|
|
|
|
 |
|
Bu Haber 02.01.2010 12:07:11
Eklenmiştir. 2317 Kez Okunmuştur. |
|
G-Ğ-H Harfleri İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları
|
BU HABERİ
BEĞEN VE
PAYLAŞ
|
|
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Ganime |
(bkz. Ganim). |
Arapça |
| Ganimet |
Kafirlerle yapılan savaş sonucu ele geçirilen mal, para, silah gibi metalar. İslami u |
Arapça |
| Ganiye |
1. Zengin kadın. Zengin kız. 2. Çok hoş. 3. Şarkıcı. |
Arapça |
| Garibe |
(bkz. Garib). |
Arapça |
| Gaye |
1. Maksat, meram. 2. Netice, son, hedef. |
Arapça |
| Gazale |
Dişi geyik. |
Arapça |
| Gazire |
(bkz. Gazir). |
Arapça |
| Gelincik |
1. Yazın kırlarda yetişen kırmızı ve büyük çiçekli bitki. 2. Sansargillerden ince yap |
Türkçe |
| Germa |
Sıcak yaz. |
Farsça |
| Gevher |
1. Değerli taş. 2. Elmas. 3. Bir şeyin aslı, esası. |
Farsça |
| Gevher Şad |
-Pırlanta gibi kıymetli ve neşeli. Gevherşad'. Baysungur'un annesi. |
Farsça |
| Geysu |
Uzun saç, saç örgüsü, zülüf. |
Farsça |
| Gizay |
Gece ayın kaybolması |
Türkçe |
| Gizem |
Sır karşılığı olarak kullanılan uydurma bir kelime. |
Türkçe |
| Gökçem |
Bknz. Gökçe. |
Türkçe |
| Gökçen |
-(bkz. Gökçe). |
Türkçe |
| Göknil |
Gökyüzüne ait olan, Gök + Nil |
Türkçe |
| Göknur |
Nurlu, ışıklı, aydınlık gökyüzü |
Türkçe |
| Gökşen |
Gökle ilgili, aydınlık ışıklı gök, uydurma bir kelime. |
Türkçe |
| Göksevim |
Sevimli gök. |
Türkçe |
| Gökşin |
Gök gibi mavi gözlü / Sonsuz mavi derinlik |
Türkçe |
| Göksu |
1. Türklerin oturduğu birçok akarsuya verilen isim. 2. Adana'dan gelerek Akdeniz'e dö |
Türkçe |
| Gonca |
1. Henüz açılmamış gül, tomurcuk. 2. Sevgilinin ağzı. |
Farsça |
| Gönenç |
Refah hali, mutluluk. |
Türkçe |
| Gönül |
1. İnsanın manevi varlığının ifadesi, inancı ve hislerinin kaynağı. 2. İstek, arzu, h |
Türkçe |
| Görgü |
1. Bir topluluğa ait uyulması gereken nezaket kaideleri muaşeret adabı. 2. Deneme, te |
Türkçe |
| Gözde |
1. Göze girmiş olan sevilen beğenilen, benimsenen. 2. Beğenilen kadın. 3. Osmanlı sar |
Türkçe |
| Gözen |
Bir nevi alageyik. |
Türkçe |
| Güfte |
1. Söyleniş, söylenmiş. 2. Bir söz eserinin bestelenmiş bulunan manzum sözleri. |
Farsça |
| Güherpare |
Cevher parçası. |
Farsça |
| Gül |
1. Çiçek. 2. Bilinen çiçek, gül çiçeği, gülağacı. 3. Tasavvufta Allah'ın birliğinin r |
Farsça |
| Gülafet |
Nefes kesen güzellikle. Gül ve âfet kelimesinden oluşmuş birleşik bir isimdir. |
Farsça |
| Gülay |
Güllerin açtığı ay. |
Türkçe |
| Gülaynur |
Gül, ay ve nur kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir isimdir. |
Türkçe |
| Gülazem |
Azem: arkadaş yar yaren, Gülazem: gülarkadaş. |
Bilinmiyor |
| Gülbahar |
