen isim
Tımar: Geliri O ile 20 000 arasında olan bürokratların maaşı karşılığında kendilerine tevcih edilen tımar topraklarına verilen isim Ekonominin temel olgusu toplum ihtiyaçlarını karşılamaktı. 16-18 yy.’da Osm Dev’in dış siyasetinde öncelik saray, ordu, nüfusun ve loncaların ihtiyaçlarını karşılamaktı. Devlet ithalatı destekliyordu.
Avrupa’nın Artan Etkisi:
Osmanlı’nın 16 yyda karsılaştığı sorunlar
-Avrupa ülkelerinde askeri teknolojinin gelişmesi ve Osm’nin batıya doğru genişlemesinin durması
-Avrupa’da tarımsal urun talebinin artmasıdır. Fiyat enflasyonun tek sebebi Osm’nin bütçe açıklarını karşılamak amacıyla sikkeleri tahsis etmesidir. Vergilerin değeri azalınca, devlet bütçe açıklarını kapatmak için yeni vergiler koydu. Bu da halkı fakirleştirdi. Tımar sistemi çözülmeye başladı.
Tımar sistemi işlevini yitirince Osmanlı tarım vergilendirmek için iltizam sistemi yaygınlaştırıldı. Devlet belirli bir yörenin vergi toplama yetkisini açık arttırma yöntemi ile mültezim denilen kişilere ihale ediyordu.
SANAYI DEVRIMININ ETKISI ALTINDA 19.YY MERKEZ-CEVRE ANTLASMASI
18 yyda İngiltere ticaretle uğraşmaya başlamış demir-çelik ve başka üretim dallarına girerek dünyanın ilk sanayi ülkesi olmuştur. 19 yyda sermaye birikimi hızlandı ve makineleşme oluştu. Sanayileşmiş ülkeler sanayileşmemiş ülkelere ordularını göndererek sömürgeleştirdiler.
Avrupa ülkeleri ve ABD uç asırdan beri genişleyen kapitalist dünya sisteminin merkezini oluşturdu. Osm Dev. Siyasi bağımsızlığına rağmen kapitalist merkez ülkelerinden gelen uyarılarla şekillendi.
19-20 YYDA OSMANLI IKTISAT SIYASETI Osm Dev’nin iktisadi siyasetinde İstanbul’un iasesi ve maliyenin ihtiyaçları önemliydi.1838 de İngiltere ile iktisadi tavizler verilen Balta Limanı Ant imzalandı.
Antlaşma ile yabancılar ic gümrük vergilerinden muaf tutuldu. Osm Dev kendi gümrük vergilerini Avrupa devletleriyle birlikte saptamayı kabul etti.
1856 Islahat fermanı ve 1867 Nizamnamesi siyasi destek uğruna Avrupa devletlerine verlen iktisadi tavizlerdi.
Tahsis: Metalist para sisteminde paranın içindeki değerli maden oranını azaltma işlemidir.
1844 de son verilmiştir. 1840 da kaime denilen ilk kağıt para ortaya çıktı. 1863 de kurulan Bank-I Osmaniye’ye para basma yetkisi verildi. 1881 de Muharrem Kararnamesi ile Duyun Umumiye kuruldu.
1923 de Tesvik-I Sanayi Kanunu-u Muvakkati’ni uygulamaya koydu Dünya Sistemine Eklemlenme Osmanlı Dev 19 yy da ihracat ve ithalat yapan bir ülke haline geldi.
CUMHURIYET’IN ILK ALTI YILI
1923-29 yılları arasında Liberal Ekonomik sistem uygulandı. Lozan Ant 5 yıllığına gümrük politikasını sınırladı. Devlet tekelleri kurup bunları imtiyazlı yerli ve yabancı şirketlere devretmek suretiyle koruma altına aldı. Asar vergisi kaldırıldı.
1930-39 Korumacı – Devletçi Sanayileşme 1929 yılında yaşanan Dünya Ekonomik Buhranı ekonomi üzerindeki etkileri azaltmak için ithalatı kontrol etmeye ve ithal ikameci sanayileşmeye yöneldi. 1930 da MB kuruldu. 1933 de Beş Yıllık Sanayi Planı uygulanmaya başladı. Dokuma, un ve sekerde dışa bağımlılıktan kurtuldu.
1940-45 İkinci Dünya Harbi Yılları Savasın ağır iktisadi etkileri;
-Erkeklerin silah altına alınması üretimi etkiledi.
-Buğday üretimi azaldı. -İthalat azaldı. -Sanayileşme programı askıya alindi. -1940 da çıkarılan Milli Korunma Kanunu ile hükümet tedbirler aldı.
