|
Bu Haber 02.01.2010 03:16:00
Eklenmiştir. 1819 Kez Okunmuştur. |
|
R - S - Ş Harfleri İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları
|
BU HABERİ
BEĞEN VE
PAYLAŞ
|
|
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Rabbani |
1. Allahla ilgili. 2. Kendini bütün varlığıyla Allah'a teslim eden. Putçu inanıştan u |
Arapça |
| Rabi |
Dördüncü. |
Arapça |
| Rabih |
Yararlı, kazançlı, karlı. |
Arapça |
| Rabıt |
Rabteden, bağlayan, birleştiren. Nefsini dünyadan menedip ahirete bağlamış olan. |
Arapça |
| Raci |
1. Rica eden, yalvaran, dileyen. 2. Dönen, geri gelen. 3. Nis-bet ve ilgisi bulunan, |
Arapça |
| Racih |
Değerli, üstün. Fıkıhta: Delil ve Burhanların tercihinde delili öncelik kazanan taraf |
Arapça |
| Radi |
Boyun eğen, kabul eden, rıza gösteren. |
Arapça |
| Rafeddin |
İslam dininin vermiş olduğu acıma, esirgeme duygusu. Türk dil kuralına göre "d/t" ola |
Arapça |
| Rafet |
Acıma, merhamet etme, esirgeme anlamında. Kur'an-ı Kerim'de Nur suresi 2. ayet. Hadid |
Arapça |
| Rafi |
Kaldıran, yücelten, yükselten. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdürrafi'). Rafi' b. Had |
Arapça |
| Rafih |
Rahat ve huzurlu yaşayan. |
Arapça |
| Rafız |
Bırakan, salıveren. |
Arapça |
| Rağıb |
Arzulu, isteyen, rağbet eden. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Ragıp |
İçtenlikle isteyen, özleyen |
Arapça |
| Rahdan |
Yol bilen. |
Farsça |
| Rahi |
Rahat, huzurlu, dingin. |
Arapça |
| Rahim |
Esirgeyen, acıyan, koruyan, merhametli. Kur'an'da 220 yerde zikredilmiştir. Allah'ın |
Arapça |
| Rahman |
Bütün canlılara merhamet eden, koruyan. Kur'an-ı Kerim'de 55'ten fazla yerde zikredil |
Arapça |
| Rahmani |
Allah'tan gelen, kutsal, Allah'a özgü. |
Arapça |
| Rahmeti |
Rahmetle ilgili. |
Arapça |
| Rahmetullah |
Allah'ın esirgemesi, koruması. |
Arapça |
| Rahmi |
Acımayla ilgili. |
Arapça |
| Raid |
Gürleyen, gürüldeyen. |
Arapça |
| Raif |
Acıması olan, merhametli. |
Arapça |
| Raik |
Sade, saf, halis. |
Arapça |
| Raki |
Namazda eğilen, rüku' eden. Kur'an-ı Kerim'de 4 yerde bu anlamda zikredilmiştir. |
Arapça |
| Rakîb |
Herhangi bir alanda üstünlük sağlamaya çalışan taraflardan herbiri. Koruyucu. "Görüp |
Arapça |
| Rakid |
Hareketsiz, durgun, yavaş. |
Arapça |
| Rakik |
1. İnce. Yufka yürekli. 2. Köle veya cariye. |
Arapça |
| Rakım |
Yazan, çizen. -Yükselti. |
Arapça |
| Ram |
İtaat eden, boyun eğen, kendisini başkasının emrine bırakan. -İki isimlerde kullanılı |
Farsça |
| Ramazan |
Hicri (kameri) ayların dokuzuncusu, oruç ayı. Kur'an'da Bakara suresi 185. ayette ism |
Arapça |
| Rami |
Atan, atıcı. |
Arapça |
| Ramiz |
1. Akıllı, zeki. 2. İşaretlerle simgelerle gösteren. |
Arapça |
| Rasi |
Kımıldamayan, oynamayan, sabit. Lenger atmış olan, demir üzerinde bulunan gemi. |
Arapça |
| Raşid |
1. Olgun, ergin, akıllı. 2. Doğru yolda olan. 3. Hak din olan İslam'ı kabul eden. Kur |
Arapça |
| Rasif |
1. Sağlam dayanıklı. 2. Denizin yüzüne çıkmış kayalar. 3. Taş, temel, rıhtım. |
Arapça |
| Rasih |
1. Sağlam, temeli güçlü, dayanıklı. 2. Bir bilimde, özellikle din alanında çok derinl |
Arapça |
| Rasim |
Resim yapan. |
Arapça |
| Rasin |
Sağlam, dayanıklı, güçlü. |
Arapça |
| Raşit |
Doğru yola giden |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Rastan |
Doğru olanlar, haklı olanlar, haklılar. |
Farsça |
| Rasti |
Doğruluk, gerçeklik, istikamet. |
Farsça |
| Rastkar |
Doğru adam. |
Farsça |
| Ratib |
1. Sıralayan, düzenleyen (kimse). 2. Sabit, sağlam, yerleşmiş. Türk dil kuralına göre |
Arapça |
| Rauf |
Esirgeyen acıyan, çok merhametli. Allah'ın isimlerinden. "Abd" takısı alarak kullanıl |
Arapça |
| Ravend |
Kökleri ve sapları ilaç olarak kullanılan karabuğdaygillerden bir bitki. |
Farsça |
| Rayihan |
Han bayrağı, han sancağı. |
Arapça-Farsça |
| Razî |
Boyun eğen, kabul eden, rıza gösteren. İslam dünyasında meşhur bir isimdir. |
Arapça |
| Rebi |
Bahar, ilkyaz. |
Arapça |
| Reca |
Umut, umma. İstek, dilek. |
Arapça |
| Recai |
İsteyen, rica eden, yalvaran. Allah'a yalvaran. As-hab'ın kullandığı isimlerdendir. |
Arapça |
| Recep |