1. Bahar gülü. 2. Ebru sanatında kullanılan koyu kırmızı renkte toprak. Gülbahar Hatu |
Farsça |
| Gülbanu |
Gülhanım. Gül gibi güzel kadın. Gül hatun. |
Farsça |
| Gülbeden |
Zarif, ince vücuda sahip. Gülbeden Begüm, Babur Şah'ın kızı. |
Farsça |
| Gülben |
Ben, gül'üm anlamında |
Farsça |
| Gülbeşeker |
Bir çeşit gül tatlısı. |
Farsça |
| Gülbeyaz |
Beyaz gül. |
Farsça-Türkçe |
| Gülbeyza |
Gül : Bir çiçek adı. Beyza : 1. daha ak, çok beyaz. 2. günahtan kaçınmış. günahla ki |
Türkçe-Arapça |
| Gülbin |
Gül kökü, gül biten yer. |
Farsça |
| Gülbiz |
Gül serpen, gül serpilmiş. |
Farsça |
| Gülçağ |
Gülllerin açtığı zaman |
Türkçe |
| Gülcan |
Gül gibi güzel, canlı |
Türkçe |
| Gülce |
Gül gibi, güle benzeyen. |
Türkçe |
| Gülcihan |
Cihana, aleme bedel gül. |
Türkçe |
| Gülçimen |
Gül ve Çimen kelimelerinin birleşiminden meydan gelmiş bir isimdir. |
Türkçe |
| Gülçin |
Gül toplayan, gül devşiren. |
Farsça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Güldane |
Açmamış gonca. Anlamı konusunda daha fazla bilgi sahibi olan ziyaretçilerimiz bizimle |
Farsça |
| Güldehan |
Gül ağızlı, ağzı gül gibi olan. |
Farsça |
| Güldem |
Hiç solmayan her dem gül, her dem gülen |
Türkçe |
| Gülden |
Gül gibi, güle ait, gülden yapılmış |
Türkçe |
| Gülderen |
Gül bahçesi , gül toplayan anlamlarını taşır. |
Türkçe |
| Güldeste |
Güldemeti, çiçek destesi. Türk müziğinde mürekkeb makamlardan. |
Farsça |
| Gülefşan |
Gül+efşan kelimelerinden oluşan birleşik isim; gül saçan. |
Farsça |
| Gülefza |
Güllerin Efendisi |
Arapça |
| Gülen |
Güleç yüzlü |
Türkçe |
| Gülenay |
Devamlı gülen, ayyüzlü kişi. |
Türkçe |
| Gülendam |
Gül endamlı, gül boylu, nazik, güzel endam. |
Farsça |
| Gülennur |
Gülmesiyle etrafı aydınlatan, ışık saçan kimse. |
Türkçe |
| Güler |
Gülen, sevinçli, handan. |
Türkçe |
| Güleser |
Yüzünde gülümseme eksik olmayan |
Türkçe |
| Gülfam |
1. Gül renkli. 2. Gül gibi kızıl olan. |
Farsça |
| Gülfem |
Gül dudaklı, gül ağızlı |
Türkçe |
| Gülfer |
Gül gibi parlak,zarifliği ve zerafetiyle göz kamaştıran |
Türkçe |
| Gülferi |
Fül ve fer kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Gül bilindiği gibi bir çiçek, fer |
Türkçe |
| Gülgen |
Güler yüzlü anlamınındadır. |
Türkçe |
| Gülgonca |
Açılmamış gül. |
Farsça |
| Gülgün |
Gül renkli, gül renginde, pembe. |
Farsça |
| Gülhanım |
1. İyi huylu, nazik hanım. 2. Gül yüzlü hanım. |
Türkçe |
| Gülhayat |
1. Mutlu, huzurlu bir hayat. 2. Gül gibi güzel hayat. |
Türkçe |
| Gülin |
Güle ait olan, gülden gelen |
Türkçe |
| Gülistan |
1. Gül bahçesi, güllük. 2. Azerbaycan'da Karabağ bölgesinde bir mevki. |
Farsça |
| Güliz |
Gül gibi güzel iz bırakan |
Farsça |
| Gülizar |
