|
Bu Haber 02.01.2010 12:32:37
Eklenmiştir. 1740 Kez Okunmuştur. |
|
C - Ç Harfleri İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları
|
BU HABERİ
BEĞEN VE
PAYLAŞ
|
|
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Cabbar |
(bkz. Cebbar). |
Arapça |
| Cabgu |
1. Efendi, 2. Bey. 3. İleri gelen, saygın kimse. |
Arapça |
| Cabir |
1. Cebreden, zorlayan. 2. Galip gelen. 3. Aziz ve kuvvetli olan. Allah'ın hükümlerini |
Arapça |
| Cafer |
Küçük akarsı. Çay. Cafer b. Muhammed: Lakabı es-Sadık olup 12 imamın 6.'ncısıdır. Muh |
Arapça |
| Çağaçar |
Çağ açacak kimse. |
Türkçe |
| Çağakan |
Çağı yakalayan, çağdaş. |
Türkçe |
| Çağan |
Bayram, şenlik. |
Türkçe |
| Çağanak |
Körfez, liman. |
Türkçe |
| Çağar |
1. Bayram. 2. Kalın ve kuvvetli deve kösteği. 3. Doğan kuşu. |
Türkçe |
| Çağatay |
1. Yavru at, tay. 2. Doğu Türklerine, lehçelerine dayanılarak verilan ad. Çağatay Han |
Türkçe |
| Çağdaş |
Aynı çağda yaşayan, çağa uygun |
Türkçe |
| Çağkar |
Canlı, dinamik, çalışkan. |
Türkçe |
| Çağman |
Çağın insanı. |
Türkçe |
| Çağrıbey |
(990-1060) Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey’in kardeşidir. Tuğrul Bey’le dev |
Türkçe |
| Cahid |
Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan. Bu kelime Kur'an-ı Kerim'de "cihad et". "All |
Arapça |
| Cahit |
Çalışan çaba gösteren / İnatçı, ayak direyen |
Bilinmiyor |
| Cahiz |
1. Gözü pek, yürekli, cesur kimse. 2. Patlak gözlü. Daha çok lakap olarak kullanılmış |
Arapça |
| Caiz |
1. Geçer. 2. Caiz, İslam'ın mumaleta taalluk eden 5 ahkamından biridir. 3. İşlenmesi, |
Arapça |
| Çaka Bey |
Oğuzların Çavuldur boyundan olan Türk beyi. XI. yy. ilk yarısında İzmir bölgesinin ha |
Türkçe |
| Çakar |
Parıldayan, ışık veren. |
Türkçe |
| Çakman |
1. Amacına erişen, ulaşan kimse. 2. Süt mavisi. |
Türkçe |
| Çakmur |
1. Yarı uykulu bakış. 2. Sert taş. 3. Pinti. |
Türkçe |
| Çalap |
1. Tanrı. 2. Ateş. -İsim olarak kullanılmaz. |
Türkçe |
| Çalapkulu |
Tanrı kuluAbdullah. |
Türkçe |
| Çalapöver |
Tanrı'nın övgüsüne mazhar olmuş kişi. |
Türkçe |
| Çalgan |
Yatağı taşlık olan ve gürültüyle akan su. |
Türkçe |
| Calib |
Çekici, celbedici, cazib. |
Arapça |
| Çalkın |
Alev. |
Türkçe |
| Calp |
Güçlü, kuvvetli, gayretli. |
Arapça |
| Calut |
Calut, Ad ve Semud kavimlerinin soyundandır. Hz. İsmail'den evvel bir müddet Beni İsr |
Arapça |
| Cami |
1. Derleyen, toplayan. 2. İçine alan. 3. Cuma namazı kılınan mescid. 4. En az sekiz b |
Arapça |
| Can |
1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sev |
Farsça |
| Canalp |
Özünde yiğitlik, güçlülük olan kimse. Cana yakın yiğit. |
Türkçe |
| Canaydın |
Özü temiz, aydınlık ruhlu kimse. |
Türkçe |
| Canbek |
1. Özü pek. 2. Güçlü kişilikli kimse. Canbek Giray (1568-1636): Kırım hanı. Devlet Gi |