1. Hicri kameri ayların yedincisi, üç ayların ilki. 2. Gösterişli, haybetli. |
Arapça |
| Refet |
Acıma, merhamet etme, esirgeme. Kur'an-ı Kerim'de Nur suresi ayet 2 ve ve Hadid sures |
Arapça |
| Refettin |
(bkz. Rafeddin). |
Arapça |
| Refi |
Yüksek, yüce, saygın. |
Arapça |
| Refig |
Bolluk ve rahat içinde geçinen. |
Arapça |
| Refih |
(bkz. Refhan). |
Arapça |
| Refik |
1. Arkadaş, yol arkadaşı, yoldaş. Muavin, yardımcı. 2. Koca. 3. Ortak. 4. Mesleğe yen |
Arapça |
| Reha |
1. Kurtulma, kurtuluş. 2. (Ar.) Bolluk, genişlik, varlık. |
Farsça |
| Rehavi |
Türk müziğinin en eski birleşik makamı. |
Farsça |
| Rehber |
Yol gösteren, kılavuz. |
Farsça |
| Reis |
Başkan, baş. |
Arapça |
| Rekin |
Gururlu, ağırbaşlı. Yüce, yüksek. |
Arapça |
| Rekiz |
1. Gizli, gömülü define. 2. Sağlam, adamakıllı. |
Arapça |
| Remiz |
l. İşaret, meramını isteğini işaretle ifade etme. 2. Alamet, amblem. |
Arapça |
| Remzi |
Remizle ilgili, remze ait, sembolik, simgesel. |
Arapça |
| Renan |
İnleyen, çınlayan. |
Arapça |
| Renas |
Yol bilen. |
Kürtçe |
| Rensa |
Eski Türk mitolojisinde su tanrısı. Ayrıca İsveççede silmek anlamını taşır. |
Türkçe |
| Reşad |
1. Doğru yolda, hak yolda yürüme. 2. Sultan Reşad; Osmanlı son dönem padişahlarındand |
Arapça |
| Resai |
Süsler, süs. |
Arapça |
| Reşat |
Layık, değer, yakışır. |
Farsça |
| Reşid |
1. Cenab-ı Hakk'ın isimlerinden. 2. İyi ve doğruyu seçebilen, malını idare gücü olan, |
Arapça |
| Reşiduddin |
Dinin akıllı kişisi, dini olgunluğa ulaşmış kişi. |
Arapça |
| Reşik |
Uzun boylu, yakışıklı. |
Arapça |
| Reşit |
Akıllı, iyi davranan |
Arapça |
| Resmi |
1. Devletle ilgili olan. 2. Törenle yapılan. 3. Çok ciddi. |
Arapça |
| Resul |
Bir kimsenin sözünü başka bir kimseye tebliğ eden kişi. Elçi, Allah elçisi peygamber. |
Arapça |
| Resulhan |
Hükümdarların elçisi. |
Arapça-Farsça |
| Reva |
Yakışır, uygun, yerinde. |
Farsça |
| Revah |
1. Bir şeyi elde etmeden doğan neşe. 2. Güneş battıktan sonra gece oluncaya kadar geç |
Arapça |
| Revahi |
Bal arıları. |
Arapça |
| Revaid |
Gürleyen bulutlar. |
Arapça |
| Revha |
Rahatlık. Gönül rahatlığı. |
Arapça |
| Reviş |
Biçim, tarz, üslup. Tutum, davranış, yol. |
Farsça |
| Rezan |
Ağırbaşlı, gururlu. |
Arapça |
| Rezzak |
Bütün canlıların rızkını veren , onları nimetlendiren anlamında. Allah'ın isimlerinde |
Arapça |
| Rical |
1. Erkekler. 2. Onur sahibi kimseler. |
Arapça |
| Rida |
Razı olan erkek |
Bilinmiyor |
| Rıdvan |
1. Rıza, razılık, razı olma. 2. Cennet kapısında bekleyen melek. Kur'an'da 10'dan faz |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Rıfat |
Yükseklik, yücelik, itibar, yüksek mertebe. |
Arapça |
| Rıfkı |
Yumuşaklık, mülayimlik, yumuşak başlılık, naziklik, tatlılık. |
Arapça |
| Rikab |
Büyük, saygın bir kimsenin huzuru, önü. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılı |
Arapça |
| Risaleddin |
Dinin elçisi, peygamberi. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Risalet |
Elçilik. Peygamberlik. |
Arapça |
| Riyaz |
Bahçeler, ağaçlık çimenlik yerler, ravza. |
Arapça |
| Rıza |
Razılık, razı olma, hoşnutluk, memnuniyet, muvafakat, kabul. Bir şeyin olmasına muvaf |
Arapça |
| Rızkullah |
Allah'ın verdiği nimet. Nimetler veren Allah'ın kulu. |
Arapça |
| Rüçhan |
Üstünlük, üstün olma. |
Arapça |
| Rücum |
Akan yıldız. |
Arapça |
| Ruhani |
Ruhla ilgili. Gözle görülmeyen. |
Farsça |
| Ruhcan |
Ruh ve can isimlerinden bileşik isim. |
Türkçe |
| Ruhi |
Ruhsal, ruhla ilgili. |
Arapça |
| Ruhiddin |
Dinin ruhu, özü. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Ruhşan |
Yüce, üstün, şanlı, ruh. |
Arapça |
| Ruhullah |
Allah’ın emriyle meydana gelen. * İsa Aleyhisselâm’ın bir lakabı. |
Arapça |
| Rükneddin |
Dinin temel direği. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Rüknettin |
Bir şeyin temeli / Dinin temeli |
Arapça |
| Rükni |
l. Bir şeyin en sağlam yanı. 2. Saygın, güçlü, önemli kimse |
Arapça |
| Rûmet |
Şeref, onur, haysiyet. |
Kürtçe |
| Ruşen |
Aydın, parlak. Belli, aşikar. |
Farsça |
| Ruşeni |
