HaberGO.Com - Habere Giden Yolunuz - Son Durum Haberler
Önceki Önceki
L - M -N Harfleri İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

L - M -N Harfleri İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

  Bu Haber 02.01.2010 03:36:55 Eklenmiştir. 1263 Kez Okunmuştur.
L - M -N Harfleri İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları L - M -N Harfleri İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

  



 

 

 

İsim Anlamı Kökeni
Lahib Açık yol. Arapça
Lahik 1. Yetişip ulaşan. 2. Eklenen. 3. Yenisi. Arapça
Lami Parlayan, parıldayan parlak. Lamii: 1472-1532 yılları arasında yaşayan Türk edebiyatı Arapça
Lamih 1. Hz. Nuh'un erkek kardeşi. 2. Parlayan, parıldayan, parlak. Arapça
Laşer Sel. Zazaca
Lasif Parlayan, parlayıcı. Arapça
Latif 1. Allah'ın isimlerindendir. 2. Yumuşak, hoş, güzel, nazik. 3. Bütün inceliklere vakı Arapça
Layih 1. Parlak, parlayan. 2. Aşikar, meydanda, hüveyda. 3. Hatıra gelen. Arapça
Layik Yakışan, yakışıklı. Arapça
Lazım Gerekli şey. Gerekçe. Arapça
Lebib Akıllı, zeki, fatin. Arapça
Lefif Durulmuş sarılmış. Arapça
Lemi (bkz. Leman). Arapça
Lerze Titretme. Farsça
Levend 1. Osmanlı donanmasında vazifeli asker denizci. 2. Eskiden Venedikliler'in şark memle İtalyanca
Levent Eski deniz erlerine verilen ad İtalyanca
Levniz 1. Renk, boya, yüz. 2. Nevi, çeşit, Türk. Arapça
Lezgin Acele eden, aceleci ; Kafkaslarda bir millet, türk soylu Türkçe
Liva 1. Bayrak. 2. Mülki idarede kaza-vilayet arasında bir derece, sancak. 3. Tugay. 4. Tu Arapça
Lokman 1. Eski kavimlerde, ahlaki öğütler veren hekim. 2. Kur'an-ı Kerim'de bir sure adı. Arapça
Lut 1. Hz. İbrahim'in peygamber yeğeni. 2. Kendisine itaat etmeyen ve eşcinsel olarak yaş Arapça
Lütfi Hoşluk, güzellik, iyi davranış. Arapça
Lütfü İyi muamele, güzellikle hoşlukla ilgili Arapça
Lütfullah Allah'ın lütfü. Allah'ın iyi, hoş ve letafet sahibi kıldığı kişi demektir. Arapça
Macid Şan ve şeref sahibi olan kimse. İyi ahlaklı. Ulu. Arapça
Macit Şan ve şeref sahibi Arapça
İsim Anlamı Kökeni
Mahbub 1. Muhabbet olunmuş, sevilmiş, sevilen, sevgili. 2. Mahbub-i Hûda, (Allah'ın sevgilis Arapça
Mahfi Gizli, saklı. Arapça
Mahfuz Korunmuş, gözetilmiş. Gizlenmiş, saklanmış. Arapça
Mahin (bkz. Hz. Peygamberin isimleri). Arapça
Mahir Maharetli, hünerli, elinden iş gelir, becerikli. Arapça
Mahmud 1. Hamd olunmuş, sena edilmiş, övülmeye değer. Makam-ı Mahmud: Hz. Muhammed'in en büy Arapça
Mahmur 1. Sarhoşluğun verdiği sersemlik. 2. Uyku basmış, ağırlaşmış, yan baygın göz. Arapça
Mahmut Övgüye değer Arapça
Mahşer Huy, tabiat. Arapça
Mahsun Güçlendirilmiş, güçlü. Arapça
Mahsut Hasat edilmiş, ekini biçilmiş. Biçilmiş ekin. Arapça
Mahzun Hüzünlü, duygulu, üzgün Bilinmiyor
Mail 1. Bir yana eğilmiş, eğik. 2. Hevesli, istekli, yetenekli. Taraflı, içten istekli. 3. Arapça
Makal Söz, lakırdı. Söyleme, söyleyiş. Arapça
Makbul Kabul olunmuş, alınmış, alınan. Beğenilen, hoş karşılanan, geçer. Arapça
Maksud 1. Kasdolunan, istenilen şey, istek. Maksad, niyet, murat. 2. Varılmak istenen yer. Arapça
Maksum Ayrılmış, bölünmüş. Kısmet. Rızk-ı Maksum; Allah tarafından takdir edilmiş rızık. Arapça
Maksur 1. Kasrolunmuş, kısaltılmış, kasılmış. 2. Alıkonulmuş. Bir şeye ayrılmış. Arapça
Makul Akla uygun bulunan. Akıl ile bilinir, akılla kanıtlanan. Oldukça akıllı, sözü akla ya Arapça
Malik 1. Sahip, bir şeye sahip olan, bir şeyi olan. Malikii'l-Mülk, Allah. 2. Yedi cehennem Arapça
Malkoç Akıncı ocağı reisi. Türkçe
Malum Bilinen, belli. Herkesçe bilinen. Faili belli olan fiil. Arapça
Mamur 1. Bayındır, şenlikli. 2. İmar edilmiş, işlenmiş yer. 3. Beyt-i mamur: Kabe. Arapça
Manas 1. Hindistan’ın Assam eyaletinde bir nehir. 2. Manas destanında adı geçen Kırgı Türkçe
Mansur 1. Yardım olunmuş, Allah'ın yardımıyla galip, üstün gelmiş. 2. Türk musikisinde bir d Arapça
Manzur Bakılan, nazar olunan. Gözde olan, beğenilen. Arapça
Martin Tek kurşun atan bir çeşit tüfek. İtalyanca Martini den gelmekte. Ayrıca ingilizce anl İtalyanca
Maruf 1. Herkesçe bilinen tanınmış belli. Meşhur ünlü. 2. Şeriatın emrettiği, uygun gördüğü Arapça
Marut Arkadaşı "Harut" ile meşhur olan bir melek olup büyü ile uğraştıklarından dolayı kıya Arapça
Maşuk Sevilen, sevilmiş. Arapça
Masum 1. Suçsuz, kabahatsiz, günahsız, ismet sahibi. 2. Saf, temiz. İmam-ı Rabbani'nin oğlu Arapça
