|
Bu Haber 02.01.2010 12:42:58
Eklenmiştir. 2745 Kez Okunmuştur. |
|
A - B Harfleri İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları
|
BU HABERİ
BEĞEN VE
PAYLAŞ
|
|
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Abade |
Şen |
Farsça |
| Abbase |
(bkz. Abbas). Ahmed b. Hanbel'in hanımının ismi. Hz. Abbas'a mensup olan. |
Arapça |
| Abd |
Köle, hizmetçi, itaat edici. Kul. Sonuna Allah'ın isimleri getirilince bazı isimler m |
Arapça |
| Abdar |
1. Sulu, taze. 2. Parlak. 3. Sağlam vücutlu. 4. Nükteli. 5. Zarif, güzel, hoş. 6. Su |
Farsça |
| Abendam |
Güzel vücutlu, güzellik. |
Farsça |
| Abşar |
Şelale. |
Arapça |
| Açangül |
(bkz. Gül). |
Türkçe |
| Açe |
Sumatra adasının en kuzey kısmı. Önceleri burada Açe İslam devleti hüküm sürerdi. Şim |
Türkçe |
| Açelya |
Kokusuz, fundagillerden çeşitli renklerde çiçekler açan bir bitki. |
Yunanca |
| Acer |
Hz. İsmail (a.s.)'in annesi (bkz. Hacer). |
Arapça |
| Açıl |
Açılmak eyleminden emir; serpil |
Türkçe |
| Açılay |
Ayın dolunay halinde olmaya başlaması |
Türkçe |
| Aden |
Cennet Bahçesi |
Arapça |
| Adeviye |
1. İyilik, yardımseverlik. 2. Ünlü hanım mutasav-vıfe. |
Arapça |
| Adile |
1. Doğruluk gösteren. 2. DoğruHer işinde adalet, doğruluk bulunan hükümet. 3. Adile S |
Arapça |
| Adina |
Güzel, şirin, sevimli Bu ismin anlamının yanlış olduğunu düşünüyorsanız, bize ulaşab |
Farsça |
| Adlina |
Adil anlamındadır. Anlamının yanlış yada eksik olduğunu düşünen ziyaretçilerimiz b |
Çerkez |
| Adniye |
(bkz. Adni). |
Arapça |
| Afafet |
1. Afıflik, temizlik, temiz olan. 2. Fenalıktan, günah işlemekten kaçınma. 3. Namuslu |
Arapça |
| Afet |
1. Büyük felaket, bela, musibet. 2. Çok güzel kadın, dilber |
Arapça |
| Afif |
1. İffetli, namuslu, ırz ve namus sahibi kadın. 2. Doğru, haramdan sakınan, yolsuzluğ |
Arapça |
| Afife |
. (bkz. Afif). IV. Mehmed'in hanımı. |
Arapça |
| Afitab |
l. Güneş, gün ışığı. 2. Çok güzel, dilber, parlak yüz. |
Farsça |
| Afitap |
Güneş / Çok güzel / Güzel yüz |
Farsça |
| Afra |
1. Ayın onüçüncü gecesi. 2. Beyaz toprak. Afra binti Ubeyde: Sahabe hanımlardan. |
Arapça |
| Afraze |
1. Nur, aydınlık, ışık 2. Kandil fitili. |
Farsça |
| Aftabe |
1. Su kabı. 2. Güneş biçiminde yapılan mücevher. |
Farsça |
| Ağan |
Akanyıldız, ağma |
Türkçe |
| Ağca |
Beyaz tenli kadın. |
Türkçe |
| Ağgül |
Beyaz gül, ak gül. |
Türkçe |
| Ağustos |
Ağustos, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 8. ayı olup 31 gün çeker. Türkçe’ |
Latince |
| Ahenk |
1. Uygun, uyum düzen, armoni. 2. Renkler arasında uygunluk. Sesler arasında uygunluk, |
Farsça |
| Ahla |
Çok tatı. Pek şirin. |
Arapça |
| Ahlal |
Candan dost ,sevgili anlamına geliyor ikinci a ince söyleniyor duyan bayılıyor. |
Arapça |
| Ahra |
Daha layık, münasip, uygun |
Arapça |
| Ahter |
Yıldız. |
Farsça |
| Ahu |
1. Ceylan, karaca, gazal. 2. Güzel, ince alımlı kadın. 3. Gözleri ceylan gözüne benze |
Farsça |
| Aişe |
1. Yaşayan, zenginlik ve bolluk gören. Yaşayış. Aişe binti Ebu Bekir. Peygamberimiz ( |
Arapça |
| Ajda |
1. Filiz sürgün. 2. Çentik çentik olan şey |
Türkçe |
| Akanay |
Yıldız kümesi. |
Türkçe |
| Akasma |
Beyaz, mavi, morumsu, pembe çiçek veren yabani, tırmanıcı bir bitki. |
Türkçe |
| Akasya |
Küçük sıra yapraklı, gölgeli küçük cinsleri süs için yetiştirilen baklagillerden bir |
Yunanca |
| Akça |