1. Aydınlık, açıklık. Belli olma. 2. Bir tarikatın adı. Halvetiyyenin Ruşeni kolunun |
Farsça |
| Rüstem |
Yiğit, kahraman. İran'ın ünlü pehlivanı ve savaşçısı. |
Farsça |
| Rüsti |
Yiğitlik. Üstünlük. Kuvvet. |
Farsça |
| Rüştü |
Doğru yolda olan. Akıllı, ergin. |
Arapça |
| Rüsuhi |
1. Sağlam, güçlü. 2. Becerikli, yetenekli. |
Arapça |
| Rutkay |
Yeni doğan ay. |
Farsça |
| Rüzgar |
1. Zaman, devir. 2. Dünya, alem. 3. Talih. 4. |
Farsça |
| Ruzi |
1. Gündüze ait, gündüzle ilgili. 2. Rızık, azık, kısmet, nasip. |
Farsça |
| Saad |
Mutluluk, kutluluk. |
Arapça |
| Saadeddin |
Dinin uğurlu ve kutlu kişisi. Türk dil kuralı açısından "d/l" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Saba |
Gündoğusundan esen hafif rüzgar. Türk müziğinin en eski makamlarından. |
Arapça |
| Sabahaddin |
Dinin güzelliği. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Sabahattin |
Güzellik |
Arapça |
| Şaban |
1. Aralık, fasıla. 2. Hicri, Kameri ayların sekizincisi, üç ayların ikinci ayı. |
Arapça |
| Şabeddin |
Din topluluğu, cemaati. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Sabi |
Yedinci. |
Arapça |
| Sabih |
Güzel, şirin. |
Arapça |
| Sabir |
1. Sabreden, tahammül eden, Katlanan sabırlı. 2. Acele etmeyen. |
Arapça |
| Sabit |
1. Değişmeyen, kımıldamayan. 2. Kanıtlanmış, anlaşılmış. |
Arapça |
| Sabri |
Sabırla ilgili, sabra ilişkin. |
Arapça |
| Sacid |
Secde eden, alnını yere koyan. |
Arapça |
| Sacit |
Secdeye varan, ibadet eden |
Arapça |
| Şadab |
Suya kanmış, sulu, taze. |
Farsça |
| Sadak |
1. Ok koymaya yarayan meşin torba. 2. Sabah yeli. |
Türkçe |
| Sadeddin |
(bkz. Saadeddin). |
Arapça |
| Saderu |
Genç delikanlı. |
Arapça-Farsça |
| Sadettin |
Kutluluk, saadete erme, mübarek olma |
Arapça |
| Sadi |
Mutlulukla, uğurla ilgili, uğurlu. |
Arapça |
| Sadık |
Doğru gerçek hakiki, yalan olmayan, sahte olmayan. Sadakatli, samimi, bağlı. |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Sadır |
Hayrette kalan, şaşıran. |
Arapça |
| Sadıray |
(bkz. Sadır). |
Arapça |
| Sadis |
Altıncı. |
Arapça |
| Sadreddin |
Dinin önderi, başı, ileri kişisi. |
Arapça |
| Sadri |
1. Göğüsle ilgili, göğse ait. 2. Anneye nisbetle çocuk. |
Arapça |
| Sadullah |
Tanrının kullu, talihli kıldığı kimse. |
Arapça |
| Sadun |
Mübarek, kutlu, uğurlu. |
Arapça |
| Safa |
1. Üzüntü ve kederden uzak olma, endişesizlik, rahat huzur, iç ferahlığı. 2. Eğlence. |
Arapça |
| Şafakgün |
Şafak renkli, kızıl. |
Arapça |
| Safbeste |
Saf bağlanmış, sıra sıra dizilmiş. |
Arapça-Farsça |
| Safder |
Düşman saflarını yaran, yiğit. |
Arapça |
| Safer |
l. Hicri takvimde ikinci ay, sefer. 2. Temiz yürekli, dürüst kimse. |
Arapça |
| Safevi |
Safı adındaki kimsenin soyundan olan, Fars hükümdarı Şah İsmail'in soyu. |
Arapça |
| Saffet |
Saflık, temizlik, arılık, (bkz. Safvet). |
Arapça |
| Safi |
1. Katışıksız, katıksız, halis, temiz. 2. Yalnız, sadece, sırf. 3. Kesintilerden sonr |
Arapça |
| Safih |
1. Gökyüzü. 2. Yassı ve düz halde bulunan şey. |
Arapça |
| Safiyüddin |
Dini temiz, dini pak. |
Arapça |
| Safiyullah |
1. Temiz yürekli. 2. Hz. Âdem'in lakabı. |
Arapça |
| Safvet |
Saflık, temizlik, paklık, arılık, halislik. |
Arapça |
| Safvetullah |
Hz. Muhammed (s.a.s)'in isimlerinden. |
Arapça |
| Safzen |
(bkz, Safder). |
Arapça-Farsça |
| Sağan |
Hızlı uçan, uzun dar kanatlı küçük kuş. |
Türkçe |
| Sağanalp |
(bkz. Sağan). |
Türkçe |
| Sağbilge |
Hekim, doktor. |
Türkçe |
| Sağcan |
Sağlıklı kimse. |
Türkçe |
| Sağınç |
Emel, istek, amaç, düşünce. |
Türkçe |
| Sağıt |
Silah. |
Türkçe |
| Sağlam |
1. Hasta veya sakat olmayan. Kolayca hasara uğramayan, bozulmayan, dayanıklı. 2. Doğr |
Türkçe |
| Sağlamer |
(bkz. Sağlam). |
Türkçe |
| Sağman |
Sağlıklı kimse. Eksiksiz, kusursuz, güvenilir kimse. |
Türkçe |
| Sağun |
Saygın, kutsal. |
Türkçe |
| Şah |
1. Hükümdar. Birleşik isimlerde 1. ve 2. isim olarak da kullanılır: Şahbanu Selimşah |
Farsça |
| Sahabe |
1. Sahipler, sahip çıkanlar, tutanlar. 2. Asr-ı saadet döneminde yaşamış ve Hz. Muham |
Arapça |
| Şahabeddin |
Dinin yıldızı. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Şahadeddin |