Türkçe |
| Canberk |
Güçlü, sağlam kimse. |
Türkçe |
| Canbey |
Canım gibi sevgili. |
Türkçe |
| Canbulat |
Canbulat en-Naşirî. Mısır Memlûk sultanı. Yaşbekin kölesiydi. Yaşbek, Canbulat'ı Sult |
Türkçe |
| Candaner |
İçten, samimi, dost kimse. |
Türkçe |
| Candar |
1. Silah taşıyan, can ve dar isimlerinden müteşekkil birleşik isim. 2. Osmanlı'da, ha |
Türkçe |
| Candeğer |
Uğrunda can verilecek kadar güzel, değerli, sevilen. |
Türkçe |
| Candemir |
Özü güçlü, demir gibi sağlam kişilikli. |
Türkçe |
| Candoğan |
Cana doğan. |
Türkçe |
| Candost |
Gercek arkadaş ve dostluk |
Türkçe |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Caner |
Delikanlı, genç, dinamik. Can ve er kelimelerinden birleşik isim. |
Türkçe |
| Canfer |
1. Aydın bilgili. 2. Güçlü saygın. |
Farsça |
| Cangiray |
(bkz. Giray). |
Türkçe |
| Cangün |
Doğduğu gün çok sevinilen kimse. |
Türkçe |
| Cangür |
Canlı, neşeli kimse. |
Türkçe |
| Cankan |
Soyu temiz, asil kimse. |
Türkçe |
| Cankat |
Yaşamına can ekle, sevinçle dolu |
Türkçe |
| Cankut |
1. Kişinin mutluluğu talihi, şansı, uğuru. 2. Mutlu talihli kimse. |
Türkçe |
| Canol |
Canım ol, can gibi içten ol. |
Türkçe |
| Cansal |
(bkz. Can). -Can ve sal kelimelerinden birleşik isim. |
Türkçe |
| Cansoy |
Asil, soylu, cana yakın. |
Türkçe |
| Cantekin |
Tek can, eşsiz can. |
Türkçe |
| Cantez |
Tez canlı, aceleci. |
Türkçe |
| Cantürk |
İyi hasletlere sahip Türk. |
Türkçe |
| Canver |
Canlı, haşere. |
Türkçe |
| Çapan |
Tatar, ulak, postacı. |
Türkçe |
| Carullah |
Allah'a yakın. Allah dostu. Carullah Zemahşeri: Müfessir, alim. |
Arapça |
| Çavaş |
1. Güneş. Güneşli yer. 2. Güney. |
Türkçe |
| Cavid |
Baki, daimi, ebedi. |
Farsça |
| Cavit |
(bkz. Cavid). |
Farsça |
| Çavuş |
Askerde bir rütbe |
Türkçe |
| Cazim |
1. Kesin. 2. Kesin kararlı. Cazim Mehmed: Türk şair (1725). |
Arapça |
| Cebbar |
1. Cebreden, zorlayıcı. 2. Kuvvet, kudret sahibi Allah, Allahın isimlerinden. 3. Bece |
Arapça |
| Cebe |
1. Zırh. 2. Osmanlıda silah ihtiyacını karşılayan aracın adı. Cebeci ocağı, Yeniçeri |
Arapça |
| Cebel |
1. Dağ. 2. Tarıma elverişsiz arazi. |
Arapça |
| Ceberut |
İbranice "kudret" anlamına gelmektedir. Yeni Eflatuncu filozoflar ile işraki felsefes |
İbranice |
| Cebir |
1. Zorlamak. 2. Düzeltme, onarma. 3. Kırık veya çıkık bir kemiği yerleştirip sarmak. |
Arapça |
| Cebrail |
1. Peygamberlere vahiy getiren dört büyük melekten biri. 2. Cibril, İbranice Allahın |
Arapça |
| Cedis |
Arabistanın yerli kabilelerinden birinin adı. |
Arapça |
| Cehdi |
Uğraşan, çalışan. Çaba ve gayret gösteren. |
Arapça |
| Cehid |
Çalışma, çabalama, uğraşma. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. |
Arapça |
| Cehm |