1. Gül yanaklı. 2. Al yanaklı. 3. Türk musikisinde mürekkep bir makam. |
Farsça |
| Gülkız |
Güle benzeyen kız. |
Türkçe |
| Güllü |
1. Gülü olan. 2. Gül desenli (kumaş). Daha çok örfte kullanılır. |
Türkçe |
| Gülnaz |
1. Gül yüzlü kadın. 2. Gül gibi, nazlı narin. Birleşik isim. |
Farsça |
| Gülnihal |
1. Gül fidanı. 2. Gül ağacı. Birleşik isim. |
Farsça |
| Gülnur |
Etrafına ışık saçan, aydınlatan gül. |
Türkçe |
| Gülnüş |
1. Güliçen. 2. Gülle özdeşleşmiş, gül gibi. |
Farsça |
| Gülören |
Gül-ören. |
Bilinmiyor |
| Gülpembe |
Gül pembesi / Gül gibi pembe yanaklı |
Türkçe |
| Gülperi |
Gizli gül. |
Farsça |
| Gülrana |
Güzel gül, dışı sarı içi kırmızı renkte olan bir çeşit gül. |
Farsça |
| Gülriz |
1. Gül saçan, gül serpen. 2. Meşhur bir çeşit lale. |
Farsça |
| Gülruhsar |
Gül yanaklı. |
Farsça |
| Gülşah |
1. Güllerin şahı. 2. Varaka'nın sevgilisi, masal kadın. |
Farsça |
| Gülse |
Gülümsemeye yatkın çocuk. Gülmesi istenen çocuk. |
Türkçe |
| Gülsel |
Gül ve sel kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir isimdir. |
Türkçe |
| Gülseli |
Gül bolluğu, yağmuru anlamını taşımaktadır. Gül ve Sel kelimelerinin birleşiminden me |
Türkçe |
| Gülsemin |
Gül+semin; semin: çok değerli, pahalı, kıymetli. |
Osmanlıca |
| Gülsen |
Gül gibi güzel |
Türkçe |
| Gülsena |
Övmek, methetmek İsim hakkında verilen bilgilerin yanlış yada eksik olduğunu düşün |
Arapça |
| Gülser |
Gül Ser |
Türkçe |
| Gülseren |
Gül toplayan, gül dağıtan. |
Türkçe |
| Gülsevim |
Sevimli, güzel, hoş görünüşlü gül. |
Türkçe |
| Gülsima |
Gül + sima, gül yüzlü anlamına gelmektedir. |
Türkçe |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Gülsu |
Gül renkli su, taze su. |
Türkçe |
| Gülsüm |
Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kızlarından birinin adı. |
Türkçe |
| Gülsün |
Yaşam boyu yüzü hep gülsün anlamında |
Türkçe |
| Gülsuna |
Gül gibi çekici kadın. Güzel sevgili. |
Türkçe |
| Gülsure |
Güllerle döşenmiş surlarla kaplı şehir. Anlamının eksik yada hatalı olduğunu düşün |
Arapça |
| Gültane |
Yeni açmış gül, gonca. |
Türkçe |
| Gülten |
Gül tenli, gül vücutlu. |
Farsça |
| Gülümser |
Gülümseyen kişi. |
Türkçe |
| Gülümsün |
Çiçeğimsin |
Türkçe |
| Gülüş |
Gülme ifadesi |
Türkçe |
| Gülüşan |
En değerli gül |
Türkçe |
| Gülzar |
Gülbahçesi, gül tarlası. |
Farsça |
| Gün |
Gündüz vakti / Aydınlık |
Türkçe |
| Günal |
Gün al yaşa, kızıl renkli güneş |
Türkçe |
| Günay |
Gündüz, gün aydınlığında ay. |
Türkçe |
| Günbala |
Güneşin çocuğu, aydınlık çocuk. |
Türkçe |
| Güneş |
Çevresindeki sisteme ait gezegenlerin etrafında döndüğü, ışık ve ısı yayan büyük gök |
Türkçe |
| Güniz |
Günün başlangıcını belirleyen görüntü |