Masun Korunmuş, korunan. Arapça
Matlub İstenilen, aranılan, talep edilen şey. Arapça
Matuk Azat olunmuş, özgürlüğü bağışlanmış. Arapça
Maun Zekat. Kur'an-ı Kerim'in 107. suresi. Arapça
Mazhar 1. Bir şeyin göründüğü çıktığı yer. 2. Nail olma, şereflenme. 3. Bazı tekkelerde otur Arapça
Mazlum 1. Zulüm görmüş. 2. Halim, selim, sakin, sessiz. Arapça
Mazmun 1. Borçluluk, kefalet. 2. Ödenmesi gereken şey. Arapça
Mazyar Taberistan'daki Karini hükümdarlarının sonuncusu. Arapça
Mebhur Soluyan, soluğan, nefes darlığına yakalanmış olan. Arapça
Mebruk Tebrike şayeste. Kullu. Arapça
Mebrur Beğenilmiş, hayırlı, yararlı. Arapça
Mebsut Açılmış, yayılmış. Uzun uzadıya anlatılan. Arapça
Mecdi (bkz. Mecid). Arapça
Mecid Çok ulu, yüce, şan ve şeref sahibi. Allah'ın sıfatlarından. Türk dil kuralı açısından Arapça
Meciddin Dinin ululuğu, büyüklüğü. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Arapça
Mecit Çok şerefli, büyük şan sahibi Arapça
Mecnun 1. Cin tutmuş, cinlenmiş. 2. Delice seven, tutkun. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek Arapça
Mecut Talihi açık, mutlu, şanslı kimse. Arapça
Medeni 1. Medine'ye mensup, şehirli, şehir halkından olan. 2. Bir memleketle ilgili olan. 3. Arapça
İsim Anlamı Kökeni
Medet Yardım eden Türkçe
Medid Uzun, çok uzun süren. Arap aruzunun 2. bendi. Arapça
Medih Methetmeye, övmeye sebeb olan şey, övme mevzuu. Arapça
Mefhar Övünme. Övünmeye sebeb olan, güvenmeyi gerektiren. Mefhar-i kainat: Muhammed (s.a.s). Arapça
Mefruz Farz olunmuş, varsayılmış. Arapça
Meftuh 1. Açılmış, açık. 2. Ele geçirilmiş. Arapça
Meftun 1. Fitneye düşmüş, sihirlenmiş. 2. Gönül vermiş, tutkun vurgun. Hayran olmuş, şaşmış. Arapça
Mehdi 1. Kendisine rehberlik edilen. Allah tarafından hidayet verilmiş olan. Doğru yolu tut Arapça
Mehib 1. Heybetli, azametli, korkunç (mehub). 2. Arslan (Esed, gazanfer, haydar, şir). Arapça
Mehmet Muhammed isminin türkçesi. (bkz. Muhammed). Türkçe
Mekin 1. Temekkün eden, oturan yerleşen. 2. Vakarlı, temkinli, vakar, iktidar sahibi. Hz. P Arapça
Meknun Saklı, gizli, iyice korunmuş. Arapça
Meknuz Gömülü. Hazineye konulmuş, saklanmış. Arapça
Mekremet Kerem, cömertlik. Saygı, ağırlama. Arapça
Melhuz Umulur, beklenir. Arapça
Melih Melahat sahibi, güzel, şirin, sevimli. Arapça
Melik 1. Padişah, hakan, hükümdar. 2. Mal sahibi. 3. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdülmeli Arapça
Melikanber Kudretli, nüfuzlu, Habeş köle. Melik ve anber isimlerinden birleşik isim. Arapça
Melikşah Büyük Selçuklu Devleti hükümdarı (1072-1092) Alparslan’ın oğlu Arapça
Melikserver Doğu Sultanı hükümdar. Arapça
Memati Ölüm Arapça
Memdud Uzatılan. Arapça
Memduh Övülmüş, övülecek. Arapça
Memnun 1. Minnet altında bulunan. 2. Sevinmiş, sevinçli. Razı hoşnut, (bkz. Dilşad). Arapça
Memun Emin bulunan, korkusuz, tehlikesiz, sağlam, (bkz. Emin). Arapça
Menaf 1. Dağın sivri tepesi. 2. Cahiliye döneminde Arapların putu. İsim olarak kullanılmaz. Arapça
Menderes Akarsu yataklarının dolanbaçlı kısmı. Ege bölgesindeki 3 akarsudan birisinin adı. Yunanca
Mengüalp Ölümsüz, güçlü, kuvvetli, yiğit. Türkçe
Mengübay Varlıklı kimse. Türkçe
Mengübert Allah verdi. Türkçe
Mengüç Yaşlı. Türkçe
Mengücek Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar'ı içine alan bölgeyi fethederek XII. yy.'ı Türkçe
Mengüer (bkz. Mengü). Türkçe
Mengütay (bkz. Mengüer). Türkçe
Mennan Çok ihsan eden, verici, ihsanı bol. Abd takısı alarak kullanılır. Allah'ın isimlerind Arapça
Mensur Saçılmış, dağılmış. Ölçüsüz, uyaksız, manzum olmayan söz. Arapça
Menzur Adanmış, vadedilmiş. Adak olarak belirtilmiş. Arapça
Merahan 1. Ferah, sevinç. 2. Zayıf olma hali. Arapça
Merd 1. Adam, insan. 2. Özü sözü doğru kabadayı, yiğit. -Türk dil kurallarına göre "d/t" d Farsça
Merdan Mertler, insanlar, erkekler, yiğitler. Farsça
Merdi Mertlik, erlik. Cesaret, yüreklilik. İnsanlık. Farsça
Merğub 1. İstenilen, sevilen. 2. Herkes tarafından sevilip aranılan. Arapça
Merih Dünya'dan sonra güneşe en yakın olan gezegen. Arapça
Merkür Güneşe en yakın gezegen. Fransızca
Mert 1. Özü, sözü doğru yiğit. 2. Erkek insan. Farsça
Mertel (bkz. Mert). Farsça-Türkçe
Merter (bkz. Mert). Farsça-Türkçe
Mertkal Her zaman doğru kal. Farsça-Türkçe
Mertkan Mert soydan gelen. Farsça-Türkçe
Mertol Her zaman sözünün eri ol. Farsça-Türkçe