1. Oldukça ak, beyazca. 2. Eskiden kullanılan küçük gümüş para, nakit. 3. Temiz, saf, |
Türkçe |
| Akçakiraz |
Bir kiraz çeşidi. |
Türkçe |
| Akçan |
Temiz, dürüst kimse |
Türkçe |
| Akçiçek |
Beyaz çiçekDaha çok örfte kullanılır. |
Türkçe |
| Akda |
Himaye altında olan cariye, kadın, köle. |
Arapça |
| Akdora |
Doruğu bulutlu dağ. |
Bilinmiyor |
| Akgül |
Beyaz gül. |
Türkçe |
| Akife |
1. Bir şey üzerinde azimle duran, sebatlı, kararlı. 2. İbadet eden hanım. |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Akile |
(bkz. Akil) |
Arapça |
| Akipek |
İpek gibi kadın. |
Türkçe |
| Akis |
1. Yankı. 2. Işığın veya bir şeklin bir satha çarpıp orada görünmesi, yansı. 3. Zıt, |
Arapça |
| Akkız |
Beyaz kadın. |
Arapça |
| Akkor |
Işık saçacak aklığa varıncaya kadar ısıtılmış olan. |
Türkçe |
| Akmar |
Aylar, yıldızlar. |
Arapça |
| Akmer |
Ay gibi beyaz (yüz) |
Arapça |
| Aknur |
Beyaz nur. |
Türkçe-Arapça |
| Akpınar |
(bkz. Pınar) |
Türkçe |
| Aksa |
En uzak. En son. Kusvâ. Nihayet. Irak |
Arapça |
| Aksen |
Sen aksın, temizsin, doğru ve namuslusun. |
Türkçe |
| Aksevil |
(bkz. Sevil). |
Türkçe |
| Aksu |
1. Temiz, pırıl pırıl su gibi. 2. Nehir |
Türkçe |
| Aksuna |
-Ak renkli yaban ördeği. |
Türkçe |
| Alagün |
Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava. |
Türkçe |
| Alamet |
1. İşaret, iz, nişan. 2. Remiz, sembol. 3. Belirti, emare. 4. Çok iri, şaşılacak büyü |
Arapça |
| Alangoya |
1. Altın geyik. 2. Ünlü Moğol destanının kutsal sayılan kadın kahramanı. |
Moğolca |
| Alanur |
(bkz. Nur). |
Arapça |
| Alapınar |
(bkz. Pınar). |
Türkçe |
| Alara |
Al + ara. Al=Kırmızı, ara=bezeyen, süsleyen , Kırmızı süs anlamında bir tamlama |
Bilinmiyor |
| Alarcın |
Güzelliğini ateşin kırmızılığından alan |
Bilinmiyor |
| Alba |
Şafak, şafak vakti; tan, ortaya çıkma. (İtalyanca) Beyaz, ak, solgun, temiz, masum ( |
İtalyanca |
| Albina |
Kafkaslarda bir nehir. |
Çerkes |
| Alcan |
Can alıcı güzel. Can alan, cesur, yürekli. |
Türkçe |
| Alçin |
Kırmızı renkli küçük bir kuş türü |
Bilinmiyor |
| Aldeniz |
Kırmızı deniz, Türkler için özgürlük.. |
Türkçe |
| Aleda |
Nazli, kaprisli. |
Bilinmiyor |
| Alev |
1. Ateşten ve yanıcı cisimlerden çıkan parlak, çeşitli şekillere giren gazlardan meyd |
Türkçe |
| Aleyna |
1.Bizim üzerimize, bizim hakkımızda. Bize.(Kaynak : Osmanlıca sözlük)2.Esenlik ve güz |
Bilinmiyor |
| Algı |
1 . Kazanç, alacak. 2 . Rüşvet. 3 . Vergi. 4 . Bir şeye dikkati yönelterek, |
Türkçe |
| Algül |
Kırmızı gül. |
Türkçe |
| Algun |
1. Aklı alınmış. 2. Al renginde, koyu ve parlak pembe. 3. Tümsek, tepe. |
Farsça |
| Algune |
1. Serap. 2. Allık. |
Farsça |
| Alika |
1. Ozgur; 2. Asil,soylu; 3. Guzel genc kiz. |
Arapça |
| Alime |
(bkz. Alim). |
Arapça |
| Alinda |
Batı Anadolu ’da bir antik kent ismidir. |
Latince |
| Alisa |
asil,soylu |
Bilinmiyor |
| Alize |
Tropikal bölge denizlerinde sürekli olarak esen rüzgârın adı. |
Fransızca |
| Almaz |
Elmas demektir. |
Azerice |
| Almila |
Elma gibi kırmızı yanaklı güzel |
Bilinmiyor |
| Almina |
Al elma |
Bilinmiyor |
| Almira |
ay tutulması sırasında ayın çevresinde görünen kızıllık |
Bilinmiyor |
| Alpnur |
(bkz. Alp). |
Türkçe |
| Altın |
1. Parlak, san renkte, paslanmayan, kolay işlenebilen, ziynet eşyası olarak da kullan |
Türkçe |
| Altınbaşak |
Değerli kimse. |
Türkçe |
| Altınbike |
(bkz. Altınbaşak). |
Türkçe |
| Altınışın |