-1942 de Varlık Vergisi denilen servet vergisi alindi. 1944-46 yılları arası TMO vergisi ile tarımsal gelirleri vergilendirdi.
1946-53 Liberal Politikalarla Eklemlenme Türkiye 1946 yılında doların kurunu 1.28 den 2.80’e çıkartarak devaluasyin yaptı ve gümrük vergisi dışında ithalatı kontrol eden kısıtlamalar gevşemeye başladı. 1947 de müzmin diş ticaret acık donemi başladı. Tarımsal üretim hızla arttı.
1954-61 Dış Ticarette Kontrole Dönüş Tüketim mallarının ithalattaki payı azaldı dış ticaret açığı azaldı. Tarımın makineleşmesi, ulaştırmada karayollarına ağırlık verilmesi ve tedrici sanayileşme sonucu, ekonomi dış kaynaklara bağımlı hale geldi.
1961-79 Planlı İthal İkameci Sanayileşme Türkiye 1961 de başlamıştır. Beş yıllık kalkınma planları sonucu dayanıklı tüketim malları sanayileri genişledi.
Ancak Türkiye yatırım malları ikamesinde yol alamadı.1973 de OPEC’in petrol fiyatlarına yaptığı büyük zamla uluslararası iktisadi daralma başladı.1977’e kadar Türkiye sanayileşme politikasını borçlanarak sürdürdü.
1980-89 LIBERAL POLITIKALARLA DUNYA SISTEMINE EKLEMLENME Türkiye 1980 yılında 24 Ocak kararları ile yapısal uyum dışa açılma ihracata dayalı büyüme kavramlarıyla nitelenen yeni bir liberal politika dönemine girdi. Bu sisteminin ilk tedbirleri sik devalüasyonlarla esnek bir kur politikası izlemek, iç talebi daraltmak, teşvik ve sübvansiyonlarla ihracatı desteklemek, fiyat kontrollerini ve temel mallara yapılan sübvansiyonları kaldırmak oldu. Amaç ihracatı arttirip ödemeler dengesini sağlamaktı. 1984 den sonra ithalat da kademeli olarak serbestleştirildi.
1995 de Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği antlaşması yapılarak ülke ithalatı kontrol imkanlarından da feragat etti. 84 de döviz alim satımı serbestleştirildi.1989 da yurtdışına ve yurt dışından ülkeye sermaye transferleri serbestleştirildi.
TÜRKİYE EKONOMİSİ UNITE 2 GAYRI SAFI MILLI HASILA GELISIMI Üretim, gelir ve harcama olarak üç yöntemle hesaplanır.
GSMH: Genellikle bir yılda bir ülkenin sahip olduğu kaynaklarla üretilen tüm tamamlanmış malların piyasa değeridir. GSYIH: Genellikle bir yılda bir ülke sınırları içersinde üretilen tüm tamamlanmış malların piyasa değeridir.
GSMH’ YA dış alem net faktör gelirleri dediğimiz isçi dövizi, kar transferleri borç faizleri gibi gelir ya da giderlerin eklenmesi ile elde edilir. En yüksek kişi basına geliri elde eden ülke Lüksemburg, en düşük kişi basına geliri elde eden ise Etyopya’dir.
Satın Alma Gücü Paritesi: Farklı ülkelerin ulusal paraların eşit değerini ifade eder. GSYIH’nin Sek törel ve Bölgesel Dağılımı GSYIH içindeki payı sürekli azalan sektör tarımdır. Sanayi sektörünün payı büyüktür. İmalat sektörü, enerji, ticaret ve ulaştırma sektörlerinin GSYIH içindeki payları istihdam içindeki paylarından daha yüksektir.
GSYIH daki payı en yüksek olan bölge Marmara’dır. Üretim, yatırım ve toplam nüfus içinde en büyük paya sahiptir. Kişi basına milli gelir acısından en yüksek geliri sırasıyla: Marmara, Ege, Ic Anadolu, Akdeniz, Karadeniz, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’dur.
GSMH’nin Büyümesi İlk göze çarpan istikrarsız büyümesidir. 1989 dan sonra çıkan istikrarsizligin nedeni aşırı spekülatif sermaye hareketleridir.
• Gelirin Türlerine göre dağılımı Hane Halkı Dağılımı Gelirin haneler arasında nasıl bölüşüldüğünü ve hanelerin gelirlerinde zaman içinde meydana gelen değişikliklerin belirlenmesinde kullanılır. DIE tarafından yapılan anketlerde ülke içi gelir dağılımının gelişiminin izlenebileceği iki önemli gösterge:
-Gini Katsayisi: Gelir eşitsizliği katsayısı olarak bilinir. Katsayının artması eşitsizliğin arttığını gösterir.