 
İsim Anlamı Kökeni
Mervan Emevi sülalesinin Mervan kolu. Arapça
Merzat Rıza, hoşnutluk. Arapça
Merzuk Rızıklandırılmış, rızık verilmiş. Arapça
Meşhed Bir adamın şehit olduğu veya bir şehidin gömüldüğü yer. İran'da ziyaretgah olan meşhu Arapça
Meşhur Ünlü, argın, tanınmış. Arapça
Mesih 1. Üzerine yağ sürülmüş. 2. Mesholunmuş, başka bir şekle girmiş olan. 3. Acaip, tuhaf Arapça
Meşkur Beğenilmiş, övülmüş. Teşekkür edilmeye değer olan. Arapça
Mestan Savruk / Cüret sahibi Bilinmiyor
Mesud Saadetli, bahtlı, bahtiyar, kutlu. Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır. Arapça
Mesut Mutlu, sevinçli, neşeli Arapça
Mete Büyük Türk-Hun İmparatoru (M.Ö. 209-174). Türkçe
Metehan (bkz. Mete) Türkçe
Metin 1. Metanetli, sağlam, dayanıklı. 2. Özü, sözü doğru, sebatkar, itimat edilir. Hz. Pey Arapça
Metiner (bkz. Metin). Türkçe
Mevcud Var olan, bulunan. Hazır olan, hazır bulunan. -Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak Arapça
Mevdut Sevilmiş, sevilen. Gaznelilerin bir hükümdarı. Arapça
Mevlud 1. Yeni doğmuş çocuk. 2. İhsanın doğduğu yer. 3. Doğulan zaman. Hz. Muhammed'in doğum Arapça
Mevlut Doğma, dünyaya gelme (Mevlid-Mevlüd) Arapça
Mevsul Hz. Peygamber'in isimlerinden. Arapça
Mevzun Biçimli, yakışıklı, güzel. Arapça
Meymun Uğurlu, bereketli, kutlu. Arapça
Meysur Kolaylanmış, kolaylaştırılmış şeyler. Arapça
Mezid Artmış, artırılmış, büyümüş. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Arapça
Midhat Övme. Türk dil kuralı açısından "d/t" değişmesiyle kullanılır. Arapça
Miftah 1. Anahtar. 2. Şifre cetveli. 3. Dil öğrenirken yapılacak tercüme ve meselelerin hall Arapça
Mihca Cihad meydanında ilk şehid olan Müslümanın adı. (Bedir Savaşı) Arapça
Mihin Büyük, ulu. Farsça
Mikail Dört büyük melekten rızıkların taksimine memur melek. Arapça
Mikat 1. Tesbit edilen yer ve zaman. 2. Mekke yolu üzerinde hacıların ihrama girdikleri yer Arapça
Miran Beyler. Farsça
Mirkelam Güzel, nazik konuşan kimse. Farsça
Mirsad Durak Bilinmiyor
Mirseyit Tatar devlet adamı. Anlamı konusunda bilgi sahibi olan ziyaretçilerimiz bize ulaşa Tatarca
Mirza 1. Emiroğlu beyi, hükümdar soyundan gelen. 2. Doğu Türk devletlerinde asalet unvanı. Farsça
Mirzahan Hükümdar soyundan gelen, İslam toplumlarında iyi sülalelerin çocuklarına verilen isim Farsça
Misbah Aydınlatma cihazı, ışık çırağı. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in isimlerinden. Arapça
Mizan 1. Terazi. 2. Sağlama. Arapça
Muaddal (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden). Arapça
Muaviye Emevi devletinin ilk hükümdarı olup Hind ve Ebu Süfyan'ın oğludur. Mekke'de doğmuştur Arapça
Muaz 1. Korunan, sığınan. 2. Çok aziz, izzet sahibi, saygı uyandıran, kıymetli, muhterem, Arapça
Mübarek 1. Bereketli, feyizli. Uğurlu, hayırlı, kutlu, mutlu. 2. Beğenilen, sevilen, kızılan Arapça
Mübelliğ 1. Tebliğ eden, haber veren bildiren. 2. Büyük camilerde imamın söylediğini tekrarlay Arapça
Mübeşşir Müjdeci, muştucu. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden. Arapça
Mübin 1. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hayrı şerden ayıran. 2. Açık anlaşılır, aşikar, Arapça
Mübşer İbşar olunmuş, müjdelenmiş, mübeşşer. Arapça
Mübtehic Sevinçli, sevinmiş, memnun, mesrur, şad. (bkz. Behçet, Şadan). Arapça
Mücab Kabul cevabı almış olan. Duası kabul olunan. Arapça
Mücadele 1. Uğraşma, savaşma, çatışma. 2. Kur'an surelerinden birisinin adı. Arapça
Mücahid 1. Cihad eden, din düşmanlarıyla savaşan. Savaşan, uğraşan, savaşçı. 2. Gayret eden, Arapça
Mücahiddin Din savaşçısı, İslam askeri. Arapça
İsim Anlamı Kökeni
Mücahit Savaşçı, cihada katılan Arapça
Mucib 1. İcabet eden, uyan. İcap eden, gereken. 2. Sebeb olan, vesile teşkil eden. Türk dil Arapça
Mucid 1. Yaratıcı. 2. Bir buluş ortaya çıkaran kimse. Arapça
Mucip Gerektiren, gerektirici Bilinmiyor
Mücteba Seçilmiş, seçkin. Hz. Peygamberin isimlerinden. Arapça