Işığın en güçlü anı. |
Türkçe |
| Altıniz |
(bkz. Altınışık). |
Türkçe |
| Altıntaç |
Altından taç. |
Türkçe |
| Altun |
Değerli bir metal (Paslanmayan, en iyi iletken) |
Türkçe |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Amine |
Gönlü emin, kalbinde korku olmayan. Peygamber'in (s.a.s) annesinin adı. (bkz. Emine). |
Arapça |
| Amire |
(bkz. Amir). |
Arapça |
| Amre |
(bkz. Amr). |
Arapça |
| Anatolya |
anadolu |
Türkçe |
| Anber |
1. Ada balığının bağırsaklarında toplanan yumuşak, yapışkan ve misk gibi kokan, kül r |
Arapça |
| Andaç |
Bir kimseyi hatırlamak için saklanan şey, hatıra |
Türkçe |
| Anife |
(bkz. Anif). |
Arapça |
| Anıl |
1. Anılmak eylemi. 2. Meşhur, ünlü. 3. Hatırlanan. |
Türkçe |
| Anise |
Cana yakın kız veya kadın. |
Arapça |
| Aram |
1. Dinlenme, sükun, karar. 2. Rahat, huzur, istirahat. 3. Oturma, eğlenme, ikamet etm |
Farsça |
| Aramcan |
-1. Gönül rahatı. 2. Sevgili, sevilen güzel. |
Farsça |
| Arca |
-1. Temiz, namuslu. 2. Aksak, topal. |
Arapça |
| Arefe |
1. Arife, dini bayramlardan bir evvelki gün. 2. Bir önceki gün. |
Arapça |
| Arife |
Bilgi ve irfan sahibi kadın. Uyanık, ince ruhlu, latif. |
Arapça |
| Armina |
Emine, korkusuz, yürekli. Anlamlarını taşımaktadır. |
Arapça |
| Armine |
İbranice isim. (bkz. Emine). |
İbranice |
| Arnisa |
Çok namuslu kadın. |
Arapça |
| Arrafe |
(bkz. Arraf). |
Arapça |
| Arüsek |
1. Gelin, küçük gelin. 2. Bebek gibi güzel kız. 3. İşlemecilikte kullanılan yeşil par |
Farsça |
| Arzu |
1. İstek, bahşiş. 2. Emel, heves, meyl. 3. Özlemek, müştak olmak. "Arzum" olarak da k |
Arapça |
| Arzum |
Çok istenilen amaç |
Türkçe |
| Arzuman |
(bkz. Arzu). |
Arapça |
| Asayra |
Hayat veren |
Arapca |
| Aşden |
Aşkın en güzel hali |
Bulgar |
| Asel |
Cennetteki dört ırmaktan biri. bal ırmağı |
Arapça |
| Asena |
Asena Türk mitolojisinde önemli bir rol oynayan efsanevi bir dişi kurttur. Eski Türkl |
Türkçe |
| Asenay |
Asena ve ay kelimelerinden türetilmiş bir isimdir. |
Çerkezce |
| Asıfe |
Şiddetle esen rüzgar. Kur'an'da Yunus 22, İbrahim 18 ve En'am suresi 81. ayetlerde ge |
Arapça |
| Asilay |
Üstün, soylu, ay gibi asil. |
Türkçe |
| Asıma |
(bkz. Asım). |
Arapça |
| Aşina |
1. Bildik, dost, arkadaş, tanıdık, aşna: 2. Sıfat Bilinen, tanıdık olan. |
Farsça |
| Aşire |
1. Onuncu. Tâsia’nın altmışta biri. Anlamının yanlış yada eksik olduğunu düş |
Bilinmiyor |
| Asiye |
1. Sütun, direk, kolon. 2. Mersingiller, mersin ağacı türünden ağaçlar. 3. İsyan eden |
Arapça |
| Aşkınay |
(bkz. Aşkın). |
Türkçe |
| Aslı |
1. Asıl, tek, dip, kütük, temel, esas, kaide, kural, hakikat. 2. Soy, sop, nesep. 3. |
Arapça |
| Aslıhan |
Aslı ve Han kelimelerinden türetilmiş birleşik bir isimdir. Kerem ile Aslı hikayesini |
Arapça-Türkçe |
| Aslin |
Eski ermenilerdeki bir kraliçenin adı |
Ermenice |
| Aslınur |
Asıl nur (gerçeği nur olan). |
Arapça |
| Aslışah |
Soyu şah |
Arapça |
| Aspurçe |
Küçük çiçeğim Orhan gazinin eşinin ismi |
Osmanlıca |
| Asu |
1.Afacan 2. Isyan eden |
Türkçe |
| Asude |
1. Rahatlamış, sükuna ermiş, keder ve sıkıntıdan uzak, müsterih. 2. Sakin, sessiz. |
Farsça |
| Asuela |
Asu ve ela kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir. |
Türkçe |
| Asya |
Dünyadaki kıtaların en büyüğü. |
Türkçe |
| Atıfa |
(bkz. Atıf). |
Arapça |
| Atıfet |
1. Birine iyi niyet ve sevgi ile yönelme, teveccüh, meyi. 2. Karşılık beklemeden göst |