Dinin tanıklığı. Dinin belirtisi, işareti. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullan |
Arapça |
| Şahamet |
Şişmanlık, topluluk. |
Arapça |
| Şahan |
1. Şahlar. 2. Oldukça büyük boylu, yırtıcı bir kuş. (bkz. Şahin). |
Farsça |
| Şahap |
1. Alev, ateş parçası. 2. Kayan yıldız, akan yıldız. 3. Cesur yürekli kimse. |
Arapça |
| Şahat |
Güçlü, güzel cins at, atların şahı. |
Farsça-Türkçe |
| Sahavet |
El açıklığı, cömertlik. |
Arapça |
| Şahbaz |
1. Beyaz ve iri doğan. 2. Yakışıklı. Yiğit, serdengeçti. 3. Kabadayı. 4. Cömert. 5. B |
Farsça |
| Şahbey |
Üstün nitelikli, saygın, yüce. |
Farsça-Türkçe |
| Şahdar |
Dallı, budaklı ağaç. |
Farsça |
| Şahi |
Şah'a hükümdara mensup, şah ile ilgili. Şahlık hükümdarlık. |
Farsça |
| Sahibkıran |
1. Her zaman basan, üstünlük kazanan hükümdar. 2. Ünlü bir çeşit lale. |
Farsça-Arapça |
| Şahid |
1. Bir yerde bulunan, bir şeyi gören ve gördüğü ve bildiği şeyler konusunda bilgi ver |
Arapça |
| Şahidüddin |
İslam'ı seçmiş olan ve İslam'ın hak din olduğuna şahidlik eden. |
Farsça |
| Şahin |
1. Kadın. 2. Sık. Katı, pek. |
Arapça |
| Şahinalp |
Şahin gibi güçlü yiğit, cesur. |
Farsça-Türkçe |
| Şahiner |
Şahin gibi güçlü, yiğit er. |
Farsça-Türkçe |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Şahinhan |
Güçlü, yiğit kimse. |
Farsça-Türkçe |
| Şahinkan |
Yiğit soydan gelen, güçlü, kahraman. |
Farsça-Türkçe |
| Şahinter |
Çok yiğit, kahraman, şahin gibi. |
Farsça |
| Sahir |
Gece uyumayan, uykusuz. |
Arapça |
| Şahistan |
Şah ülkesi. |
Farsça |
| Şahrah |
1. Büyük işlek yol, ana yol, cadde. 2. Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol. |
Farsça |
| Sahre |
Kaya. Kütle. |
Arapça |
| Sahretullah |
Beytü'l-Makdis'de Beni İsrail peygamberlerinin ibadet ettikleri meşhur kaya. Hz. Peyg |
Arapça |
| Şahruh |
Yüce ruhlu, görkemli, üstün kişilikli kimse. |
Farsça-Arapça |
| Şahsuvar |
İyi ata binen yiğit kimse. |
Farsça |
| Sahur |
1. Gece uyanıklığı, uykusuzluk. 2. Ay ağılı, hale. Dünya'nın Ay'a düşen, Ay tutulması |
Arapça |
| Şahvar |
1. Şaha, hükümdara yakışacak surette. 2. İri ve iyi cins inci. |
Farsça |
| Şahvelet |
Hükümdar çocuğu. |
Farsça-Arapça |
| Şahzade |
Şehzade, şah oğlu, hükümdar çocuğu. |
Farsça |
| Şahzat |
Saygıdeğer kimse. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. |
Farsça-Arapça |
| Saib |
Hedefe doğru ulaşan. İsabetli olan, doğru olan, hata etmeyen. Türk dil kuralı açısınd |
Arapça |
| Said |
Mübarek, kutlu, uğurlu. Mübarek, mesut. Sevap kazanmış, Allah katında makbul tutulmuş |
Arapça |
| Saik |
Sevk eden, götüren. Süren sürücü. |
Arapça |
| Saim |
Oruç tutan kimse, oruçlu. |
Arapça |
| Sair |
Seyreden, hareket eden, yürüyen. |
Arapça |
| Sait |
Kutlu, cennetlik |
Arapça |
| Saki |
Su veren, su dağıtan. Kadehle içki sunan. |
Arapça |
| Sakıb |
1. Delen, delik açan. 2. Çok parlak. Türk dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılı |
Arapça |
| Sakin |
1. Hareketsiz olan, oynamayan. 2. Uslu kendi halinde yavaş. 3. Bir yerde yerleşen, ot |
Arapça |
| Şakir |
Şükreden, durumundan memnun olan. Allah'a şükreden. Kur'an'da çok sık geçen kelimeler |
Arapça |
| Sakman |
1. Uyanık, akıllı kimse. 2. Sessiz sakin kimse. |
Türkçe |
| Şakrak |
San asma nevinden bülbül gibi öten bir kuş. |
Arapça |
| Salah |
1. Düzelme, iyileşme, iyilik. 2. Barış. 3. Dine olan bağlılık. |
Arapça |
| Salahaddin |
Dinine bağlı kimse. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılmakladır. |
Arapça |
| Salar |
Baş, kumandan, başbuğ, önder. |
Farsça |
| Salat |
Namaz. |
Arapça |
| Salcan |
(bkz. Salar). |
Türkçe |
| Saldam |
Ciddilik, ağırbaşlılık. |
Türkçe |
| Salih |
1. Yarar, yakışır, elverişli, uygun. Salahiyeti bulunan, yetkili. 2. Dinin emir ve ya |
Arapça |
| Salık |
Haber, bilgi. Haberci. |
Türkçe |
| Salıkbey |
(bkz. Salık). |
Türkçe |
| Salim |
1. Hasta veya sakat olmayan, sağlam. 2. Ayıpsız, kusursuz, noksansız. 3. Korkusuz, en |
Arapça |
| Salman |
Başıboş, serbest, özgür. |
Türkçe |
| Saltı |
Gezgin, yolculuk eden. |
Türkçe |
| Saltık |
