| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Cabiye |
1. Hazine (bkz. Semahat). 2. Şam'ın güneybatısında, Çavlan'da bir yer. 3. Havuz. |
Arapça |
| Çağıl |
Çağlayan suyun sesin |
Türkçe |
| Çağla |
Olgunlaşmamış meyve, bazı meyvelerin olgunlaşmadan, henüz yeşilken yenen hali. |
Türkçe |
| Cahide |
(bkz. Cahid). |
Türkçe |
| Caize |
1. Armağan, hediye. 2. Yol yiyeceği, azık. 3. Eski şairlere yazdıkları methiyeler içi |
Arapça |
| Çakıl |
Deniz kıyılarında veya derelerde suyun aşındırması ile sivrilikleri kaybolmuş, toparl |
Türkçe |
| Calibe |
Kendine çeken, celbeden, çekici. |
Arapça |
| Canan |
Sevgili, gönül verilmiş, sevilen kadın. |
Farsça |
| Candan |
1. Samimi, içten, kalbi. 2. Yakınlık belirten davranış. |
Türkçe |
| Canela |
Gözlerinin güzelliğinden içtenliği okunan |
Türkçe |
| Canfeza |
Can artıran, cana can katan. |
Farsça |
| Cangül |
1. Gül gibi canlı. 2. Güzel, temiz kimse. |
Türkçe |
| Canipek |
– Yumuşak huylu (kimse). |
Türkçe |
| Cannur |
Özü aydınlık, nurlu kimse. |
Türkçe |
| Canruba |
Gönül alan, sevgili. |
Farsça |
| Cansel |
Hayat veren su. Can ve sel kelimelerinden birleşik isim. |
Türkçe |
| Canses |
(bkz. Canser). |
Türkçe |
| Canset |
Küçük kraliçe, prenses. |
Türkçe |
| Cansev |
Sevecen sıcak kanlı. |
Türkçe |
| Cansever |
(bkz. Cansın). |
Türkçe |
| Cansın |
Canım gibisin, canımsın. |
Türkçe |
| Cansu |
1. Hayat veren su, tazelik. 2. Sevgili, sevimli. |
Türkçe |
| Cavidan |
Daimi kalacak olan, sonrasız, ebedi. |
Farsça |
| Cavide |
(bkz. Cavidan). |
Farsça |
| Cebire |
(bkz. Cebir). |
Arapça |
| Çelgin |
Yaralanarak kaçan av hayvanı. |
Türkçe |
| Celile |
(bkz. Celil). |
Arapça |
| Çeman |
1. Salına salına yürüyen. 2. Nazlı sevgili. |
Farsça |
| Cemanur |
Yüz Nuru/ Güzellik Nuru |
Arapça |
| Çemenzar |
Otlak. Çimenlik. |
Farsça |
| Cemile |
1. Güzel kadın. 2. Gönül almak amacıyla yapılan davranış. 3. İlk Emevi devrinde yaşam |
Arapça |
| Ceminur |
Işık, nur topluluğu, çok nurlu, aydınlık kimse. |
Arapça |
| Cemre |
1. Ateş. 2. Kor halinde ateş. 3. Şubat ayında azar azar artan sıcaklık. 4. Hacıların |
Arapça |
| Cemresu |
Cemre ve Su kelimelerinin birleşiminden meydana gelen bir isim. Bknz. Cemre |
Türkçe |
| Cenan |
Kalb, yürek, gönül. |
Arapça |
| Cennet |
1. Uçmak. 2. Bahçe. 3. Çok ferah ve havadar yer. 4. Firdevs. Allah'ın insanlara müjde |
Arapça |
| Ceren |
Halk ağzında "ceylan" anlamına gelir. |
Türkçe |
| Çeşmiahu |
Ahu gözlü kadın, ceylan gözlü güzel. |
Farsça |
| Çeşminaz |
1. Süzerek bakma, bakış. 2. Nazlı nazlı bakan göz. 3. Güzel gözlü sevgili. |
Farsça |
| Cevale |
Cevval yada cevahir anlamında |
Bilinmiyor |
| Cevhere |
(bkz. Cevher). Hicri 5. asırda Bağdat'ta yaşamış meşhur bir İslam hanımı. |
Arapça |
| Cevriye |
1. Haksızlık. 2. Eza, cefa, eziyet, gadir, zulüm, sitem. |
Arapça |
| Ceyda |
Uzun boyunlu ve güzel. |
Arapça |
| Ceydahan |
(bkz. Ceyda) |
Türkçe |
| Ceyla |
İnsanlığa atfedilmiş, bağışlanmış. |
Farsça |
| Ceylan |
Hızlı koşan, biçimli bacakları olan ve güzel gözleriyle tanınan bir gazel cinsi. |
Türkçe |
| Ceylin |
Cennetin kapısı , cennete açılan kapı |
Farsça |
| Ceylinay |
Ceylin cennetin kapısı, cennete açılan kapı Ay yılın 12 bölümünden biri. Dünya ’ |
Türkçe |
| Ceylinaz |
Cennetin kapısındaki görevli melek |
Arapça |
| Ceysu |
Su gibi berrak olan |
Bilinmiyor |