Türkçe |
| Günnur |
Güneş ışığının aydınlığı, nuru |
Türkçe |
| Günseli |
Işık seli, parlak ışık demeti |
Türkçe |
| Güntülü |
Gün ışığı |
Arapça |
| Güssem |
Üzüntü, tasa bilmeyen anlamındadır. Bu isim hakkındaki yorum ve şikayetlerinizi bi |
Arapça |
| Güşta |
Cennet, firdevs. |
Osmanlıca |
| Güzide |
Seçkin, seçilmiş, beğenilmiş. |
Farsça |
| Güzin |
Seçen, seçilmiş, seçkin, beğenilmiş. Hz. Muhammed (s.a.s)'in dostu (halifesi) Hz. Ebu |
Farsça |
| Habibe |
(bkz. Habib) |
Arapça |
| Habinar |
Nar tanesi. |
Arapça |
| Hacce |
1. Hacca giden,Kabe'yi ziyaret eden hacı kadın. 2. Bir çeşit akdiken. Daha çok lakab |
Arapça |
| Hacer |
1. Taş, kaya. -Hacer-i Esved: Kabe'nin duvarında bulunan meşhur kara taş. 2. Hz. İsma |
Arapça |
| Hacerunnur |
Kükürt ile demirin birleşmesinden meydana gelen altın sarısı renginde. |
Arapça |
| Hadice |
Vakitsiz, erken doğan kız çocuğu. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Hadise |
Vâkıa, olay. Yeni bir şey, ilk defa olan. Haber. |
Arapça |
| Hadiye |
(bkz. Hadi). |
Arapça |
| Hafaza |
1. İnsanın yaptığı işleri yazmakla görevli melekler. 2. Bekçiler. |
Arapça |
| HaHafide |
Kız torun. (bkz. Nebire). |
Arapça |
| Hafize |
(bkz. Hafız). |
Arapça |
| Hafsa |
Hz. Ömer'in kızı. Hz. Peygamberin zevcelerinden, Ümmü'1-Mü'minin. |
Arapça |
| Hakikat |
l. Bir şeyin aslı ve esası, mahiyeti. 2. Gerçek, doğru, gerçekten, doğrusu. 3. Sadaka |
Arapça |
| Hakime |
(bkz. Hakim). |
Arapça |
| Hakimiyet |
Hakimlik, amirlik, üstünlük, egemenlik. Sulta. |
Arapça |
| Hale |
Ayın ve güneşin etrafında bazı zamanlarda görülen ışıklı halka, ayla, ağıl. |
Arapça |
| Halenur |
(bkz. Hale). |
Arapça |
| Halide |
(bkz. Halid). |
Arapça |
| Halime |
(bkz. Halim). Peygamberimizin (s.a.s) süt annelerinden. |
Arapça |
| Halise |
(bkz. Halis). |
Arapça |
| Hamaset |
1. Cesaret, kahramanlık, yiğitlik. 2. Kahramanca şiir. |
Arapça |
| Hamdiye |
(bkz. Hamdi). |
Arapça |
| Hamide |
(bkz. Hamid). |
Farsça |
| Hamiye |
1. Himaye eden, koruyan korucu. 2. Kayıran, kayırıcı. |
Arapça |
| Hamiyet |
1. Milli onur ve haysiyet. 2. İnsanlık, fazilet. 3. İzzeti nefs. |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Hammade |
(bkz. Hammad). |
Arapça |
| Hamra |
Daha, pek çok kızıl, kırmızı. el-Hamra: İspanya'nın Gırnata şehrinde Araplardan kalma |
Arapça |
| Handan |
1. Gülen, gülücü. 2. Güler yüzlü, sevimli. |
Farsça |
| Hande |
1. Açılış, açılma. 2. Gülme, gülüş. |
Farsça |
| Handegül |
Gülün açması. |
Farsça |
| Hanife |
(bkz. Hanif). |
Arapça |
| Hanım |
1. Kadınlar için kullanılan saygı sözü. 2. Eş, karı, zevce. 3. Ev sahibesi. |
Türkçe |
| Hanne |
Hz. Meryem’in annesinin ismidir. |