Cehm b. Safvan: İslam kelamcısı. Mürcie ve Mutezile kelamından kendisine ait inanç ka |
Arapça |
| Celadet |
1. Gözüpeklik. 2. Yiğitlik. 3. Kahramanlık. |
Arapça |
| Celal |
1. Büyüklük, ululuk azamet. 2. Hiddet, öfke. 3. Allah'ın "Kahhar, cebbar, mütekebbir" |
Arapça |
| Celaleddin |
1. Dini savunan. 2. Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümda |
Arapça |
| Celalettin |
Büyüklük ululuk, hışım |
Arapça |
| Celasun |
1. Kahraman, cesur, atak, delikanlı, yiğit. 2. Genç sağlıklı, gürbüz. |
Türkçe |
| Celayir |
Moğol kavminin bir kolu olup birçok kabileyi bünyesinde toplamıştır. Celayirliler dev |
Türkçe |
| Çelebi |
1. Efendi, nazik ve kibar. 2. Şehir terbiyesi almış okuryazar kimse. 3. Osmanlı devle |
Türkçe |
| Çelen |
1. Yakışıklı delikanlı. 2. Tepelerin kar tutmayan kuytu yeri. 3. Açıkgöz, becerikli, |
Türkçe |
| Çelik |
1. Su verilip sertleştirilen demir. 2. Çok güçlü kuvvetli. 3. Kısa kesilmiş dal. |
Türkçe |
| Çelikel |
Çelik gibi güçlü el. |
Türkçe |
| Çeliker |
Çelik gibi güçlü kimse. |
Türkçe |
| Çelikhan |
Güçlü hakan, yönetici. |
Türkçe |
| Çelikkan |
Güçlü soydan gelen kimse. |
Türkçe |
| Çeliköz |
(bkz. Çelik). |
Türkçe |
| Çeliksu |
(bkz. Çelik). |
Türkçe |
| Çelikyay |
Güçlü, kuvvetli. |
Türkçe |
| Celil |
1. Büyük, ulu. (bkz. Celal). Allah için sıfat olarak kullanılır. 2. Osmanlı devletind |
Arapça |
| Celvet |
1. Yerini yurdunu terk etmek. 2. Tasavvufta, kulun, Allanın sıfatlarıyla halvetten çı |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Cem |
1. Toplama, biraraya getirme, yığma. 2. Hükümdar, şah. 3. Süleyman Peygamberin lakabı |
Arapça |
| Cemal |
Yüz güzelliği, zahiri ve batıni güzellik. Allah'ın rahmetle tecellisi. Allah'ın lütuf |
Arapça |
| Cemalettin |
Güzellik taşıyan |
Arapça |
| Cemali |
Allah’ın, güzellik, ikram, ihsan, ince sanat gibi mânâları ihtivâ eden sıfatlar |
Osmanlıca |
| Cemalleddin |
1. Dinin cemali, parlak yüzü. Daha çok şeref unvanı olarak kullanılmıştır. el-Cevad e |
Arapça |
| Cemalullah |
Allah'ın lütfü, bağışı. |
Arapça |
| Cemhan |
Hükümdarlar hükümdarı, Büyük İskender’in lakabı |
Türkçe |
| Cemil |
1. Güzel erkek. 2. İyilikle anma. 3. Eskiden okullarda verilen başan kağıdı. |
Arapça |
| Cemşasb |
1. Hz. Süleyman. 2. Cemşid'in oğlu. |
Farsça |
| Cemşid |
Cemşasb'ın babası. |
Farsça |
| Cenab |
"Yan"manasına gelir. Şeref, onur ve büyüklük terimi olarak kullanılır. Hazret, Cenab- |
Arapça |
| Cenap |
Manevi büyüklük / Onur |
Arapça |
| Cengaver |
Savaşçı, silahşor. Savaşı seven, savaşkan, dövüşken. |
Farsça |
| Cengel |
Orman. |
Farsça |
| Cenger |
(bkz. Cengaver). |
Farsça |
| Cengiz |
Cengiz Han. Moğol İmparatorluğu'nun kurucusu, asıl adı Timuçin'dir. Moğolcada Çing sı |
Türkçe |
| Cenk |