Arapça |
| Atike |
(bkz. Atik). Atike: Kureyş kabilesinden Zeyd b. Amr'ın kızıdır. Hicretten önce İslami |
Arapça |
| Atiye |
1. Bağış, bahşiş, ihsan. Hediye. 2. Gelecek, istikbal. |
Arapça |
| Atsan |
Susuz, susamış, teşne. |
Arapça |
| Atufet |
Şefkat, merhamet. |
Arapça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Atyeb |
Çok güzel, pek güzel. |
Arapça |
| Avesta |
Zerdüşt dinine ait ilk kanun içerikli dini kitap. |
Zerdüşt |
| Avniye |
1. Yeniçeriler tarafından ve daha sonra Sultan Mecid ve Sultan Aziz zamanlarında giyi |
Arapça |
| Avşar |
Oğuzların önemli bir kolu. Büyük Selçuklu Devleti'nin kurulması ve yakındoğunun Türkl |
Türkçe |
| Ayanfer |
Gözün ışığı, nuru. |
Arapça |
| Ayasun |
(bkz. Aysun). |
Türkçe |
| Aybel |
Ay gibi dikkat çeken, aya benzeyen güzelliğiyle farkedilen, seçilen |
Bilinmiyor |
| Aybelen |
Ay ve belen’in birleşiminden oluşmuştur. Belen anlamı : 1. dağ beli, dağın aşıl |
Türkçe |
| Ayben |
Ay benizli. |
Türkçe |
| Aybeniz |
Güzel yüzlü. |
Türkçe |
| Aybike |
(bkz. Ayben). |
Türkçe |
| Aybiken |
Eski Türk hükümdarlarından birinin hanımının ismi. |
Türkçe |
| Aybüke |
ay ışığı,ay gibi parlak,ay yüzlü,ay benizli,akıllı zeki. |
Türkçe |
| Ayca |
Ay gibi güzel, ışıklı, parlak. |
Türkçe |
| Aycan |
İçi aydınlık |
Türkçe |
| Ayçıl |
1. Işık saçan, sürekli parlaklık veren ay. 2. Ay gibi. |
Türkçe |
| Ayçin |
Ayçın, ay gibi, aya benzer |
Türkçe |
| Aydan |
Ay'a dahil olan. Ay gibi. |
Türkçe |
| Aydanur |
Ay'ın ışığı, aydan yayılan ışık. |
Türkçe |
| Aydil |
Ay gibi güzel temiz kalpli anlamı taşır. |
Arapça |
| Aydilek |
Ay ve dilek isimlerinden oluşmuş birleşik isim. Ay'a ait arzu, istek. |
Türkçe |
| Aydınay |
(bkz. Aydın). |
Türkçe |
| Aydoğdu |
Doğmakta olan ay. Ay doğdu Bey. Ertuğrul Gazi'nin oğlu veya torunu (1302). |
Türkçe |
| Ayfer |
1. Ayyüzlü, ay gibi güzel, parlak ışık saçan. 2. Şan, haşmet sahibi. |
Türkçe-Farsça |
| Aygen |
1. Dost, arkadaş. 2. Sevgili, yar. 3. Temiz yaratılıştı. |
Türkçe |
| Aygül |
Ay'ın gülü. |
Türkçe |
| Ayhatun |
Ay yüzlü kadın. Ay ve hatun kelimelerinden birleşik isim. |
Türkçe |
| Ayilkin |
İlk çocuklara takılan isim. |
Türkçe |
| Ayke |
Sık koruluk. |
Arapça |
| Ayla |
Ay'ın ve güneşin etrafında bazı zamanlarda görülen halka, ayla. Beyaz ışık. (bkz. Hal |
Türkçe |
| Aylin |
Ay'a ait. |
Türkçe |
| Ayliz |
1. Cennette bir bahçe 2.Ay parıltısı. |
Bilinmiyor |
| Aymina |
Anlamı ve kökeni hakkında fikir sahibi olanlar bizi bu konuda aydınlatabilirlerse çok |
Bilinmiyor |
| Aynamelek |
Melek gibi, melek görünüşlü kadın. |
Türkçe-Arapça |
| Aynıhayat |
– Hayatın gözü, hayat pınarı. |
Arapça |
| Aynur |
Ay ışığı. |
Türkçe-Arapça |
| Aypare |
Ay parçası. |
Farsça-Türkçe |
| Ayperi |
Ay yüzlü güzel, dilber. |
Türkçe-Farsça |
| Ayriz |
Ay ’ın denize ilk yansıyan ışığı. Anlamının eksik yada yanlış olduğunu düşün |
Bilinmiyor |
| Ayşe |
Yaşayan. Rahat yaşayan. (Geniş bilgi için bkz. Aişe). |
Arapça |
| Ayşegül |
Güleç, güler yüzlü |
Türkçe |
| Aysel |
1. Bol ışık saçan, ay. 2. Ay'ın en parlak zamanında doğan. |
Türkçe |
| Aysema |
Ay gözlü. |
Türkçe-Arapça |
| Aysen |
Ay gibi güzel. Parlak ve nurlu. |
Türkçe |
| Ayşenur |
Nurlu, ışıltılı hayat. |
Arapça |
| Ayser |
"Parlaklık ver, aydınlık getir" anlamına gelmektedir. |
Türkçe |
| Ayseven |
(bkz. Aysev). |
Türkçe |
| Ayşıl |