1. Kendi başına var olan, bağımsız, koşulsuz, mutlak. 2. Salıverilmiş, bırakılmış, az |
Türkçe |
| Saltuk |
Erzurum ve yöresinde Selçuklular devrinde Saltuklular beyliğini kuran Türk beyi Emir |
Türkçe |
| Saltukalp |
-(bkz. Saltık). |
Türkçe |
| Salur |
1. Kılıç. 2. Oğuzların Üçok boyuna bağlı bir Türk kabilesi. |
Türkçe |
| Salvecar |
Çevgan, cirit oynanılan eğri sopa. |
Arapça |
| Saman |
1. Zenginlik. Rahat, dinç. 2. Düzen. |
Farsça |
| Samed |
Ezeli, ebedi ve yüce olan ve hiç kimseye veya şeye ihtiyacı olmayan, mutlak malik ola |
Arapça |
| Samet |
Sonsuz, ebedi |
Arapça |
| Sami |
1. İşiten, duyan dinleyen. Dinleyici. 2. Yüksek, yüce. |
Arapça |
| Samih |
Cömert, eli açık. |
Arapça |
| Samiha |
(bkz. Samih). |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Şamil |
Şümulü bulunan, içine alan, kaplayan, havi. Ünlü Kafkas Türk liderlerinden Dağıstan a |
Arapça |
| Samim |
Bir şeyin merkezi, içi, asli kısmı. |
Arapça |
| Samin |
Sekizinci. |
Arapça |
| Samir |
(bkz. Samire). |
Arapça |
| Sanak |
1. Kısa zaman, az süre. 2. Fikirsiz, düşüncesiz. |
Türkçe |
| Sanalp |
(bkz. Sanal). |
Türkçe |
| Sanbay |
Ünlü kimse. |
Türkçe |
| Sanberk |
Gücüyle tanınmış, ün yapmış. |
Türkçe |
| Sancaktar |
Sancak taşıyan kimse. Sancak taşıma görevlisi. |
Türkçe |
| Sancar |
1. Kısa kama. 2. Saplar, batırır, yener. 3. Selçuklu sultanlarından birisinin adı. |
Türkçe |
| Saner |
Ünlü, tanınmış kimse. |
Türkçe |
| Sanevi |
İkinci. |
Arapça |
| Sani |
1. İkinci. 2. Yapan, işleyen, meydana getiren. 3. Yaratan. Allah'ın isimlerinden. San |
Arapça |
| Sanih |
Zihin ve düşüncede oluşup çıkan, fikre doğan. |
Arapça |
| Şanlıbay |
Tanınmış, ünlü kimse. |
Türkçe |
| Sanver |
(bkz. Sanal). |
Türkçe |
| Şapûr |
İran hükümdarlarından üç şahsın adıdır. |
Farsça |
| Saraç |
1. Koşum, eğer takımlarıyla benzeri şeyler yapan veya satan kimse. Meşin üzerine süsl |
Arapça |
| Saramet |
Yiğitlik. |
Arapça |
| Şarani |
Gür ve uzun saçlı kimse. İslam tarihinde bu isimde birçok meşhur vardır. |
Arapça |
| Sarban |
Deve sürücüsü. Deveci. |
Farsça |
| Şarbay |
Kentli, şehirli kimse. |
Türkçe |
| Sarduç |
Bülbül. |
Türkçe |
| Sargan |
1. Çorak yerlerde biten bir ot. 2. Bir tür balık. |
Türkçe |
| Sargınal |
(bkz. Sargın). |
Türkçe |
| Sargon |
Asur kralı |
Asurca |
| Sargut |
İhsan, bağış, ödül. |
Türkçe |
| Sarıalp |
Sarışın yiğit. Ruhi Sarıalp', Türk atlet ve yönetici. |
Türkçe |
| Sarıcabay |
(bkz. Sarıalp). |
Türkçe |
| Sarif |
Sarfeden, harcayan. Değiştiren. |
Arapça |
| Sarih |
1. Açık, meydanda. Belli, hüveyda. 2. Saf, halis. Saf, halis Arap kanı (at). |
Arapça |
| Şarık |
Doğup parlayan, parlak. |
Arapça |
| Sarim |
Keskin, kesici. |
Arapça |
| Sariye |
Hz. Ömer’in İran’daki komutanı.Sariye(R.A) |
Arapça |
| Sarkan |
Kovan. |
Türkçe |
| Sarp |
1. Çetin, sert, şiddetli. 2. Dik, çıkılması ve geçilmesi zor. |
Türkçe |
| Sarper |
Sert, güçlü erkek. |
Türkçe |
| Sarphan |
(bkz. Sarper). |
Türkçe |
| Sarpkan |
Sert, güçlü soydan gelen. |
Türkçe |
| Sartık |
Azad olunmuş, salıverilmiş, özgür. |
Türkçe |
| Saru |
Sarı benizli, tenli insan. |
Türkçe |
| Sarubatu |
Osman Beyin kardeşi. |
Türkçe |
| Saruca |
(bkz. Sarıca). |
Türkçe |
| Saruhan |
Harizm'den gelip Anadolu'ya yerleşen Saruhanoğulları beyliğinin kurucusu. |
Türkçe |
| Sarvan |
Deve süren, deveci. |
Türkçe |
| Satıbey |
(bkz. Satı). |
Türkçe |
| Satıkbuğra |
(bkz. Satılmış, Buğra). |
Türkçe |
| Satılmış |
Uzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk, satı. |
Türkçe |
| Şatır |
1. Neşeli, şen. 2. Büyük bir kimsenin atı yanında gitmekle vazifeli ağa. |
Arapça |
| Satuk |
(bkz. Satılmış). |
Türkçe |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Satvet |
Ezici kuvvet, zorluluk. |
Arapça |
| Savaş |
İki taraf teşkilat, ülke veya ülkeler topluluğu arasında meydana gelen silahlı vuruşm |
Türkçe |
| Savaşer |
Savaşan asker, insan, savaşçı. |
Türkçe |
| Savat |
Gümüş üstüne yapılan çizgiler, süsler. |
Türkçe |
| Saver |
Sağlam, zinde, güçlü erkek. |
Türkçe |
| Savgat |
Hediye, armağan, bahşiş, ihsan. |
Türkçe |
| Savlet |
Şiddetli saldırı, hücum. |
Arapça |
| Savni |