-Hane Halklarını Gelirine Gore Sıralamak: Haneleri 5 eşit dilime ayrılıp her %20 lik dilimler arasında eşitsizliğin artması gelir dağılımının bozulduğu anlamına gelir. % 20 lik dilimler arasında eşitsizliğin artması gelir dağılımının bozulduğu anlamına gelir.
Gelirlerin Türlerine Gore Dağılımı Hane halkı bireylerinden gelir getirenlerin çalıştıkları islerden elde ettikleri gelir, sermaye ve mulk geliri ile transfer geliri gibi parasal gelirleri ve ayni gelirlerinin toplamı kişisel kullanılabilir gelir kapsamı içinde yer almıştır.
Gelirin İsteki Durumuna Gore Dağılımı DIE Gelir dağılımı anketlerinde; ücretli çalışanlar, yevmiyeli çalışanlar, işverenler, kendi hesabına çalışanlar ve ücretsiz aile isçisi olarak ayrılmaktadır.
GELIRIN UCRET VE UCRET DISI GELIR SAHIPLERI ARASINDA DAGILIMI Kriz yıllarında is gücü ödemelerinin aldığı pay azalmaktadır. Bunun nedeni krizden çıkışta ücretlerin düşürülmesi politikalarıdır. Gelirin fonksiyonel dağılımı incelendiğinde Türkiye’de toplam gelirden en çok pay alanlar tarım dişi kira, faiz ve kar geliri elde edenlerdir.
Fonksiyonel Gelir Dağılımı: Gelirin emek, sermaye ve toprak sahipleri arasındaki dağılımıdır.
GENEL DENGE Ekonominin genel dengesi, toplam kaynaklar ile toplam harcamalar arasındaki ilişkiyi gösterir. Toplam kaynak hesaplanırken dış kaynak olarak dış açık kullanılır. Ekonomi dış açık verdiğinde ekonominin kazandığından daha çok döviz harcandığı anlamı çıkar. Dış fazla verdiğinde ekonominin kazandığından daha az harcadığı anlaşılır
• TUİK yoksulluk çalışması sonuçlarına göre yoksulluğun temel nedenleri; Eğitimsizlik-İşteki durum-TL’nin değer kazanması-Çalışılan sektör
• 2005 yılı ile 2 yılı gelir dağılımı anketleri karşılaştırıldığında Birinci ikinci üçüncü ve dördüncü %20’lik dilimlerin gelirlerinde artış olmuştur.
• Türkiye’de 1968 yılında GSYİH içindeki payı %40 olan fakat 2006 YILINDA %9’lar civarında inen sektör Tarım.
• Türkiye’de GSYİH’nin 2001 yılından itibaren GSMH ’ nin üzerinde değer almasının temel nedeni Dış borç faiz ödemelerinin artmasıdır.
• Gayri safi Milli Hasılanın ABD dolarına dönüştürülüp nüfusa bölünmesiyle elde edilen veülkenin bireylerinin refah düzeylerinin saptanması ve karşılaştırılması için kullanılan en önemli araç-Kişi başına Mili gelir.
• GSYİH’nın bölgesel dağılımındaki dengesizlik Üretim ve yatırım bölgeler arasında dengesiz dağıldığının dengesizliğine işaret eder.
• Türkiye’de GSYİH’nın sektörel dağılımı incelendiğinde,1980li yıllarda keskin bir artış yasayan sektör Hizmetler sektörüdür. • Türkiye’de GSYİH ve İstihdamın sektörel dağılımı incelendiğinde Mali kurumların katkısı en yüksektir.
• Bie ekonomide toplam kaynaklardan dış kaynaklar ve tüketim çıkarıldığında Toplam yurt içi tasarruf’a ulaşılır. • 2000 yılında en düşük kişi başına milli gelire sahip ülke ethopyadır. • Tarım sektörünün toplam istihdam içerisindeki payı 2002 yılında %13’tür.
• 2000 yılında Türkiye’de ortalama kişi başına mili gelir 3.100$ • 2000 YILINDA GSYİH nin %3’ünüyaratan bölge Doğu Anadolu Bölgesi • 2000 yılında GSYİH’nın yüzde 17’sini alan bölge Ege Bölgesi dir.
• 1969-1977 yılları arasında GSMH %3,%10 arasında büyüme göstermiştir. • Türkiye genelinde 2002 yılında beşinci %20’nin toplam gelirden aldığı pay %50.1’dir.
