Son zamanlarda çalışanların statüleriyle ilgili 4b-4c meselesi gündeme oturdu. 657 sayılı devlet memurları ve bilmem kaç sayılı çalışma kanunu gibi soğuk ifadeler arasında sözleşmeli ve geçici statüde çalışanların sıkıntıları da gündeme gelir oldu. Bunda seçim rüzgarlarının da tesiri var mı bilinmez ama çoluğundan çocuğundan ayrı kalmış binlerce çalışanın varlığı da bir gerçek.
Gerçi işsizliğin yüksek olduğu bir ortamda “en azından çalışacakları bir işleri var” diye meseleye bakılabilir ama unutmayalım ki “kölelik düzeni” devam ederken de köleler “en azından yiyecek aşımız, üstümüzde damımız” diyerek kendilerini avutuyorlardı.
Özellikle 4b sözleşmeli statü ile kadro arasında ücret bakımından önemli bir fark olmadığı halde devlet IMF’li yıllarda personel alımı noktasındaki tepkiyi azaltmak için bu 4b meselesine sarıldı. Daha sonra KPSS olayı başlayınca 4bliler çakılı kadro haline geldi. Nakil-yer değişikliği hakları olmadı.
Devlet insanları bir bakıma “aşları ile eşleri arasında” bıraktı. Buna sözlükte modern zaman köleliği deniyor. Sosyal devlet mi? “Eh insanların işi var ya”.. Babaları varken babasız, anneleri varken annesiz çocuklar ne olacak? “Ama insanların işi vaar..”
MEB başı çekiyor bu konuda. Zaten sorun çözülürse MEB’den başlayarak ve diğer kurumlara yayılarak çözülecek artık. Sağlıktan diyanete kadar onlarca kurumda on binlerce modern zaman kölesi iyi haberler bekliyor Ankara’dan.
Sözün özü bu çığ büyümeden durdurulmalı. 4bliler IMFsiz bu güzel günlerde kadroya alınıp bundan sonra 4b statüsü ortadan kaldırılmalı.
İnsanları bu hale getirmenin ne sol siyasette ne de muhafazakar siyasette yeri yok. Bu olsa olsa fildişi kulelerde toplumu yönetmeye kalkan bir zihniyetin hoyratlığı olabilir.
İki çocuğun ağlamasıyla mahkumları afla salıveren “devlet baba”, hafta sonu ya da ay sonlarında pencerede anne-babalarının gelmesini yıllardır heyecanla bekleyen binlerce yavrunun gözyaşlarını da siler herhalde..
Ömer Bilgili - HaberGO.com