Bilinmiyor |
| Hansa |
Arapların en büyük ünlü hanım şairi. Müslüman olmuştur. |
Arapça |
| Hanzade |
Hükümdar çocuğu. |
Farsça |
| Hanzale |
Doğu Arabistan'da bir Arap kabilesi. |
Arapça |
| Hare |
1. Sert taş, kaya. 2. Meneviş, menevişli kumaş. |
Farsça |
| Harem |
1. Yasak kılınmış mukaddes olan şey. 2. Evlerde yabancı erkeklerin girmesine izin ver |
Arapça |
| Harika |
İmkanların üstünde olup insanda hayret uyandıran şey. |
Arapça |
| Harise |
(bkz. Haris). |
Arapça |
| Hasbinur |
(bkz. Hasibe). |
Arapça |
| Haseni |
Hasene ait. |
Arapça |
| Hasgül |
Değerli, eşsiz gül. |
Arapça |
| Hashanım |
1. Çıtıpıtı, ince, narin kadın. 2. Bilge, değerli kadın. Birleşik isim. |
Arapça |
| Hasibe |
(bkz. Hasib). |
Arapça |
| Hasife |
(bkz. Hasif). |
Arapça |
| Haskız |
İyi nitelikleri kendinde toplamış genç kız. |
Türkçe |
| Hasna |
İffetli, şerefli, namuslu. (bkz. Hesna). |
Arapça |
| Hasret |
1. Ele geçirilemeyen veya elden kaçırılan bir nimete veya kıymetli şeye üzülüp yanmak |
Arapça |
| Hatice |
Erken doğan kız çocuğu. Hz. Haticetü'l-Kübra; Hz. Peygamber'in ilk eşi ve 6 çocuğunun |
Arapça |
| Hatife |
(bkz. Hatif). |
Arapça |
| Hatime |
(bkz. Hatim). |
Arapça |
| Hatıra |
Hatıra gelen, hatırda kalan şey, andaç. |
Arapça |
| Hatırnevaz |
Gönlü okşayan, hatırnaz. |
Arapça-Farsça |
| Hatun |
1. Kadın. 2. Eş, zevce. 3. Eskiden yüksek kişilikli kadınlara ya da hakan eşlerine ve |
Arapça |
| Havin |
Yaz Gecesi |
Kürtçe |
| Havle |
1. Etraf, çevre, güç, kuvvet. 2. Sahabe hanımlarından birisi. Hakkında ayet inmiştir. |
Arapça |
| Havsa |
Bağır. * Bağırın yanındakiler. |
Türkçe |
| Havva |
Esmer kadın. Havva: Hz. Adem (a.s.)’in karısı, ilk kadın. Adem (a.s) cennette u |
Arapça |
| Haya |
l. Utanma, sıkılma. 2. Ar, namus, edep. 3. Allah korkusu ile günahtan kaçınma. |
Arapça |
| Hayal |
1. İnsanın kafasında canlandırdığı şey. 2. Bir olay veya eşyanın zihinde kalan izi. 3 |
Arapça |
| Hayat |
1. Yaşayan, diri. 2. Canlılarda doğumdan ölüme kadar geçen süre. 3. Yaşama, yaşayış. |
Arapça |
| Hayatefza |
Hayat artıran. |
Arapça-Farsça |
| Hayatengiz |
Yaşatan, yaşamaya zorlayan. |
Arapça-Farsça |
| Hayme |
Çadır. |
Arapça |
| Hayret |
Şaşma, şaşırma, şaşakalmış, ne yapacağını bilmeme. |
Arapça |
| Hayriye |
(bkz. Hayri). |
Arapça |
| Hayrulnisa |
Sevinç, mutluluk ve huzur |
Arapça |
| Hayrunnisa |
Kadınların hayırlısı. |
Arapça |
| Hazal |
Kuruyup dökülen ağaç yaprakları. |
Arapça |
| Hazan |
Sonbahar, güz. |
Farsça |
| Hazel |
İşaret bırakan sevilen insan anlamındadır. |
Arapça |
| Hazen |
Üzüntü. Gam, keder. |
Arapça |
| Hazime |
Sindirici kuvvet, (bkz. Hazim). |
Arapça |
| Hazine |