Koruma, gözetme ile ilgili. |
Arapça |
| Savtekin |
(bkz. Sav). |
Türkçe |
| Savtuna |
Sözünde duran kimse. |
Türkçe |
| Savtur |
Sağlıklı kal, hoşça kal. |
Türkçe |
| Sayedar |
1. Gölgeli, gölgesi olan, gölge eden. 2. Koruyan, sahip çıkan. |
Farsça |
| Sayfi |
Yaza ait, yazla ilgili. |
Arapça |
| Saygur |
(bkz. Saygın). |
Türkçe |
| Sayhan |
Adaletli yönetici, hükümdarların adili, ölçülüsü. |
Türkçe |
| Sayılgan |
Kendini saydıran, saygın kimse. |
Türkçe |
| Sayınberk |
Kendisine saygı gösterilen insan. |
Türkçe |
| Sayıner |
Değerli, saygı duyulan kimse. |
Türkçe |
| Saykal |
Düz, düzgün, pürüzsüz. Gösterişli. |
Türkçe |
| Saykut |
Uğurlu, kutlu, saygıdeğer kimse. |
Türkçe |
| Sayman |
Hesap işleriyle uğraşan kimse. |
Türkçe |
| Sayyad |
Avcı. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Sazak |
1. Kuvvetli ve soğuk esen yel. Soğuk yelle birlikte yoğun hafif kar. 2. Bataklık, saz |
Türkçe |
| Sazan |
Göllerde ve sazlık yerlerde yaşayan bir tatlısu balığı. |
Türkçe |
| Şazi |
(bkz. Şadi). |
Farsça |
| Sazkar |
1. Uygun, münasip. 2. Türk müziğinde birleşik bir makam. 3. Saz çalan sanatkar. |
Farsça |
| Şebab |
Gençlik, tazelik. -Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Sebat |
(bkz. Sabit). |
Arapça |
| Sebatı |
Sebatlık, sözünde kararında durma. Sebatlı, sözünde duran. |
Arapça |
| Şebhan |
Gece öten bir cins bülbül. |
Farsça |
| Şebib |
Gençlik, tazelik. |
Arapça |
| Sebih |
Yüzme, yüzüş. |
Arapça |
| Sebre |
Ölçülü, deneyimli. Sahabeden bu ismi taşıyanlar olmuştur. |
Arapça |
| Sebük |
1. Hafif, yeğni. Çabuk hızlı. Ağırbaşlı olmayan. 2. Sevgili, aziz. |
Türkçe |
| Sebükalp |
Hızlı, atak, yiğit. |
Türkçe |
| Sebüktekin |
(bkz. Sebük). |
Türkçe |
| Şecaaddin |
Dinin kahramanı, dinin yiğidi. |
Arapça |
| Şecaat |
Yiğitlik, cesurluk, korkusuzluk, kalb metinliği. |
Arapça |
| Şecaattin |
Yüreklilik, yiğitlik |
Arapça |
| Secahat |
-Yumuşak huyluluk. |
Arapça |
| Secavend |
Kur'an-ı Kerim'i manasına uygun olarak okumak için konulan durak işaretleri. |
Farsça |
| Şeci |
Cesur, yürekli, yiğit. |
Arapça |
| Seciye |
Yaratılış, huy, karakter tabiat. İyi huy. |
Arapça |
| Seçkin |
Seçilmiş, ayrılmış benzerlerinden üstün olduğu için ayrılmış, mümtaz, güzide. |
Türkçe |
| Seçkiner |
(bkz. Seçkin). |
Türkçe |
| Sedad |
Doğruluk, hak. Doğru ve haklı. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Sedat |
Doğruluk, haklılık |
Arapça |
| Sedid |
Doğru hak. (bkz. Sedad). |
Arapça |
| Sefa |
1. Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma. 2. Eğlence, zevk, neşe. |
Arapça |
| Şefaaddin |
Dinin, Allah ile kul arasınadaki aracılığı, dinin şefaati. Türk dil kuralına göre "d/ |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Şefaati |
Şefaatle ilgili. |
Arapça |
| Sefer |
1. Bir yerden bir yere gitme, yolculuk, seyahat. 2. Savaş hazırlığı. Savaşa gitme. Ha |
Arapça |
| Seffah |
Güzel söz söyleyen, hatip. Cömert, eli açık. |
Arapça |
| Şefi |
Şefaat eden. (bkz. Şafi). |
Arapça |
| Şefik |
Şefkatli, acıması olan, esirgeyici. |
Arapça |
| Sefir |
El içi. Yabancı diplomat |
Arapça |
| Segban |
1. Seymen, yeniçeri ocağına bağlı asker. 2. Osmanlı saraylarında av köpeklerine bakan |
Farsça |
| Seha |
Sehavet, kerem, cömertlik. |
Arapça |
| Şehadet |
(bkz. Şahadet). |
Arapça |
| Şehalem |
Evrenin hükümdarı. |
Farsça-Arapça |
| Şehamet |
Zeka ve akılla birlikte olan yiğitlik, cesaret. |
Arapça |
| Sehavet |
Cömertlik, (bkz. Sahavet). |
Arapça |
| Şehba |
1. Kır, akçıl. 2. Haleb şehri. |
Arapça |
| Sehhar |
Kuvvetle kendine çeken, büyüleyici. |
Arapça |
| Şehim |
Akıllı ve kurnaz yiğit. |
Arapça |
| Şehinşah |
1. Şahların şahı, en büyük hükümdar. 1. Daha çok unvan olarak verilir. |
Farsça |
| Sehl |
Kolay, sade. Sahabe isimlerindendir. |
Arapça |
| Şehlevent |
Leventlerin şahı, boylu poslu, canlı, yakışıklı. |
Farsça |
| Şehmuz |
Şah, hükümdar soyundan gelen. |
Farsça |
| Sehran |
Geceleri uyanık duran. |
Arapça |
| Şehriban |
Şehrin büyüğü, ileri geleni. |
Farsça |
| Şehrud |
Büyük çay, nehir. |
Farsça |
| Şehzat |
(bkz. Şahzat). |
Farsça |
| Şekib |
