Anayasa, adı üzerinde vatandaşların bir arada yaşaması ve devletin varlığını sürdürmesi için üzerinde mutabık kalınmış temel esaslardır. Batı toplumlarında bu mesele siyasi çekişmelere kurban edilmeden ama sert tartışmalar da eksik olmadan 18.yüzyılda halledilmiştir. Değişen zamana göre üzerinde küçük tadilatlar yaparak tabii.
Bizde ise Kanun-u Esasi’den bu yana anayasa, hep dışarıdaki örneklerden kotarılmak suretiyle ve savaşlar, darbeler gibi olağanüstü zaman dilimlerinde tepedeki oligarşik bir zümre tarafından “yazılıvermiştir”. Eh bir çırpıda yazılınca bir çırpıda da silinmiştir tabii. Modern Türkiye’nin en uzun ömürlü anayasası 1924 anayasasıdır ki ömrü 37 yıl olmuştur. 1961 ve 1982 anayasaları askeri vesayet altındadır ve 1982 anayasası aslında uzun zamandır hara- retle eleştirilmektedir.
Adam gibi bir memlekette adam gibi bir anayasa olması iktiza eder. Lakin gelin görün ki koca Türkiye hilkat garibesi bir anayasayla idare edilmektedir. Öyle ki şu ana kadar 16 kez değişiklik paketleri meclisten oylanarak geçmiştir ama külüstür bir araba gibi tamiratlar başka arızalara sebep olmaktadır.
Peki son günlerde tartıştığımız konu anayasa değişikliği mi? HAYIR !
Sadece 17. kez bazı maddelerin paket halinde değişikliği üzerine bu kadar gürültü kopuyor. Baykal da Bahçeli de farklı cümlelerle aynı anlamda konuşuyorlar: “ Anayasa değişmeli ama AKP değil biz değiştiririz”.
Siz de sanıyorsunuz ki yepyeni bir anayasamız olacak. Heyhat! Nerede o mutabakat ve uzlaşma kültürü.. Bizim siyasetimizde karalama ve yıpratma kültürü daha baskın. Daha bazı maddelerin değiştirilmesini, yani dandik bir anayasanın tamiratını beceremiyoruz.
Komplo Teorisi:
Erdoğan bu işin referanduma gitmesini istemiyor. Çünkü başında “parti kapatma davası” gibi bir kılıç ıslıklar çalarak dönüyor epeydir. Referandum bir nevi geniş katılımlı anket çalışması olacak. Hani son yerel seçimler, doğrudan alakası olmadığı halde, halkın hükümete “Ergenekon Davası”nda desteği hakkında bir nabız yoklaması haline gelmişti. Referandumda yalnızca anayasa oylanmayacak; hükümetin Ergenekon üzerine gitme iradesi ve diğer tüm icraatları oylanacak aslında. Eğer %70’in altında bir “evet” çıkarsa anayasa değişiklik paketi onay alacak ama erken seçim kaçınılmaz olacak. Ergenekon Davası erken seçim sürecinde “balyoz”lanıp “kafes”lenmek istenecektir ki kapatma davası hükümetin gücünü zayıflatacaktır.
Dolayısıyla partiler arası uzlaşma aramak, olmazsa teklifi geri çekip meydanlarda halka durumu anlatmak daha mantıklı görünüyor Erdoğan açısından. Bu durumda kapatma davası açılması AKP’ye zarardan çok fayda getirecektir ama piyasaları allak bullak edip olan yine gariban vatandaşa olacaktır.