• 2002 yılında kırsal alanlar için gini katsayısı değeri 0.42’dir. • Toplam çalışanlar içerisinde 2002 yılında en düşük paya sahip olan kesim işverenlerdir. • Ücretli ve maaşlı olarak çalışanların %18.7’ini kadınlar oluşturur
• Ücretsiz aile işçilerinin yüzde kaçını %74,5’ini kadınlar oluşturur. • Singapur’un 2000 yılında kişi başına milli geliri 24.700$’dır.
• Türkiye’nin dışa açık büyüme gösterdiği dönem 1981-1988 • 1995 yılında Hizmet sektörünün payı %50’nin üzerine çıkmıştır. • 1994 yılında çalışan sayısının en yüksek olduğu kesim Ücretsiz aile işçileri
ÜNİTE 3 YATIRIMLARIN YAPISI VE GELİŞİMİ
Sabit sermaye stokuna yapılan ilavelere denir. Makine-Teçhizat Yatırımları; yatırım amaçlı binek otolar, ulaşım amaçlarıdır. İnşaat Yatırımları ise, gerek özel sector gerek kamu sektörü tarafından yapılan inşaatları kapsamaktadır.
Üretime konu olan hammadde, malzeme mamul ve yari mamulden oluşan stok değişimleri de yatırımların bir unsurudur.
YATIRIMLARIN GELISIMI VE SEKTOREL DAGILIMI Yatırımları etkileyen faktörler arasında faiz oranı, karlılık, iç ve dış talep, büyüme, döviz kuru, ücretler, istikrarsızlık gibi nedenler sayılabilir.
-1980-88 İhracata yönelik büyüme donemi -1989-94 Dış finansal serbestlik donemi -1994 sonrası Kriz sonrası daralma donemi
Dünya bankasının 1988,90,92 yıllarında yayınladığı Adjustment Lending raporuna göre yapısal uyum programı uygulayan ülkelerin yatırımlarında ortaya çıkan azalısın nedeni politik belirsizlik ve reformların yavaş yapılması gibi nedenlerle yatırımlarda bir dinlenme olarak yorumlanır.
Özel sektör yatırımları 1988 yılında ciddi bir ivme kazanmıştır. Özellikle 1994 yılına kadar görülen hızlı artış dad is finansal serbestlik politikalarından büyük oranda etkilenmesidir. Bu politikaların alt sektörlerine göre iki temel ayırıma tabi tutulur.
-Tarım, imalat, maden ve turizm alt sektörlerini içeren uluslararası ticarete konu olan sektörler -Hizmetler sektörünü içeren ticarete konu olmayan sektörler
Dış finansal serbestlik politikalarının uygulanması ile birlikte iki alt sektörün yatırım trendleri birbirinden oldukça farklılık göstermektedir. Bunun nedenleri; sermaye girişi ile birlikte faiz oranlarının yükselmesi, kamu yatırımlarının azalması, dış borçların artması, bankacılık sektörünün kırılganlaşması, firmaların finansal yapılarının bozulması, cari açığın artması ve devalüasyon beklentilerinin güçleşmesi gibi bir çok faktörün yatırımları olumsuz etkilemesidir.
Türkiye’ye finansal akımların artması ile Türk lirasının değer kazanması tüketim talebini artırmaktadır. Bunun sonucunda ticarete konu olan ve olmayan malların goreli fiyatları ikincisi lehine değişmektedir.
Türkiye konu olmayan sektörlerde uluslararası rekabeti olmaması, yatırım maliyetindeki artışların urun fiyatlarına yansitilarak karlılığın artması bu sektördeki yatırım kararlarını olumlu etkilemektedir.
Yatırımların Alt Sektörlere Dağılımı Ulaştırma-Haberleşme özel sektörün yatırım payını en çok artırdığı sektördür.
Ticarete konu olan sektörlere yapılan yatırımların oranındaki azalma ülkenin uluslararası rekabet gücünün yapısal olmaktan uzaklaşmasına, teknolojik gelişme ve verimlilik artısına dayalı bir ihracat artısının yerini esas olarak ucuz fiyata dayalı bir rekabet gücünün almasına neden olmaktadır.
Ücretlerin azaltılması ve devalüasyonlar aracılığıyla ihracat fiyatlarının düşürülmesinin üç olumsuz amacı vardır.
-Ülke içi bölüşümü bozar. -Yatırımların maliyetini artırır. -Devalüasyona dayalı bir rekabet gücü artısı dış ticaret hadlerinin ülke aleyhine gelişmesini sağlar.