Müctehid İctihad eden, gücü yettiği kadar çalışan. Ayet ve hadislerden şer'i hükümler çıkaran Arapça
Müdafi Müdafaa eden, koruyan. Savunan, dayanan. Arapça
Mudat Çorak su, tatlı su, buruk. Arapça
Müdrik İdrak eden, anlayan, aklı ermiş. Arapça
Müemmil Temin edilmiş, sağlanmış, emniyete alınmış. -Hz. Peygamberin isimlerinden. Arapça
Mufaddal Faziletli, fazileti çok adam. Arapça
Müfahir Övünen. Arapça
Müferrec 1. Meydanı olan, geniş. 2. Keder gideren. Arapça
Müfid 1. İfade eden, anlatan, manalı. 2. Faydalı. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kulla Arapça
Müfit Faydalı, yararlı Arapça
Müfiz Feyizlendiren, feyiz veren. Allah'ın isimlerinden. -"Abd" takısı alarak kullanılır. A Arapça
Müftehir 1. İftihar eden, övünen. Şanlı, şerefli. 2. Parasız işgören, fahri. Arapça
Muğdat (Arapça Mudad'tan))Çorak su, tatlı su, buruk. Arapça
Muhaccel 1. Ayağı sekili beyaz at. 2. Gerdeğe konulmuş. Arapça
Muhacir Göç eden, göçmen. Arapça
Muhafız Muhafaza eden, değiştirmeyen, koruyan. Bekçi. Arapça
Muhammed 1. Birçok defalar hamdu sena olunmuş, tekrar tekrar övülmüş. 2. Birçok güzel huylara Arapça
Muhammet 1. Birçok defalar hamdu sena olunmuş, tekrar tekrar övülmüş. 2. Birçok güzel huylara Arapça
Muharrem 1. Tahrim olunmuş, haram kılınmış. 2. Kamer takviminin birinci ayı aşura ayı. Müslüma Arapça
Muhbir Haber veren, haberci. Arapça
Muhdin (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden). Arapça
Muhib 1. Seven, sevgi besleyen, dost. 2. Tutkan, yer. 3. Bir tarikata intisap etmemekle bir Arapça
Muhiddin Dini saran, çevreleyen. Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır. Arapça
Muhip Seven, sevişen Bilinmiyor
Muhittin Dini güçlendiren Arapça
Muhlis Halis, katıksız. Dostluğu, samimiliği ve her hali içten gönülden olan. Arapça
Muhsin İhsan eden, iyilikte, bağışta bulunan. Arapça
Muhtar 1. İhtiyar eden, seçilmiş, seçkin. Hareketinde serbest olan, istediği gibi davranan, Arapça
Muid Öğretmen yardımcısı. Asistan. Arapça
Muin Yardımcı. Çırak. Arapça
Müjdat Müjdeler, sevinçli haberler. Farsça
Mukaddemun (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden). Arapça
Mukaffa Uyaklı, kafiyeli. (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden). Arapça
Mükafi Eşit, beraber. Arapça
Mukayyet 1. Kayıtlı, bağlı, bağlanmış. 2. Ayağında zincir ve pranga bulunan. 3. Bir işe ehemmi Arapça
Mukbil İkballi, kutlu, mutlu, bahtiyar, mes'ud. Arapça
Mukim İkamet eden, oturan. Hz. Peygamberin isimlerinden. Arapça
Mukmir Ay ışıklı, mehtaplı. Arapça
Mükrem Kerem ve şeref ile nitelenmiş olan. Arapça
Mükremin İkram olunmuş, ağırlanmış. Arapça
Mükrim İkramcı, ikram eden, ağırlayan-ağırlayıcı, misafirperver. Arapça
Muktedir İktidarlı, gücü yeten, becerebilen. Arapça
Muktefi 1. İktifa eden. 2. Ardı sıra izinden gidilmiş örnek olan. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in i Arapça
Mülayim 1. Uygun, muvafık. 2. Yumuşak huylu, yavaş kimse. Pekliği olmayan. Arapça
Mülhim İlham veren, içe doğduran, esinlendiren. Arapça
İsim Anlamı Kökeni
Mülket Ülke. Arapça
Mültemi Parlayan, parıldayan. Arapça
Mümin İnanan, iman eden Arapça
Mümtaz İmtiyaz tanınmış, ayrı tutulmuş, üstün tutulmuş. Seçkin. Arapça
Münci İnca eden, kurtaran, halaskar. Hz. Peygamberin isimlerinden. Arapça
Mungar Eli açık, cömert. Türkçe
Münib 1. İnabe eden, asiliği, azgınlığı bırakarak Allah'a yönelen. 2. Güzel yağan, faydalı Arapça
Münif 1. Yüksek, ulu, büyük, ali, bülend. 2. Yüksek, büyük hükümler. Arapça
Münim Nimet veren,yedirip içiren. Takı alarak kullanılır. Abdülmün'im. Arapça
Münir 1. Nurlandıran, ışık veren, parlak, ziyalar. 2. Kur'an'da peygambere ve ilahi kitapla Arapça
Münirhan Nurlandıran (ışık saçan )hükümdar. Arapça-Türkçe
Munis Ünsiyetli alışılan, yadırganmaz, alışılmış. Cana yakın sevimli. İnsandan kaçmayan. Arapça
Münşi İnşa eden, yapan. Yapısı, üslubu güzel olan, iyi katib. Arapça
Munteka (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden). Arapça