Ay gibi ışıl ışıl. Ay ve şıl kelimelerinden birleşik isim. |
Türkçe |
| Aysima |
Çehresi, yüzü ay gibi parlak, nurlu, ışıklı, kutlu, uğurlu olan. |
Bilinmiyor |
| Ayşin |
(bkz. Ayşıl). |
Türkçe |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Ayşirin |
Sevimli ay, ay gibi sevimli. Şirin. |
Türkçe |
| Aysu |
Su gibi berrak ay. |
Türkçe |
| Aysuda |
Suya yansıyan ay. |
Türkçe |
| Ayşule |
1. Ay kıvılcımı. 2. Ay ışığı. |
Türkçe-Arapça |
| Aysun |
Ay gibi ışıltılı ve güzelsin anlamında. |
Türkçe |
| Aysuna |
(bkz. Aysu). |
Türkçe |
| Aysunay |
(bkz. Aysu). |
Türkçe |
| Ayten |
1. Ay yüzlü. 2. Teni beyaz ve parlak olan. 3. Güzel vücutlu. |
Türkçe |
| Aytül |
Ay ve tül kelimelerinden oluşan birleşik isimlerden. Son zamanlarda yapılmış, uydurma |
Türkçe |
| Ayüstün |
Ay’dan üstün, yukarı, yüksek |
Türkçe |
| Ayyüksel |
Yükselen ay. |
Türkçe |
| Ayza |
Ay gibi güzel yüzlü kız |
Bilinmiyor |
| Ayzıt |
Eski türklerde güzellik, iffet, doğum tanrıçasının adı. Türk mitolojisi |
Türkçe |
| Azade |
(bkz. Azad). |
Farsça |
| Azel |
Azel ismi Tdk’ nın terimler sözlüğünden öğrendiğimiz kadarı ile "Siyasal ekonom |
Türkçe |
| Azime |
1. Kesin kararlılık, niyet, sebat. 2. Cin, yılan ve benzeri şeylerin şerrinden kurtul |
Arapça |
| Azimet |
1. Kuvvetli bir iradeye dayanan karar, yemin anlamına gelmektedir. 2. Herhangi bir ko |
Arapça |
| Azize |
(bkz. Aziz). |
Arapça |
| Azmidil |
Gönül yüceliği. |
Arapça-Farsça |
| Azmiye |
(bkz. Azmi). |
Arapça |
| Azra |
1. Bakire, kızoğlan kız. 2. Ayak değmemiş kum. 3. Delinmemiş inci. 4. Hz. Meryem'e ve |
Arapça |
| Azze |
1. Dişi ceylan yavrusu. 2. Yüce, şerefli. |
Arapça |
| Bade |
Şarap, içki. İsim olarak kullanılmaz. |
Farsça |
| Badegül |
Bade ve gül kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiş bir isimdir. Bade : Şarap, |
Farsça |
| Badem |
1. Gülgillerden ülkemizin her bölgesinde yetişen ağaç. 2. Bu ağacın yaş ve kuru yenen |
Farsça |
| Badiye |
Çöl, kır. |
Arapça |
| Bağdagül |
Değeri ölçülemeyen gül. |
Türkçe |
| Bağdat |
İrak'ın başkenti olan tarihsel kent. Bağdat Hatun: (XIV. yy.) Emir Coban'ın güzelliği |
Arapça |
| Bahanur |
Değerli Işık |
Türkçe |
| Bahar |
1. Kışla yaz arasındaki mevsim. 22 Mart'la Haziran arası, ilkyaz. 2. Güzellik, güzel. |
Farsça |
| Bahira |
1. Kulağı yarık dişi deve veya koyun. Hayvan yavru doğurduğunda veya 5 yavru dişi old |
Arapça |
| Bahire |
1. Işıklı, parlak, güzel. 2. Dikenli ağaç. 3. Açık, apaçık. 4. Çok koşan cins deve. 5 |
Arapça |
| Bahise |
Söz eden, bahseden. |
Arapça |
| Bahriye |
1. Donanmaya ait (bkz. Bahri). 2. Libya çölünde vahalar grubu, Bahriye, Mısır'ın büyü |
Arapça |
| Bahşende |
Bağışlayan, ihsan eden. Afveden. |
Osmanlıca |
| Bahtınur |
Talihli, şanslı, yazgısı parlak. |
Arapça |
| Bahtişen |
Talihi, kaderi, kısmeti şen. (bkz. İkbal). |
Arapça-Farsça |
| Bahtiser |
Talihli, şanslı, iyi yazgılı. İşleri başından beri iyi giden. |
Arapça-Farsça |
| Bakinaz |
Sürekli nazlanan, çok nazlı. |
Farsça |
| Bakiye |
Şehvetli kadın. İsim olarak kullanılmaması uygundur. |
Arapça |
| Balahatun |
Üstün, asil kanlı. Değerli soy mensubu. Balahatun: Şeyh Edebali'nin kızı ve Osman bey |
Türkçe |
| Balca |
Bal damlası, bal gibi |
Türkçe |
| Baldan |
Bal gibi tatlı, şirin, hoş. |
Türkçe |
| Balgın |
1. Bal'a doymuş. 2. Çok tatlı, bal gibi. |
Türkçe |
| Balhan |
Hazar denizi sahilinde Anuderyanın eski yatağının denize vardığı yerde bir dağ silsil |