Harp, savaş, kavga. İsim olarak kullanılması uygun değildir. Hz. Peygamberin değiştir |
Farsça |
| Cenker |
İyi savaşan, savaşçı. |
Farsça-Türkçe |
| Cenkeri |
Savaş askeri, savaş için yaratılmış olan. "savaşçı" |
Türkçe |
| Cenktuğ |
Cenk ve tuğ kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir isimdir. |
Türkçe |
| Çerağ |
1. Yağ kandili, lamba, mum. 2. Atın şaha kalkması. 3. Çırak edilme. 4. Bir memuriyete |
Farsça |
| Cercis |
Erguvan çiçeğinin latince de ki adı. |
Latince |
| Çeri |
Asker, savaşçı. |
Türkçe |
| Cerir |
İp, halat. Yular anlamında. Sahabeden bu ismi taşıyanlar vardır. |
Arapça |
| Cerit |
1. Verimsiz çorak yer. 2. Bekar. |
Arapça |
| Çerme |
1. Çay kıyılarında sulu ve yeşil yer. 2. Akarsuların topraktan çıkan sızıntısı. 3. Ka |
Türkçe |
| Cesim |
İri, büyük, kocaman, ulu, mühim. |
Arapça |
| Cesimi |
İri, büyük. |
Arapça |
| Cesur |
Cesaretli, yürekli, yiğit, gözüpek, atılgan. |
Arapça |
| Çetin |
1. Sert, işlenmesi, elde edilmesi, çözümü zor, sarp, müşkil. 2. İnatçı, azimli, şedid |
Türkçe |
| Çetinalp |
(bkz. Alp). |
Türkçe |
| Çetinay |
(bkz. Çetin). |
Türkçe |
| Çetinel |
(bkz. Çetin). |
Türkçe |
| Çetiner |
(bkz. Çetin). |
Türkçe |
| Çetinöz |
(bkz. Çetin). |
Türkçe |
| Çetinsoy |
(bkz. Çetin). |
Türkçe |
| Çetinsu |
(bkz. Çetin). |
Türkçe |
| Cevad |
1. Cömert, eli açık. 2. İhsan eden. Dil kurumuna uygun olarak "d/t" ye dönüştürülür. |
Arapça |
| Cevan |
Genç, taze, delikanlı. Cüvan şeklinde kullanılabilir, (bkz. Civan). |
Farsça |
| Cevat |
İyilik, güzellik, olgunluk, kusursuzluk |
Bilinmiyor |
| Cevdet |
1. İyilik, güzellik. 2. Olgunluk. 3. Büyüklük. 4. Tazelik. 5. Kusursuzluk. Cevdet Paş |
Arapça |
| Çevik |
Çabuk davranan, hızlı ve hareketli. |
Türkçe |
| Çevikcan |
(bkz. Çevik). |
Türkçe |
| Çevrim |
1. Sınır. 2. Girdap. 3. Sürekli ve düzenli değişme. |
Türkçe |
| Cevza |
Güneşin Mayıs ayında girdiği ikizler burcu. Ebced. |
Arapça |
| Ceyhun |
1. Orta Asya'da Amu-Derya'ya Arap ve Farslıların vermiş olduğu ad. 2. Tevrat'a göre c |
Türkçe |
| Ceykan |
Anlamı yada doğruluğu konusunda bilgi sahibi olan ziyaretçilerimiz bize ulaşabilirler |
Bilinmiyor |
| Ceza |
Karşılık, mukabil, ivaz. |
Türkçe |
| Cezmi |
1. Cezm ile ilgili. 2. Kat-i karar ve niyete ait. 3. Kesmek. |
Arapça |
| Cezri |
Kökle ilgili, kökten. |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Cezzar |
Deve kasabı. -Daha çok lakab olarak kullanılır. Cezzar Ahmet Pasa (?-Akka 1804). Osma |
Arapça |
| Çıdam |
Sabır, tahammül. |
Türkçe |
| Çığ |
Karın rüzgarla yere düşmesi |
Türkçe |
| Cihad |
1. Din uğrunda düşmanla savaşma. 2. İslam uğrunda çalışma. Cihad müslümanlara farz kı |
Arapça |
| Cihandar Şah |
Delhi, Türk-Hind İmparatorları'nın 13.'sû olup Şah Alem Bahadır'ın büyük oğludur. |