1. Devlet malının parasının saklandığı yer. 2. Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Hazize |
(bkz. Haziz). |
Arapça |
| Hazra |
1. Yeşil, sebze, hadra. 2. Gökyüzü. 3. Türk musikisinde mürekkep bir makam. |
Arapça |
| Hebun |
Varlık, yaratılmış olan anlamındadır. |
Kürtçe |
| Hecil |
İki dağın arasındaki kısım, vadi, dere. |
Arapça |
| Hediye |
1. Hediye, armağan. 2. Karşılıksız verilen şey. Hediyetullah: Allah'ın hediyesi. |
Arapça |
| Helen |
Hēlēnē, hēlios (güneş) ile bağlantılı olabilir. |
Yunanca |
| Helin |
Eriten, yakan. Bu isim hakkında daha fzla fikir sahibi arkadaşlar bize ulaşabilirler. |
Kürtçe |
| Henna |
Kına ağacı, (bkz. Kına). |
Arapça |
| Hepgül |
1. Gül gibi güzel kadın. 2. Neşeli ol. |
Türkçe |
| Hepşen |
(bkz. Hepgül). |
Türkçe |
| Hesna |
1. Güzel kadın. 2. Hanım, kadın. |
Arapça |
| Hevidar |
Umutlu. |
Kürtçe |
| Hezare |
Afganistan'ın dağlık kesiminde oturan bir kabile. |
Arapça |
| Hibe |
Bağışlama, bağış. |
Arapça |
| Hicran |
1. Ayrılık. 2. Unutulmaz acı, keder. |
Arapça |
| Hicret |
1. Bir memleketten, başka bir memlekete göç ediş. 2. Rasulullah'ın Mekke'den Medine'y |
Arapça |
| Hıfziye |
(bkz. Hıfzı). |
Arapça |
| Hilal |
1. Hilal, yeni ay şeklinde olan ay, ayça, gençay. 2. Bir yazı sitili. 3. Hilaliyye: K |
Arapça |
| Hilmiye |
(bkz. Hilmi). |
Arapça |
| Hilye |
1. Süs, zinet, cevher. 2. Güzel sıfatlar. 3. Güzel yüz. 4. Bir yazı sitili. 5. Hz. Mu |
Arapça |
| Hind |
1. Hindistan. 2. Sahabeden Ebu Süfyan'ın karısı. |
Arapça |
| Hira |
Suudi Arabistan’daki Hz.Muhammed’in peygamberlik görevini aldığı Hira Dağ |
Arapça |
| Hiranur |
Mekke ’ de bulunan Hira Dağı (Cebel-i Nur). Hz. Muhammed ’e ilk vahiy bu |
Arapça |
| Hivda |
Ay doğdu |
Kürtçe |
| Hivdağ |
Dağ Çiçeği |
Kürtçe |
| Hivel |
Eski tükçede güneş anlamına gelir. Zeval. * Bir yerden başka yere intikal, tahavvül e |
Türkçe |
| Hıyre |
Kamaşık, donuk, fersiz göz. |
Farsça |
| Hizran |
1. Hezaren ağacı. 2. Harun er-Reşid'in annesi. |
Farsça |
| Hoşeda |
Hareket ve davranışı hoş, güzel. Cazibeli. |
Farsça |
| Hoşendam |
Boyu bosu güzel, düzgün olan. |
Farsça |
| Hoşfidan |
Güzel endamlı, boylu boslu kadın. |
Farsça |
| Hoşkadem |
Ayağı uğurlu. |
Farsça |
| Hoşneva |
Güzel sesli. |
Farsça |
| Hoşnigar |
Güzel, hoş sevgili. |
FaFarsça |
| Hoşten |
Güzel vücutlu. |
Farsça |
| Huban |
Güzeller, sevgililer. |
Farsça |
| Hubter |
Pek güzel, en güzel. |
Farsça |
| Huceste |
Uğurlu, hayırlı, kutlu. |
Farsça |
| Huleyde |
Anlamını bilenler bize yardımcı olabilirlerse seviniriz. |
Arapça |
| Hülya |
Kuruntu. |
Arapça |
| Humeyra |
1. Beyaz tenli kadın. 2. Hz. Aişe'nin lakabı. |
Arapça |
| Hüner |
Bir işte gösterilen incelik ve beceriklilik, maharet, ustalık marifet. |