Türkçe |
| Balın |
(bkz. Balım). |
Türkçe |
| Balizza |
Çok zarif çok güzel ve çok ahlaklı bayan manasına geliyor. |
Arapça |
| Balkız |
Şirin, tatlı, hoş. Belkıs adının örfte söylenişi. |
Türkçe |
| Banu |
1. Kadın hatun, hanım. 2. Kraliçe, prenses. 3. Gelin. 4. Şarap ve gül suyu gibi şeyle |
Farsça |
| Banugül |
(bkz. Banu). |
Farsça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Banuhan |
(bkz. Banu). |
Farsça |
| Baran |
1. Yağmur. Mevsim-i Baran, yağmur mevsimi. |
Farsça |
| Barçın |
Bir tür ipekli kumaş. |
Türkçe |
| Barika |
Şimşek, yıldırım parıltısı. |
Arapça |
| Basiret |
1. Göz açıklığı, inceden inceye etraflı derin görüş. 2. Ön görüş, seziş. |
Arapça |
| Basriye |
(bkz. Basri). |
Arapça |
| Batıgül |
Batı'da açan yetişen gül. |
Türkçe |
| Baylan |
1. Nazlı, şımarık. 2.Bayla büyüdü bir dediği iki edilmedi. |
Türkçe |
| Bedahşi |
(bkz. Bedahşan). |
Farsça |
| Bedia |
1. Yüksek estetik değerde, sanat eseri. 2. Beğenilen ve takdir edilen şey. Eşi az bul |
Arapça |
| Bedihe |
1. Düşünmeden, birden bire söylenen güzel söz. 2. Başlangıç. |
Arapça |
| Bedinur |
(bkz. Bedi). |
Arapça |
| Bediran |
1. İşleri kötü idare eden. 2. Çapkın kadın. |
Farsça |
| Bedirnisa |
Dolunay kadar güzel kadın anlamdadır. |
Arapça |
| Bedran |
1. Sert başlı at.2. Daima. 3. Hoş latif, yakışıklı. |
Farsça |
| Bedreke |
Yol gösteren, kılavuz. |
Farsça |
| Bedriye |
1. Ay gibi. Ay kadar güzel. Ay'a ait. 2. Sühreverdiyye tarikatının altı şubesinden bi |
Arapça |
| Bedrunnisa |
Dolunay yüzlü kadın. |
Arapça |
| Begüm |
Kadın hükümdar, prenses. Doğu Türk hükümdarlarının harem ve kızlarına isim olarak ver |
Farsça |
| Begün |
Gün |
Türkçe |
| Behice |
Şen, güzel, güleryüzlü kadın. (bkz. Behiç). |
Arapça |
| Behire |
1. Güzel kadın. Soyu-sopu temiz kadın. 2. Şişmanlıktan dolayı nefes darlığı olan. |
Arapça |
| Behiye |
Beha'dan güzel. |
Arapça |
| Behnane |
Güleryüzlü, iyi huylu ve daima gülen kadın. |
Arapça |
| Behra |
l. Onun için ondan dolayı. 2. Bir Arap kabilesi olup Hunus ovasında yerleşmişlerdir. |
Farsça |
| Behrem |
Asfur çiçeği kırmızı gül. |
Arapça |
| Bejna |
Boyu, endamı güzel. |
Kürtçe |
| Bekem |
Sağlam, dayanıklı aynı zamanda bir ağaç ismi. |
Bilinmiyor |
| Belçim |
Çim yaprağı |
Arapça |
| Belemi |
Peygamber çiçeği,mavikantaron olarak bilinen çiçek |
Arapça |
| Belgin |
1. Alamet, nişan, marka. 2. Tam ve kesin olarak belirlenmiş, sarih. |
Türkçe |
| Belik |
Saç örgüsü. |
Türkçe |
| Belin |
Gözlerini açıp baka kalmış şaşkın. |
Türkçe |
| Belinay |
Ayın gölün yüzeyine yansıması, Peygamber Çiçeği |
Türkçe |
| Belit |
Başka bir önermeye götürülemeyen ve kanıtlanamayan, böyle bir geri götürme ve kanıtı |
Türkçe |
| Beliz |
İşaret, im, iz. |
Bilinmiyor |
| Belkıs |
Müslümanların seba melikesine verdikleri isim. Güneşe tapan bir kavmin kraliçesi iken |
Arapça |
| Belma |
Yumuşak, sakin, telaşsız (kimse). |
Bilinmiyor |
| Belmanur |
Belma ve nur isimlerinden meydana gelmiştir. |
Bilinmiyor |
| Benal |
Ben-Al |
Bilinmiyor |
| Benan |
Parmakla gösterilecek kadar güzel |
Bilinmiyor |
| Benazir |
Bir tane. Eşsiz, tek anlamlarını taşır. |
Arapça |
| Bengisu |
Ebedilik, ölümsüzlük veren su, Ab-ı hayat. |
Türkçe |
| Bengü |
Ebedi, sonu olmayan. |
Türkçe |
| Bengübade |
Parıldayan,ışık saçan |
Türkçe |
| Bengül |
Üzerinde benekler bulunan gül |
Türkçe |
| Beniz |