Sabır, tahammüllü, dayanıklı. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır. |
Farsça |
| Şekûr |
Şükreden, şükredici. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdüşşekûr). |
Arapça |
| Selahaddin |
Dinine bağlı kimse. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Selahattin |
Dinine bağlı kimse. |
Arapça |
| Selam |
1. İnsanların birbirleriyle karşılaştıklarında kullandıkları yakınlık dostluk, saygı |
Arapça |
| Selameddin |
Dinin kurtuluşu. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Selami |
İyilik, barış ve rahatlıkla ilgili. |
Arapça |
| Selamullah |
Allah'ın selamı. |
Arapça |
| Selatin |
Sultanlar. |
Arapça |
| Selçuk |
1. Güzel konuşma yeteneği olan. 2. XI. Anadolu, Kafkaslar ve Orta Doğu'da imparatorlu |
Türkçe |
| Selil |
Yeni doğmuş erkek çocuğu, ilker. |
Arapça |
| Selim |
1. Kusuru, noksanı olmayan, sağlam, doğru. 2. Tehlikesiz, zararsız, kurtulmuş. 3. Tem |
Arapça |
| Selis |
1. Kolay yumuşak. 2. Bağlı, boyun eğmiş. |
Arapça |
| Selman |
Barış içinde bulunma, huzur, erinç. |
Arapça |
| Selmani |
Niyaz kabul eden derviş. İran İsfahan'ından olup, Rasulullah'la birlikte İslami mücad |
Arapça |
| Selmi |
Barışla ilgili, barışçıl. |
Arapça |
| Semaî |
1. Semaya, göğe havaya ait. 2. Gökten düşmüş. Allah tarafından olan, ilahi. 3. İşitme |
Arapça |
| Şemail |
1. Huylar, davranışlar, alışkılar. 2. Bir kimsenin dış görünüşünün özellikleri. |
Arapça |
| Seman |
1. Gökyüzü. 2. Güneş ayının 27. günü. 3. Bıldırcın. |
Farsça |
| Semavi |
Semaya mensup, sema ile ilgili. |
Arapça |
| Semazen |
Sema yapan, törenle dönen mevlevi. |
Arapça-Farsça |
| Şemdin |
Dinin mumu, dinin aydınlığı. |
Arapça |
| Semere |
(bkz. Semerat). |
Arapça |
| Semi |
İşiten, işitme kuvveti olan. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdüssemi). |
Arapça |
| Semih |
Eli açık, cömert. |
Arapça |
| Şemim |
Güzel kokan, güzel kokulu, güzel koku. |
Arapça |
| Semin |
Pahalı, kıymetli. Çok değerli. |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Semir |
1. Arkadaş. 2. Nitelikli. 3. Yamaç, dağ silsilesi. |
Arapça |
| Semiullah |
(bkz. Abdüssemi). |
Arapça |
| Şems |
Güneş. |
Arapça |
| Şemseddin |
Dinin güneşi, dinin insanlara verdiği aydınlık. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak k |
Arapça |
| Şemsi |
Güneşe ait, güneşle ilgili. |
Arapça |
| Sem´an |
İşiterek. Dinleyerek. |
Arapça |
| Şenal |
(bkz. Şen). |
Farsça-Türkçe |
| Şenalp |
Neşeli, canlı yiğit. |
Farsça-Türkçe |
| Şenaltan |
(bkz. Altan). |
Farsça-Türkçe |
| Şenbay |
Neşeli, sevinçli, mutlu, varlıklı kimse. |
Farsça-Türkçe |
| Sencer |
Kılıç saplayan, batıran. Büyük Selçuklu Devletinin son hükümdarı öldüğü zaman Devlet |
Türkçe |
| Şendur |
Neşeli, sevinçli olması devam etti, sürdü. |
Farsça-Türkçe |
| Şenel |
Şen ve mutlu ev. Bölge, il. |
Farsça-Türkçe |
| Senevi |
Seneye mensup, sene ile ilgili, bir yıllık. |
Arapça |
| Şengil |
İyi yürekli, hoş sohbet kimse. |
Farsça-Türkçe |
| Senih |
1. Süs, bezek. 2. İnci. |
Arapça |
| Şensal |
Neşeni çevrene yay, herkes neşelensin. |
Farsça-Türkçe |
| Şensoy |
Neşeli soydan gelen kimse. |
Farsça-Türkçe |
| Şentürk |
Neşeli, canlı, mutlu türk. |
Farsça-Türkçe |
| Şenyaşar |
Yaşamı, neşeli mutlu geçen kimse. |
Farsça-Türkçe |
| Şenyurt |
Neşeli, mutlu insanların yurdu; ülkesinde yaşayan. |
Farsça-Türkçe |
| Sepid |
Beyaz, ak, beyza. |
Farsça |
| Şerafeddin |
Dinin şereflisi, büyüğü. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Şerafet |
Şerefli olma hali. Soydanlık, asalet. Hz. Muhammed (s.a.s)'in soyundan olma. |
Arapça |
| Şerafettin |
Dinin şereflisi, büyüğü. |
Arapça |
| Seralp |
Baş yiğit. |
Türkçe |
| Seraser |
1. Baştan başa, büsbütün. 2. Altın veya gümüş telle dokunmuş kıymetli bir çeşit kumaş |
Farsça |
| Seraya |
Düşman üzerine gönderilen küçük süvari müfrezeleri. |
Arapça |
| Serazat |
Serbest, özgür. Rahat, dertsiz. |
Farsça |
| Serbay |
1. Komutan ,lider. 2. Baştaki kişi. |
Türkçe |
| Serbülend |
Başta gelen, yüce üstün. Türk müziğinde eski bir makam, zamanımızda örneği yoktur. |
Farsça |
| Serbülent |
Baş Savaşçı |
Farsça |
| Sercan |