Farsça |
| Hürgül |
Gül gibi özgür güzel. |
Türkçe |
| Huri |
1. Cennet kızı. 2. Sevgili. Daha çok lakab olarak kullanılır. Kur’an-ı Kerim |
Arapça |
| Huriser |
Cennet kızlarının başı, hurilerin başı. |
Arapça-Farsça |
| Huriye |
Coşkunluk hallerinde hurilerle buluştuklarına inanan bir tarikat. |
Arapça |
| Hürmet |
Saygı. |
Arapça |
| Hurrem |
1. Şen, sevinçli, güleryüzlü, gönülaçan, taze, hoş. 2. Bir yazı sitili. 3. Hurrem Sul |
Farsçatd> |
| Hürriyet |
1. Hürlük, serbestlik. 2. İstediğini herhangi bir engelle karşılaşmadan karar dairesi |
Arapça |
| Hüsna |
Çok, en çok, pek çok güzel" gibi anlamlara gelmektedir. |
ArArapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Hüsniye |
(bkz. Hüsni). |
Arapça |
| Hüsnügül |
Gülün güzelliği. |
Arapça-Farsça |
| Hüsnügüzel |
Sarı çiçekli, güzel yapraklı süsbitkisi. |
Türkçe |
| Hüsnühal |
Davranış güzelliği. |
Arapça |
| Hüvare |
Berberi kabilesinin en önemlilerinden birinin adı. |
Arapça |
| Hüvel |
Manasi ( O ) demektir, yani hüvel baki, O Allah C.C. Ebedi dir manasina kullanilir. K |
Arapça |
| Hüveyda |
Açık, apaçık, belli, besbelli, zahir. |
Farsça |
| Hüyem |
Çok büyük aşk. Anlamının yanlış yada eksik olduğunu düşünüyorsanız bize ulaşabilir |
Arapça |
| Hüzzam |
Türk müziğinin en eski birleşik makamlarından. |
Farsça |
|
|
|
|
|
Web Stats
Sitemizde Yayınlanan haber, Yazı, Video, Makale ve Dökümanları
Sitemiz Paylaşım Amaçlı Sunar Ve Hiçbir Sorumluluk Kabul Etmez. |
| |
|
Eskişehirspor 2 - 1 Fenerbahçe Maçının Trt Geniş Özetini izle,
sıdık batzar,
arap turistler,
canlı i,
Münevver Karabulut,
HYUNDAI GETZ,
defne joy ölüm raporu asparagas,
Anayasa Mahkemesinin E: 2005-14 (Siyasi Parti Mali Denetimi),
nun hazırladığı 2011 yılı Avrupa Birliği İlerleme raporu yayınlandı. Türkiye,
ruhsal,
Dünya Bu Mucizeyi Konuşuyor VİDEO,
Hemşin e yapılacak yeni su şebekesiyle ilgili projenin onaylandığı bildirildi.,
dan Kaçan Musevilere Yardım Eden Türk Diplomatlarını Konu Almaktadır.,
ABD li Prof. Helen Rose Ebaugh,
antalya görünmez kaza,
Mehmet Yıldız,
666 Sayılı Kanun Hükmünde kararnameye ilişkin açıklamalar,
Türkiye ve İngiltere,
Açık Öğretim Fakültesi Ara Sınav Sonuçları Açıklandı,
Aktüerya (İÖ) ,
diyabet uyarısı,
Trabzonlu Spikerin Canlı Yayın Kazası İzle-VİDEO ,
12 Haziran 2011 Milletvekili Seçimi Konyaaltı İlçesi Kesinleşmiş Sonucu,
Çeviribilim (Almanca) ,
DİYARBAKIR İftar Vakti Kaç,
yılana av olmuş. Belki de avına göz dikilen yılan,
09 Gerga AYDIN Referandum Seçim Sonucu ,
Star Tv Mukabele Selman Okumuş 02.Cüz İzle - VİDEO,
Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcı Vekili 26233 Ahmet KELEBEK,
BULANCAK ,
|
| |
|