Türkçe anlamı "Yüz rengi" dir. |
Türkçe |
| Benna |
Yapı yapan, mimar, kalfa, dülger. |
Arapça |
| Bennur |
Ben nur gibi parlak ve güzelim anlamında kullanılan bir ad. |
Türkçe |
| Bensu |
Su gibi aziz benlik |
Türkçe |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Beray |
Ay'ın en ışıltılı, en parlak hali |
Türkçe |
| Berceste |
1. Seçilmiş, beğenilmiş. 2. Güzel, hoş, latif. |
Farsça |
| Berçin |
Toplayıcı. |
Farsça |
| Bercis |
1."Müşteri" denilen yıldız, Jüpiter gezegeni. 2. Sütü çok olan deve. |
Arapça |
| Bereket |
1. Bolluk. 2. Meymenet, saadet, mutluluk, Allah vergisi. |
Arapça |
| Berfin |
1. Kardan yapılmış. 2. Tertemiz, kar gibi beyaz. |
Farsça |
| Bergüzar |
Hediye, hatıra, andaç. |
Farsça |
| Bergüzin |
Seçkin, beğenilmiş makbul. |
Farsça |
| Beria |
Olgunluk ve güzelliğiyle akranlarından üstün olan sevgili. |
Arapça |
| Berika |
Şimşek parıltısı. |
Arapça |
| Berikanur |
Bknz. Berika ve Nur |
Arapça |
| Beril |
Arınmış, aklanmış |
Bilinmiyor |
| Berire |
İnam ve ihsan sahibi. Saliha ve vazifesini yapan hanım. |
Arapça |
| Berivan |
Dağ çiçeği. Kayalık yerlerde yetişen ve etrafında hiçbir bitkinin yaşamasına izin |
Bilinmiyor |
| Bermal |
Dağ tepesi, doruk. (bkz. Şahika, zirve). |
Farsça |
| Berrak |
1. Duru, saf, bulanık olmayan, nurlu. 2. Şimşek, parıltı. 3. Kulağa hoş gelen ses. |
Arapça |
| Berraka |
Aydınlık görünüşlü güzel kadın. |
Arapça |
| Berran |
Kesen, kesici, keskin. |
Farsça |
| Berre |
Peygamberimiz hanımlarından ikisinin ilk isimlerini değiştirmiştir. Biri Cüveyriye, d |
Arapça |
| Berrin |
Yüksek yüce. |
Farsça |
| Berru |
1İyilik eden, iyiliği ve mükâfâtı çok olan. 2Sözünü yerine getiren. |
Arapça |
| Berşan |
Ümmet. Bir peygamberin din ve kitabını kabul ve tasdik eden kimse. |
Farsça |
| Berşe |
Hep, bütün, çok. |
Türkçe |
| Berva |
Fırtına anlamını taşımaktadır. |
Lazca |
| Berzah |
İnsanların ölümden sonra kıyamete kadar bekleyeceği yerdir. Ayrıntılı bilgi için |
Arapça |
| Besamet |
Güleryüzlülük, şenlik. |
Arapça |
| Beşaret |
1. Müjde, muştu, iyi haber. 2. Güler yüzlülük, gülümseme. |
Arapça |
| Besime |
(bkz. Besim). |
Arapça |
| Beşire |
1. Müjde getiren, müjdeci. 2. Güleryüzlü, güleç hanım |
Arapça |
| Beste |
1. Kapalı, bağlı, bitiştirilmiş bağlanmış. 2. Müzikte, şarkının makam ve ahengi. |
Farsça |
| Beşuş |
1. Okşadıkça süt veren deve. 2. Araplarca çok meşhur ve meş'um bir kadın. |
Arapça |
| Betigün |
Beti + Yüz (Bet: benizdeki gibi) Gün : Aydınlık, aydınlık yüz |
Türkçe |
| Betil |
Temiz, iffetli |
Arapça |
| Betül |
1. Bakire. 2. Erkekten çekinen, erkeklere yaklaşmayan namuslu kadın. 3. Ayrı kök sala |
Arapça |
| Betülay |
(bkz. Betül). |
Arapça |
| Beyaz |
1. Ak, en açık renk. 2. Aydınlık. 3. Deri rengine göre bir insan ırkı. 4. Yumurta akı |
Arapça |
| Beyda |
1. Tehlikeli yer. 2. Sahra, çöl. 3. Mekke ile Medine arasında düz bir yer. |
Arapça |
| Beyhan |
Hükümdarların üstünü. Seçkin han. Beyhan Sultan: Mustafa III. kızı. |
Türkçe |
| Beyna |
"iki el arasındaki sevgi" anlamındadır. Kuran’ da yer alan bir kelimedir. |
Arapça |
| Beysun |
Nazik insan. |
Türkçe |
| Beytiye |
Eve ait, evle ilgili. |
Arapça |
| Beyza |
1. Daha ak, çok beyaz. 2. Günahtan kaçınmış. Günahla kirlenmemiş. |
Arapça |
| Beyzagül |
Lekesiz, tertemiz gül anlamındadır. |
Türkçe |
| Beyzanur |
Işık saçan nur |
Arapça |
| Bezen |
Süs, benek, zinet. |