Murad Arzu, istek, dilek. Maksat meram. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Arapça
Murat Amaç, maksat, istek Arapça
Murathan (bkz. Murat). Arapça
Mürid 1. İdare eden, emreden buyuran. 2. Bir şeyhe bağlı olan kimse. Türk dil kurallarına g Arapça
Mürsel 1. Gönderilmiş yollanılmış. Şeriat sahibi peygamberler. 2. Salıverilmiş suç. 3. Bir y Arapça
Mürşid 1. İrşad eden, doğru yolu gösteren kılavuz. 2. Tarikat şeyhi. Gafletten uyandıran. Arapça
Mürşit Doğru yolu gösteren Arapça
Murtaza 1. İrtiza edilmiş, beğenilmiş seçilmiş. Güzide. 2. Allah'ın razı olduğu kişi, kendisi Arapça
Musa Vasiyet edilmiş. Vasi nasbolunmuş, vasiyeti yerine getirmekle vazifelendirilmiş. Tavs Arapça
Musab Müsibete (felakete) uğramış; isabet etmiş. Arapça
Musaddık Gerçekliğini ve geçerliliğini resmi yazı ile bildiren. Tasdik eden. Arapça
Müşir 1. Haber veren, bildiren. 2. Emir ve işaret eden. 3. Mareşal. Daha çok lakab olarak k Arapça
Muslih İslah eden, iyileştiren, düzeltici, arabulucu. Barıştıran. Bu kelime Kur'an'da birkaç Arapça
Muslihiddin Dinin salahı için çalışan. Arapça
Müslim İslam dininde olan. Arapça
Müslüm İslam Dini'nden olan / Teslim olan Arapça
Mustafa 1. Temizlenmiş, seçilmiş, güzide. 2. Hz. Peygamberin isimlerinden. 3. Sa'd Suresi 47. Arapça
Müştak İştiyaklı, özleyen, göreceği gelen, can atan. Arapça
Müstakim Doğru, düz, dik. Temiz, namuslu. Arapça
Müstebşir İstibşar eden, müjdeleyen. Müjde ile sevinen. Arapça
Müstecab İsticabe edilmiş, kabul olunmuş, (bkz. Mücab). Arapça
Müstekfi Yetecek kadarını isteyen. Arapça
Müstenir Işıklı, parlak. Arapça
Müstezım 1. İstizanı eden, büyük gören, büyük tutan, cömert. 2. Kibirli, gururlu. Arapça
Muştu Müjde, sevindirici haber. Türkçe
Muştubey (bkz. Muştu). Türkçe
Mus´ab Zor. Güçlü, dayanıklı. Ashabdan ünlü şehid Mus'ab b. Umeyr'in adıdır. Arapça
Muta İtaat olunan, boyun eğilen, başkalarının kendisine itaat ettikleri. Hz. Peygamberin i Arapça
Mutasım 1. İtisam eden, eliyle tutan, yapışan. 2. Günahtan çekinen. 3. Allah'ın ipine sımsıkı Arapça
Mute Ürdün'de Lut gölünün kuzeyinde verimli bir ova. Peygamberliğin son dönemlerinde hrist Arapça
Müteal Yüksek, yüce. (bkz. Bülend). Arapça
Muti 1. İtaat eden, baş eğen, veren. Tabi, bağlı. 2. Rahat ve uslu. Arapça
Mütim Tamamlayan, tamamlayıcı, tamamlamaya yarayan. Arapça
Mutlualp (bkz. Mutlu). Türkçe
Mutluer (bkz. Mutlu). Türkçe
Mutlugün (bkz. Mutlu). Türkçe
İsim Anlamı Kökeni
Mutluhan (bkz. Mutlay). Türkçe
Mutlukani (bkz. Mutlu). Türkçe
Mutlutekin (bkz. Mutlay). Türkçe
Muttaki İttika eden, sakınan, çekinen. Allah'tan korkan, abid, zahid. Hz. Peygamberin isimler Arapça
Muttalib Talepte bulunan, isteyen, (bkz. Abdülmuttalib) Arapça
Muvaffak 1. Allah'ın yardımına ulaşmış, işi rast gitmiş kimse. 2. Başaran beceren. Arapça
Muvakkar Tevkir edilmiş, ağırlanmış, saygı gösterilmiş olan. Vakarlı, ağırbaşlı. Arapça
Müzahir Zahir olan, arka çıkan, yardım eden, koruyan. Arapça
Muzam Bir şeyin en büyük kısmı. Arapça
Müzdad Ziyadeleşmiş, artmış, çoğalmış. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Arapça
Müzekkir – Zikreden hatıra getiren anan. Zikreden ibadet eden. Hz. Peygamberin isimlerinden. Arapça
Müzemmil 1. Bir şeye sarılmış sargılanmış. 2. Kur'an-ı Kerim'de bir sure adı. Arapça
Nabi 1. Haberci, haber veren. 2. Yüksek, yüce. 3. Büyük Türk şairidir. 17. asrın ikinci ya Arapça
Naci Necat bulan, kurtulan, selamete kavuşan. Cehennemden kurtulmuş, cennetlik. Arapça
Nacil Soyu sopu temiz olan kimse. Arapça
Nadi 1. Nida eden, haykıran, çağıran. 2. Toplantı, meclis, (bkz. Nida). Arapça
Nadim Pişmanlık duyan, pişman. Tevbe eden. Arapça
Nadir Seyrek, az, ender bulunur. Arapça
Naferiz 1. Göbek düşüren. 2. Koku saçan. Farsça
Nafih Üfleyen, üfleyici. Arapça
Nafiz 1. Delen, delip geçen. İçeriye giren, işleyen. 2. Tesir eden, sözü geçen. Arapça
Nahid Venüs (zühre) gezegeni. (Arapça'da) Yeni yetişen kız. Türk dil kuralına göre "d/t" ol Farsça