Farsça |
| Cihaner |
Dünyaya bedel kişi, yiğit. |
Farsça |
| Cihangir |
Dünyaya egemen olan, dünyayı zabteden kimse. Fatih. Osmanlı şehzadelerinin ortak adıd |
Farsça |
| Cihanmert |
(bkz. Cihaner). |
Farsça |
| Cihanşah |
Cihan'ın şah'ı. Kara-Koyunlu padişahlarından Timur'un ölümünden sonra kaybedilen yerl |
Farsça |
| Cihat |
Din uğruna savaşmak |
Arapça |
| Cilasun |
Babayiğit, boylu, boslu, delikanlı, gürbüz. |
Türkçe |
| Çiltay |
Üzerinde benekler bulunan tay. |
Türkçe |
| Çınar |
Çınar ağacı. |
Farsça |
| Çiner |
(bkz. Çinel). |
Türkçe |
| Çintar |
Sabah vakti. |
Türkçe |
| Çintay |
Soylu at. |
Türkçe |
| Cinuçen |
Üstün, galip, zafer kazanmış. |
Türkçe |
| Çinuçin |
Üstün, galip, zafer kazanmış. |
Türkçe |
| Çitra |
Afganistan'da bir kabile. Büyük ekseriyetle ari ırktan olup narin yapılı, güzel gözlü |
Farsça |
| Civan |
Genç, delikanlı, yakışıklı. (bkz. Cevan, cuvan). |
Farsça |
| Civanbaht |
Mutlu, şanslı (kimse). |
Farsça |
| Civanmert |
Cömert, eli açık genç, delikanlı. |
Farsça |
| Çoğa |
Çocuk, yavru. |
Türkçe |
| Çoğahan |
(bkz. Çoğa). |
Türkçe |
| Çoğan |
Kökü ve dalları sabun gibi köpüren bitki, çöven. |
Türkçe |
| Çoğaş |
Güneş. |
Türkçe |
| Çokay |
1. Köy zengini, çiftlik sahibi. 2. Eşkıya. |
Türkçe |
| Çokman |
Topuz, gürz. |
Türkçe |
| Cömert |
1. Elinde olanı harcayan, eli açık. 2. Başkalarına yardımdan kaçınmayan. |
Türkçe |
| Coşan |
Coşku duyan, heyecanlı (kimse). |
Türkçe |
| Coşar |
(bkz. Coşan). |
Türkçe |
| Coşkun |
1. Coşmuş, galeyana gelmiş. 2. Duyarlı, aşın hareketli. |
Türkçe |
| Coşkuner |
Coşan kimse. |
Türkçe |
| Coşkunsu |
Sel, gürültüyle akan su. |
Türkçe |
| Cübeyr |
Küçük kahraman, küçük yiğit. Sahabe isimlerindendir. |
Arapça |
| Cudi |
l. Cömert, eli açık. 2. İyilik severlikle ilgili.Dicle nehri kıyısında bir dağ. Nuh'u |
Arapça |
| Cüheyne |
Ünlü bir Arap kabilesidir. Kızıldeniz-Vadi'l-Kura arasında yaşamaktadırlar. |
Arapça |
| Cuma |
1. Haftanın beşinci günü. 2. Müslümanların ibadet ve Bayram günü. 3. Cuma günü kılına |
Arapça |
| Cumali |
Cuma günü doğan. |
Türkçe |
| Cumhur |
1. Halk, ahali. 2. Kalabalık, başıboş kalabalık. 3. Takım, heyet. Tekke musikisinde k |
Arapça |
| Cüneyd |
1. Küçük asker, askercik. Cüneyd-i Bağdadi: Ünlü mutasavvıf. |
Arapça |
| Cüneyt |
Büyük bir mutasavvuf |
Arapça |
| Cüreyc |
Kuvvet |
Boşnak |
| Dadaş |
1. Erkek kardeş. 2. Delikanlı, babayiğit. |
Türkçe |
| Dafi |
l. Defeden, gideren. 2. Savan, savuşturan, iten. |
Arapça |
| Dağaşan |
Dağaşan. |
Türkçe |
| Dağdelen |
(bkz. Dağaşan). |
Türkçe |
| Dağhan |
Eski Türklerde dağ tanrısı. İsim olarak kullanılmaz. |
Türkçe |
| Dağıstan |
Halkının kökü türk olan bir kuzey kafkasya ülkesi. |
Türkçe |
| Dağtekin |
(bkz. Dağaşan). |
Türkçe |
|
|
|