Türkçe |
| Bezmi Alem |
Dünya meclisi, sohbet toplantısı. Bezm-i Alem Sultan. Sultan Abdülmecid'in annesi. |
Arapça |
| Bidayet |
Başlama, başlangıç. |
Arapça |
| Bige |
Evlenmemiş, çouğu olmamış. |
Türkçe |
| Bihruz |
İyi gün, güzel gün anlamında. Bihruze Hatun: Şah İsmail'in zevcesi. Çaldıran'da yenil |
Farsça |
| Bihter |
Pek iyi, daha iyi. |
Farsça |
| İsim |
Anlamı |
Kökeni |
| Bihterin |
En iyi, pek iyi. |
Farsça |
| Bilge Hatun |
Kutluk Han'ın annesi. Türk hükümdarı (VIII.yy-). |
Türkçe |
| Bilgen |
(bkz. Bilge). |
Türkçe |
| Bilginur |
Bilginin ışığı, bilginin aydınlığı. |
Türkçe-Farsça |
| Bilgiser |
(bkz. Bilginer). |
Türkçe-Farsça |
| Bilgiye |
Bilgin hanım.Yanlış yapılmış isimlerdendir. |
Türkçe |
| Bilgün |
(bkz. Bilgin). |
Türkçe |
| Billur |
1. Bazı cisimlerin tabi olarak aldıkları geometrik şekil. 2. Duru, berrak, kesme cam, |
Arapça |
| Bilsen |
Kendini bil. |
Türkçe |
| Bilun |
Yarım Ay |
Bilinmiyor |
| Binay |
Bin tane ay, çok kuvvetli ışık. |
Türkçe |
| Binhan |
Hanların hanı. |
Türkçe |
| Binnar |
Ateş topları, aynı zamanda bin nar tanesi anlamı taşır. |
Türkçe |
| Binnaz |
1. Nazlı. 2. Cilveli. 3. Allah'a yalvaran. |
Türkçe |
| Binnur |
1. Nurla özdeşleşmiş. 2. Bin tane nur. |
Türkçe |
| Biray |
Ay gibi tek, eşsiz. |
Türkçe |
| Birben |
Bir ve Ben in birleşiminden oluşmuş bir isimdir. Sadece ben olarak anlamlandırılabili |
Türkçe |
| Birce |
Tek, eşsiz, biricik. |
Türkçe |
| Bircis |
Gezegen, Jüpiter, müşteri yıldızı, bercis. |
Arapça |
| Birgi |
Batı Anadolu'da İzmir ilinin Ödemiş ilçesinin merkezi, Bozdağ eteklerinde kurulmuştur |
Türkçe |
| Birgül |
Bir tane, tek gül. Kıymetli gül. |
Türkçe |
| Biricik |
Tek, bir tane, emsalsiz |
Türkçe |
| Birim |
Bir tanem, biriciğim. |
Farsça |
| Birsen |
Sadece sen, tek sen. |
Türkçe |
| Birsev |
Tek sevgili. |
Türkçe |
| Birsin |
Yonca. |
Arapça |
| Birsu |
Özel bir su, biricik su gibi |
Türkçe |
| Bitengül |
Güllerin bitmesi. |
Türkçe |
| Bucak |
Genellikle, geniş verimli bakımlı alanlara verilen ad |
Türkçe |
| Budesur |
Su gibi tatlı iyi huylu şeker cana yakın |
Bilinmiyor |
| Buğçe |
Cennette bulunan sarmaşığın ismi aynı zamanda yere düşen ilk kar tanesi. |
Bilinmiyor |
| Buğlem |
Cenneti müjdeleyen melek |
Arapça |
| Buhayra |
1. Küçük deniz. 2. Mısır'ın kuzeybatısında bir şehir. |
Arapça |
| Buket |
Çiçek demeti. |
Farsça |
| Bukle |
Kıvrılmış, küçük lüle şeklinde saç. |
Farsça |
| Büklüm |
Bükülmüş kıvrılmış şeylerin oluşturduğu halka. |
Türkçe |
| Bülbül |
1. Sesinin güzelliğiyle ünlü ötücü kuş. 2. Sesi çok güzel olan kimse. Bülbül Hatun: B |
Arapça |
| Burçe |
Küçük takım yıldız |
Türkçe |
| Burçin |
Dişi geyik. |
Türkçe |
| Burcu |
Güzel koku. |
Türkçe |
| Bürde |
1. Hırka, Arapların gece üzerlerine örttükleri, gündüz giyindikleri elbise. 2. Ka'b b |
Arapça |
| Bürke |
1. Martı. 2. Havuz, gölcük. |
Arapça |
| Buse |
Öpüşmek, öpmek. |
Farsça |
| Busem |
(Bu kelimede iyelik eki var yani sahiplenme eki (m)) Benim Olan |
Türkçe |
| Busena |
Öpüşmek, öpmek anlamına gelen buse ve 1. Övgü ile ilgili. 2. Şimşek parıltısı anlamla |
Arapça/Farsça |
| Büşra |
Müjde, sevinçli haber. |
Arapça |
| Büşranur |
Büşra ve Nur kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir isimdir. |
Arapça |
| Büte |
Fidan. |
Türkçe |
| Büteyra |
1. Güneş. 2. Sabah. |
Arapça |
| Cabire |
(bkz. Cabir). |
Arapça |
|
|
|