Nahit Venüs, Zühre Yıldızı Farsça
Naib 1. Vekil, birinin yerine geçen, kadı vekili, Şeriata göre hükmeden hakim. 2. Nöbet be Arapça
Nail Muradına eren, ermiş, ele geçiren. Naili: Divan edebiyatı şairlerinden olup asıl adı Arapça
Naim 1. Bollukta yaşayış. 2. Cennetin bir kısmı. Daru'n-Naim: Cennet. Arapça
Naima Haleb'te doğmuş, asıl adı Mustafa Naim'dir. Naima tarihiyle meşhurdur. Arapça
Naki 1. Temiz, pak. 2. Çok ince, çok güzel, zarif. Arapça
Nakib Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili. Bir tekkede, şeyhin yardımcısı olan ve en Arapça
Namal Adın duyulsun, ün kazan. Türkçe
Namdar Namlı, ünlü. Farsça
Nami Namlı, şöhretli ünlü. Farsça
Namık Yazıcı, katip, yazar Arapça
Namver Adlı, ünlü. Farsça
Nasib Pay hisse. Birinin elde ettiği şey. Allah'ın kısmet ettiği şey. Türk dil kuralına gör Arapça
Naşid Şiir okuyan, şiir söyleyen, şiir yazan. Arapça
Nasıh Nasihat eden, öğüt veren. Nasıh-ı Emin: Hz. Nuh (a.s.). Arapça
Nasır Yardımcı, yardım eden (muin). "Abd" takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur. Abdünna Arapça
Naşit Şiir söyleyen, şiir okuyan Arapça
Nasr Yardım. Üstünlük (zafer). Kur'an-ı Kerim'in 110. suresi. Nasrullah: Allah'ın yardımı. Arapça
Nasreddin Yardımcı, imdada yetişen Arapça
Nasruddin (Dine yardımı dokunan. Dilimizde "Nasreddin" şeklinde kullanılır. Arapça
Nasrullah Allah'ın nusreti, yardımı. Arapça
Nasuh 1. Nasihatçı, öğütçü. 2. Halis, temiz. Arapça
Nasuhi Bozulmaz şekilde tevbe edici. Arapça
Natık 1. Söyleyen konuşan. 2. Düşünen. 3. Bildiren, bildirici. Arapça
Nayman Sekiz. Batı Moğolistan'da yaşayan sekiz kabileden oluşan Türk topluluğu. Moğolca
Nazif Temiz, pak, nazik, zarif ve şık giyimli. Arapça
Nazil Yukardan aşağıya inen. Bir yere konan, bir yerde konaklayan. Arapça
Nazım Tanzim eden, düzenleyen. Sıra sıra, dizi dizi olan şey. Arapça
İsim Anlamı Kökeni
Nazır 1. Nazar eden, nezaret eden, bakan, gözeten. 2. Vekil bakan. 3. Bir yüzü bir tarafa y Arapça
Nazmi Dizme, tertib etme, sıraya koyma. Sıra, tertip. Vezinli, kafiyeli söz. Arapça
Nebahaddin Dinin şanı ve şerefi. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. Arapça
Nebi Haberci. Peygamber. Arapça
Nebih Namlı, şerefli. Arapça
Nebil 1. Yüksek meziyet ve onur sahibi. 2. Akıllı, anlayışlı. Bilgili, faziletli. Arapça
Necabet Soyluluk, soy temizliği. Arapça
Necaettin Dine girip hidayete eren, kurtulan. Arapça
Necah İsteğine ulaşma. Kurtulma. İhtiyaçlarını temin edebilmek. Arapça
Necat Kurtulma, kurtuluş. Selamet. Arapça
Necati Kurtulmaya mensup, kurtuluşla ilgili. Necati: 15 asır meşhur Osmanlı şairi olup asıl Arapça
Neccar Dülger. Marangoz. Daha çok lakab olarak kullanılır. Arapça
Necdet Kahramanllık yiğitlik, efelik. Korkusuz olmak. Arapça
Necef Yüksek, sırt tepe, tümsek. Kufe civarlarında Hz. Ali'nin türbesinin bulunduğu yer. Arapça
Necib 1. Soyu sopu temiz pak olan kimse. 2. Asilzade, kıymetli, üstün. 3. Güzel ahlak sahib Arapça
Necil Soylu, soyu sopu temiz, kişizade. Asıl. Arapça
Necip Soyu temiz, cömert Arapça
Neciy Sırdaş. Arapça
Neciyullah Allah'ın kurtuluş verdiği kişi. Hz. Peygamberin isimlerinden. Arapça
Necmettin Dinin Yıldızı Arapça
Necmi Yıldızla ilgili. Necmüddin: Dinin yıldızı. Dilimizde "Necmettin" şeklinde kullanılmak Arapça
Nedim 1. Meclis arkadaşı, sohbet arkadaşı. 2. Büyükleri fıkra ve hikayeleri ile eğlendiren. Arapça
Nedve Görüşme konuşma. Daru'n-Nedve'. Cahiliyye zamanında Mekke'de, kabile işlerini konuşma Arapça
Nefer 1. Bir adam, tek kişi. 2. Er, asker. Arapça
Nefi Çıkar ile ilgili faydacı, menfaat, kâr. Nefi', Divan edebiyatının başarılı şairlerind Arapça
Nehib 1. Dehşet, korku. 2. Yağmacı, çapulcu. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır Arapça
Nehri Nehirle ilgili, nehire ait. Arapça
Nejad Soy, nesil. Farsça
Nejat Soy, asıl / Hesap Farsça
Nemrud Babil'in kurucusu olduğu sanılan hükümdar. M.Ö. 2640'ta yaşamış Hz. İbrahim'i ateşe a Arapça