Sevgili, sevilen, başcan. |
Türkçe |
| Serçin |
Seçen ve seçkin olan. Anlamı konusunda daha fazla bilgi sahibi ziyaretçilerimiz bi |
Farsça |
| Serciyan |
Dağın başı, Dağbaşı |
Kürtçe |
| Serdar |
Başkumandan, başbuğ. Sefer zamanında padişah yerine ordunun başında sefere giden vezi |
Farsça |
| Serdengeçti |
Fedai, akıncı, yiğit. |
Türkçe |
| Serdinç |
Başı dinç, sakin, rahat, huzurlu. |
Farsça-Türkçe |
| Şeref |
1. Yücelik, ululuk, izzet, seçkinlik. İyi ahlak ve faziletler sonucu meydana gelen ma |
Arapça |
| Şerefhan |
Büyük, yüce hükümdar. |
Arapça-Türkçe |
| Seren |
1. Uzun, kalın ve silindir şekilli çam kerestesi. Yelkenlilerde ana direğe dik şekild |
Türkçe |
| Sergen |
1. Laf. 2. Vitrin. 3. Tepelerdeki düzlük yer. 4. Yorgun, perişan. |
Türkçe |
| Serhad |
Hudut, sınır, sınırbaşı; iki devlet arasındaki sınır boyu. Türk dil kuralına göre "d/ |
Farsça-Arapça |
| Serhan |
1. Kurt, canavar. 2. Baş okuyucu, şarkıcı başı. |
Arapça |
| Serhat |
Sınır boyu |
Farsça-Arapça |
| Serhenk |
1. Çavuş. 2. Türk müziğinde çok eski birleşik makam. |
Farsça |
| Serhun |
Asil kan, soylu kan. |
Farsça |
| Seri |
Çabuk, hızlı. |
Arapça |
| Şerif |
Şerefli, kutsal. Soylu temiz. |
Arapça |
| Serimer |
Sabırlı kimse. |
Türkçe |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Şerir |
Taht. Yatacak yer. |
Arapça |
| Serkan |
Soylu kan, başkan. |
Farsça-Türkçe |
| Serkut |
Mutlu, talihli, kutlu insan. |
Farsça |
| Sermed |
Ebedilik, ebediyet, sonsuzluk. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Sermet |
Öncesiz ve sonrasız |
Türkçe |
| Serol |
Önder ol, baş ol. |
Farsça-Türkçe |
| Sertaç |
Baştacı, çok sevilen, sayılan. |
Farsça |
| Sertan |
Gecenin en karanlık olduğu andan itibaren dünyanın o yüzeyine gelen günün ilk ışıklar |
Türkçe |
| Sertap |
İnatçı, direngen. |
Türkçe |
| Sertel |
Sert, katı, acımasız el. |
Türkçe |
| Serter |
Katı, sırt, acımasız. |
Türkçe |
| Sertuğ |
Baş tuğ. |
Türkçe |
| Server |
Baş, başkan, reis, ulu. |
Farsça |
| Settar |
Örten. Günahları örten, Allah. Allah'ın isimlerinden "abd" takısı alarak kullanılır. |
Arapça |
| Seva |
Denklik, beraberlik, beraber olma. |
Arapça |
| Sevad |
Esmerlik, kara renkli adam. Sahabe isimlerindendir. |
Arapça |
| Sevener |
Sevgi duyan, sevgi dolu kimse. |
Türkçe |
| Sevgen |
Sevmiş, seven. |
Türkçe |
| Sevik |
1. Dost, arkadaş. 2. Unutkan, saf kimse. 3. Sevgili, sevilen. |
Türkçe |
| Şevket |
Azamet, büyüklük, ululuk, debdebe, haşmet. |
Arapça |
| Şevki |
Şevkle ilgili, şevke ait, neşeli. |
Arapça |
| Sevüktekin |
Çok sevilen, tek tutulan. |
Türkçe |
| Şeyban |
Saçlarına ak düşmüş yaşlı kimse. Moğol hük
|
|
|
|
|
Web Stats
Sitemizde Yayınlanan haber, Yazı, Video, Makale ve Dökümanları
Sitemiz Paylaşım Amaçlı Sunar Ve Hiçbir Sorumluluk Kabul Etmez. |
| |
|
KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 35 Memur Alınacak,
BAKÜ DEVLET ÜNİVERSİTESİ (BAKÜ-AZERBAYCAN) Psikoloji ,
ın (21) cenazesi Bursa,
Eyüp belediyesi aile danışmanlığı,
barcelona 3-3 granada maç özeti,
Real Madrid canlı takip,
aylık taksiti sabitlemek için bankaya koşuyor,
ntv maç özeti ve yorumu,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına,
Yayınladıkları kasetlerle MHP,
Dünyada Patlama Yapan Kırbaç Saç Klibi İzle-Jay-Z ft. Willow Smith - Whip My Hair (Official Music Video),
komik cevaplar,
Zeve Anadolu Lisesi VAN ,
sigara zammı açıklandıktan sonra Viceroy İndirimli Yeni fiyatı ,
Kırıkkale Üniversitesi Taban Puanları,
ta vizyona giren ve büyük ilgi gören ,
Anayasa Mahkemesinin E: 2009-57,
RTE video,
hakkaride saldırı şehitlerin kimlikleri,
Rıdvan Dilmen yorumculuğu bıraktığını açıkladı RIdvan Dilmen:Yorumculuğu bıraktım,
İlk altı ay sadece anne sütü ile besleyin,
samsat 12 Haziran 2011 Seçmen sandık bilgisi,
bundan 11 yıl önce,
Yunan Basınından İlginç Türkiye Haberi 08.08.2011Hakkari,
Islah Amaçlı Hayvan Yetiştirici Birliklerinin Kurulması ve Hizmetleri Hakkında Yönetmelik,
sgk pkk ya ilaç mı ödedi,
Andy-Ar ak parti oyları,
Mehmet Murat Yıldırım,
hakim ali kaya,
Online Kıyamet Melekleri Filmini İzle Kategori :Fantastik Filmler ,
|
| |
|