Kamu yatırımları içinde imalat sanayi yatırımlarının payı azalırken, en yüksek yatırım payına sahip olan ulaştırma-haberleşme sektörüdür.
YATIRIM TESVIKI
Haziran 2002 tarihinde yayımlanan 4367 sayılı “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” hükmünce “Bölgelerarası dengesizlikleri gidermek, istihdam yaratmak ve uluslararası rekabet gücünü arttırmak için Kalkınma Planları ve Yıllık programlarda öngörülen hedefler ile Avrupa Birliği normları ve uluslararası anlaşmalara uygun olarak tasarrufları, katma değeri yüksek, ileri ve uygun teknolojileri kullanan yatırımlara yönlendirmek suretiyle yatırımların desteklenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla yatırımlara sağlanan destek unsurları;
-Gümrük vergisi ve toplu konut istisnası; teşvik belgesi kapsamındaki makine ve teçhizat ithalatında ödenmesi gereken gümrük vergisi ve toplu konut fonundan istisna
-Yatırım İndirimi; teşvik belgesi kapsamındaki yatırımlarda kurumlar vergisi matrahından, yore ve sektore gore % 40 ile % 200 arasinda indirim yapilmasi
-Katma değer vergisi istisnası -Vergi, resim ve harç istisnasi -Kredi tahsisi; arastirma-gelistirme, cevre koruma ve teknoloji gelistirme gibi yatirimlara kredi tahsis edilmektedir. Kredi miktari faizsiz sabit yatirim tutarinin % 50 si kadar olup bu miktar 500 milyar, isletme kredisi miktari ise 200 milyar’i gecemez.
Yatirim tesvik belgelerinin sektorel dagilimi incelendiginde, 2002 yili itibariyle;
-% 59 imalat sanayi -% 33 hizmetler sektoru -% 4 madencilik sektoru -% 3 enerji sektoru -% 1 tarim sektoru
Yatirim tesvik belgesi alan iller gelismislik derecesine gore uce ayrilir,
-Gelismis Yoreler: Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Izmir Buyuksehir Belediyesi ici, Istanbul, Kocaeli
YABANCI SERMAYE YATIRIMLARI Türkiye’de yabancı sermaye girişini düzenleyen ilk kanun 18 ocak 1954 tarihinde yürürlüğe giren 6224 sayili Yabanci Sermayeyi Tesvik Kanunudur. 5 Haziran 2000’de 4875 sayili Dogrudan yabanci Yatirimlar Kanunu kabul edilmistir.
Yabanci sirketler elde ettikleri net kar, temettu, satis, tasfiye tazminat bedellerinin, lisans, yonetim ve benzeri anlasmalar karsiliginda odenecek meblaglar ile dis kredi, ana para ve faiz odemelerini, banka ve finans kuruluslari araciligiyla yurtdisina serbestce transfer edebilirler.
Turkiye’de en cok yabanci sermaye yatirimi yapan ulke Fransa’dir. Hollonda, Almanya ve ABD kaynakli firmalar izlemektedir.
Türkiye ekonomisi UNIT 4
IMALAT SANAYININ GENEL GORUNUSU İmalat Sanayii Katma Degerinin Yillara Gore Gelisimi
Imalat sanayii toplam ozel ve kamu katma degerinin GSMH icindeki payi 1968 yilinda %15 civarindadir. Bu oran 1980 yilinda bir ivme kazandigi gorulmektedir. 1986 da ikinci bir sicrama ile % 20 oranina gelmistir.
Imalat Sanayii Yatirimlarinin ve Ihracatinin Yillara Gore Gelisimi
1980 yilindan itibaren imalat sanayii ihracati cok hizli bir artis gostermektedir. Imalat sanayii ise 1978-79 krizi ile baslayarak azalma gostermistir. 1980 sonrasi imalat sanayii yatirimlarinin artmayip ihracatin artmasinin nedenleri uygulanan ekonomi politikalaridir. 1989 sonrasinda izlenen finansal serbestlik politikalarinin sonucunda imalat sanayii ihracati azaltilmis, yatirimlar cok az da olsa canlanmistir.
Bu donemde izlenen politiklar; yerli paranin yabanci paralar karsisinda degerlenmesi, faiz oraninin yukselmesi ve ic talebin yukselmesidir. 1994 yilindan sonra ihracat bir ust platoya cikmis ve imalat sabayi ihracatinin GSMH deki payi ilk kez % 10 un ustune cikmistir. Bu artisin nedeni buyuk oranda ihracat fiyatlaridir.