Neptün Güneşe yakınlığı 8. sırada olan gezegen. Latince
Nerim Pehlivan, yiğit, bahadır. Farsça
Nermi Yumuşak, gevşeklik. Farsça
Neşat Sevinç, neşe, şenlik, keyif. İran şairlerinden birisinin adı. Arapça
Nesefi Yapı ustası. Arapça
Neşet 1. Meydana gelme, gelişme. 2. Kaynak olma, bir mecradan çıkış. Neşet: 19. yy. Türk şa Arapça
Nesib Soylu, soyu temiz baba. Arapça
Neşid (bkz. Neşide). Arapça
Nesif İki kişi arasında olan sır. Arapça
Nesil Aynı çağda, aynı yaşta bulunan kimselerin tümü, kuşak. Arapça
Nesim 1. Hafif rüzgar. 2. Hoş, mülayim insan. Arapça
Neşri Neşir ile alâkalı olan. Osmanlıca
Nevaz Okşayan, okşayıcı. Farsça
Nevci Makam, ahenk ve nasip ile ilgili. Ali Şakir'in lakabı. Farsça
Nevcivan Genç, delikanlı. Farsça
Nevfel Deniz. (bkz. Derya). Sahabe isimlerindendir. Arapça
Nevhiz Genç. Yeni yetişmiş, yeni çıkmış. Farsça
Nevit İyi, sevinçli haber, müjde. Farsça
Nevreddin Dinin ışığı, aydınlığı. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. Arapça
Nevşah 1. Yeni dal. 2.Yeni bilmiş geyik boynuzu. Farsça
İsim Anlamı Kökeni
Nevsal Yeni yıl. Farsça
Nevzad Yeni doğmuş. Yeni doğan. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Farsça
Nevzat Yeni doğmuş çocuk Farsça
Neyyir Nurlu, parlak. Işıklı cisim. Güneş. Arapça
Neyzen Ney çalan kimse. Farsça
Nezih Temiz, pak. Arapça
Nezihi Temizlik, saflık, incelikle ilgili. Arapça
Nezir 1. Birini doğru yola (Sırat-ı Müstakim'e) yöneltmek için Allah'ın azabıyla gözdağı ve Arapça
Nezzam Nizam veren düzenleyen. Arapça
Nihad Tabiat huy, yaratılış, kişilik, bünye. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanı Farsça
Nihat Tabiat, huy Farsça
Nijad Soy, nesil, ne-seb. Tabiat, cibilliyet, (bkz. Nejad). Farsça
Nijdi yakın Kürtçe
Nimetullah Allah'ın nimeti. Arapça
Nişanbey (bkz. Nişan). Farsça-Türkçe
Niyaz 1. Yalvarma, yakarma. Dua. 2. Bazı tarikatlarda küçüğün büyüğe karşı olan selam, sayg Farsça
Niyazi 1. (bkz. Niyaz). 2. Yalvarıcı, niyaz edici. Sevgili. Türk mutasavvıflarından birisi. Farsça
Nizam 1. Dizi, sıra. Düzen, usul, tertip, yol, kaide. 2. Kanunlar. 3. Hindistan'daki küçük Arapça
Nizamettin Düzenli, tertipli Arapça
Nizami 1. Usulüne uygun, terkipli, düzenli. 2. Kanun ve nizama ait, onunla ilgili. Nizami; İ Arapça
Nogay Uçan kurt Bilinmiyor
Noyan Baş komutan.bey Bilinmiyor
Nuh Nuh peygamber. Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen 25 peygamberden baştan 3. sırada gelen ki Arapça
Nuhayle İrak'ta, Kufe'ye yakın bir mevki. Arapça
Nuhcan (bkz. Nuh). Arapça-Türkçe
Nuhi Nuh'a ait, Nuh ile ilgili. Pek eski. Arapça
Nukrettin Güzel gün Bilinmiyor
Numan 1. Kan. 2. Gelincik. Hanefi Mezhebi'nin imamı, Nu'man b. Sabit. Arapça
Nuralp Nurlu, yiğit. Arapça-Türkçe
Nurani Işıklı, ışık saçan. Saygı uyandıran, nurlu. Farsça
Nuratay (bkz. Nuralp). Arapça-Türkçe
Nurbaki Sürekli aydınlık olan, nurlu sabah. Arapça
Nurbay Nurlu, aydınlık kimse. Arapça-Türkçe
Nurcivan 1. Parlak, neşeli, genç. 2. Mert, gözüpek, genç. Arapça-Farsça
Nurdağ Nurdağı, Nurdan dağ. Arapça-Türkçe
Nureddin Dinin nuru, ışığı. Arapça
Nurer Nurlu insan. Arapça-Türkçe
Nurersin (bkz. Nurer). Arapça-Türkçe
Nurettin (Nureddin) Aydınlatan / Dinin getirdiği nur Arapça
Nuri Nura ait, nurla ilgili. Arapça
Nurkan Temiz, berrak soydan gelen. Arapça-Türkçe
Nurkut (bkz. Nurkan). Arapça-Türkçe
Nurol Nurlu ol, ışıklı ol. Arapça-Türkçe
Nursal Işık saç, aydınlat. Arapça-Türkçe
Nurtaç Nurdan taç. Arapça-Türkçe
Nurtan Işıklı tan. Arapça-Türkçe
Nurtekin Aydın ve güvenilir, emin. Arapça-Türkçe
Nurullah Allah'ın nuru. Arapça
Nurzat Nurlu, aydınlık kişi. Türkçe
Nuşat İçkiden sarhoş olmuş, mest olmuş. Farsça
İsim Anlamı Kökeni
Nuşin: Tatlı, hoş, güzel. Farsça
Nuşirevan İran'da 531-579 yıllan arasında hükümdarlık etmiş ve doğruluğuyla şöhret bulmuş olan Farsça
Nusrettin 1. Dinin yardım ettiği. 2. Dinin başarılı temsilcisi. Arapça
Nutki Söz, lakırdı, konuşma. Nutuk, söylev, söyleyen. Arapça
Nuyan Şehzade, prens. Farsça


ETİKETLER : ,

DİĞER Bebek İsimleri (Kız-Erkek) HABERLERİ
Bebek İsimleri (Kız-Erkek) HABERLERİNİN ALT KATEGORİLERİ
 
Tek Tıkla Tüm Ulusan Gazete Manşetleri
 
Rémi GAILLARD’ın Abs
Rémi GAILLARD’ın Abs
Rémi GAILLARD’ın Abs
Rémi GAILLARD’ın Abs
Rémi GAILLARD’ın Abs
Rémi GAILLARD’ın Abs
Rémi GAILLARD’ın Abs
Rémi GAILLARD’ın Abs
Rémi GAILLARD’ın Abs
Rémi GAILLARD’ın Abs
Başbakan Erdoğan'ın
CANLI-Beyaz Show Bu
VİDEO-Kanal D Yalan
Kayseri Pınarbaşı İl
PKK Kamerasından Hat
Kayseri'de Emniyet M
Show TV Ali Kırca Si
Star Tv 1Erkek 1 Ka
[ Tümünü Göster ]
 
 
28 Şubat Soruşturmasında Reha Muhtar a Neden Bağırıyordun Diye Sorulmalı mı ?
EVET
HAYIR
GEREKSİZ BİR ANKET

Diger Anketler İçin Tıklayın...
 
Acil Satılık Uygun Fiyata Denize Sıfır Y
Reklam Ver
İl İl Namaz Vakti , Namaz Vakitleri , Ra
Xsorgula.Com Online Sorgulama Sitesi İle
Gazete Manşetleri - Günlük Gazete Manşet
Üniversite Web Adresleri
Medya Yayın Linkleri - Gazete Linkleri -
TV İzle - Radyo Dinle
Belgeseller İzle
Yabancı Müzik Dinle
Sesli Şiir Dinle
T.S.M Dinle
Türkü Dinle
İlahi Dinle
Ezgi Dinle

Şehirlerde Arama 
Sehir Seçin  Sehir Seçin  Adana  Afyonkarahisar  Aksaray  Ankara  Antalya  Aydin  Balikesir  Bolu  Bursa  Çanakkale  Çorum  Denizli  Diyarbakir  Edirne  Elazig  Erzurum  Eskisehir  Gaziantep  Hatay  Istanbul  Izmir  Kahramanmaras  Kayseri  Kocaeli  Konya  Kütahya  Malatya  Manisa  Mersin  Mugla  Nevsehir  Osmaniye  Sakarya  Samsun  Sivas  Tekirdag  Trabzon  Usak  Zonguldak
Buraya Reklam
Web Stats
Sitemizde Yayınlanan haber, Yazı, Video, Makale ve Dökümanları Sitemiz Paylaşım Amaçlı Sunar Ve Hiçbir Sorumluluk Kabul Etmez.
Buraya Reklam
 
ak parti seçim kampanyası başlıyor, şehit olan korucular, Sit Alanlarında Kalan Taşınmazların Hazine Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik, Mini Ne Kadar Sattı Fiyatları, nin MHP İstanbul Erzurum Mitingi Konuşması Full İzle-VİDEO 02 Haziran 2011, 18. Yeşil Elma Festivali, karınca ibretlik olay, İSTANBUL UN YENİ VALİSİ: HÜSEYİN AVNİ MUTLU kimdir, israil baskın eleştirisi, gündemdeki yasalarla ilgili takvimi açıkladı. İntibak yasası 10 gün içinde Bakanlar Kurulu, filenin sultanları, Sevdiklerinizi, ÖMSS GENEL GÖRME_İŞİTME-2 Ö.L. 18 PUNTO Soru ve Cevapları, elazığ terör, bitmeyen bataryaları, İkrami Özturan, mehmet haberal, Servet Çetin, 35 Urla İZMİR Referandum Seçim Sonucu , Haliç Üniversitesi2010-2011 eğitim ücreti, ATV ekranlarında yayınlanan evlendirme programında, 25 Aşkale ERZURUM Referandum Seçim Sonucu , uyarılı ilaç, İkram Hizmetleri, Kadınhanı Zeki Altındağ Anadolu Lisesi KONYA , Atatürk Anadolu Lisesi, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Van Milletvekili Özdal Üçer in hafta sonu Dağlıoğlu Mahallesi nde yapılan yürüyüş sırasında kendisini kastederek, VI- Meslek erbabına verilecek tezkere, Güzelbahçe 60.Yıl Anadolu Lisesi İZMİR , nın yaptığı açıklamaya göre C segmentindeki Aurisler,